Çok demagog gördüm. Fakat ne medyada ne de siyasi hayatta Yılmaz Özdil gibi yeteneklisine ömrüm boyunca rastlamadım. Videolarını kendi başına mı kotarıyor, arkasında bir ekip mi var bilmiyorum. Eğer o videoları esas olarak kendisi kotarıyorsa, iddia ediyorum ki Türkiye Cumhuriyeti tarihine Özdil kıratında bir demagog gelmemiştir.
Geçtiğimiz gün son videolarından birini izledim. Olağanüstüydü. Özgür Özel’i hedef almıştı. Öyle bir hedef almıştı ki, Havuz Medyası’nın topu birleşse, bunlara Kılıçdaroğlu’nun adamları da katılsa onun kadar hiç kimse Özgür Özel’i böylesine “paçavraya” çeviremezdi.
Eğer bu yeteneğini videoda değil de şifahi konuşmalarla kürsüde yapabilseydi, ben Yılmaz Özdil’in az sonra Cumhurbaşkanlığını açık ara kazanacak olan en büyük aday olarak ilan ederdim. Ama canlı yayında tüm hazırlığına rağmen videolardaki kadar başarılı olmadığını biliyorum. Özdil’den siyasi bir lider olmaz. Olsaydı şimdiye kadar olurdu zaten.
Ama tanıdığım bildiğim hiçbir demagog da videolarındaki Özdil’le yarışamaz.
Yöntemi aslında çok basit. Önce herkesin tereddüt etmeden kabul edebileceği yanlışları abartarak sergiliyor. Örneğin “Yeni Parti” ismini alarak Özgül Özer’in yaptığı hatayı öyle “bilgiler” öne sürerek alaya alıyor ki, bana bile “yuh olsun” dedirtiyor. Meğer şu Musul Konsolosu ve CHP’den ihraç edilmiş eski CHP milletvekili “yenilik partisi” adıyla bir parti kurmuş, Yeni Parti ismini koymamaları için Özgür Özel’in kadrolarını uyarmış. Daha beteri adamın biri çok önceden “Yeni Parti” isimli bir parti kurmuş, bu mahut Musul Konsolosu Yargıtay başvurusuyla bu partinin ismini değiştirmiş. Bunu da Yeni Parti’ye bildirmiş. Ama Özgür Özel buna rağmen “Yeni Parti” ismiyle partiyi kurunca, onun tabiriyle hem Yargıtay’la, hem de Anayasa Mahkemesi ile “papaz olmuş.” Ekranda Özdil bunu anlatırken kıkır kıkır gülmekte. “Şimdi de bu Özel mağdur numarası yapıyor” diyerek Yeni Parti’nin şu andaki dehşetli mağduriyetini bir çırpıda görünmez kılıyor. Aşk olsun yani.
Bununla yarattığı “şok”tan sonra ana konuya geliyor. Başlıyor Özgür Özel’in Belediye Başkanlarının yaptıklarını teker teker AKP’ye transfer olmasını ayrıntılarıyla anlatıyor. Gerçek CHP’lileri tasfiye edip bu “çürükleri” Başkan yaptığını, bu suretle tıpkı Kılıçdaroğlu gibi AKP’ye hizmet ettiğini ilan ediyor.
Ve arkasından ağustos ayıyla ilgili 11 kamu araştırma şirketi tarafından yapılan araştırmanın ortalamasını belki beş-altı kere tekrar ediyor. Bu ortalamaya göre AKP’nin oyu yüzde 33 ve Yeni Parti’nin oyu ise yüzde 22 imiş. İşte diyor “benim CHP’yi bölmeyin diye yalvarmama rağmen böldüler ve sonuç meydanda…’’
Demagog sadece “laf cambazı” değildir. Aynı zamanda madrabazdır. Hakikati ters yüz eder. Ama ben bunun kadar hakikati ters yüz eden demagoga hayatımda rastlamadım.
Özdil’in, izleyiciyi neredeyse hipnotize eden tarzıyla anlatımına kilitlenir, kendinizi kaptırırsanız, sanırsınız ki Özgür Özel CHP’yi bölmek istemiş ve böldüğü için , Özgür Özel CHP Genel Başkanıyken CHP’nin yüzde 30’ları aşıp 40’ın eşiğine gelen oyu yüzde 22’ye düşmüş, yeniden ikinci parti olmuş. Bu bir “gerçek”. Ama gerçeğin altında yatan ne?
Özdil neyi gizliyor? Her demagog gibi “hakikati ”gizliyor. Devletin ve AKP’nin “süreç içinde darbeyle” adım adım başarıya yürüdüğü gerçeğini tek kelimeyle videodaki konuşması boyunca gizliyor.
Ve gizlemekle kalmıyor, bir de devlet ve iktidarla birlikte bir “darbeyi” de kendisi indiriyor.
Şu akıllara durgunluk veren darbe olmasa AKP CHP’li belediye başkanlarını transfer edebilir miydi diye izleyicinin aklına bir soru bile gelmiyor.
Evet Yeni Parti adım adım iktidar hedefinden geriliyor. Ve giderek tasfiye edileceği sınıra yaklaşıyor. Devletin ve iktidarın yürüttüğü operasyonları neredeyse iki yıldır bir milim geriletemiyor.
Ülkede geleceğin muhtemel Cumhurbaşkanı hapse atılmıştır. Geleceğin muhtemel iktidar partisi CHP Özgür Özel’in elinden alınmıştır. Binasız, parasız cascavlak hale getirilmiştir. Daha önemlisi, vaktiyle Özgür Özel başkanlığındaki CHP’ye yakın büyük sermaye sahipleri keyfi tutuklamalar karşısında sindirilmiş ve Yeni Parti kurulduğunda bu sermaye sahipleri de büyük ölçüde Özgür Özel’in elinden alınmıştır. Geriye sadece seçmen kitlesi kalmıştır. Ve bu kitle haftada iki gün koştuğu mitinglerden yorgun düşmekle kalmamış, zenginler sınıfı Yeni Parti’den uzaklaştıkça, bu zengin sınıflarla iş yapan KOBi’ler de, bunların işletmelerinde çalışanlar ya da ekmek yiyenler de Yeni Parti’den adım adım uzaklaşmaya başlamışlardır. Geriye yüzde 20’lik seçmen kalmıştır. Bu seçmenin de Özdil gibi demagogların yıkıcı etkisi altında ne kadar direnecekleri belli değildir.
Türkiye tarihinin en büyük demagogu devlet ve iktidarın darbesinde özel bir rol oynamaktadır. Sezar’ın hakkı Sezar’a. Adam rolünü mükemmel oynamaktadır.
Özgür Özel’e benim kişisel tavsiyem şudur: Kamuoyu yoklamalarının sonuçlarıyla moralini bozmamalıdır. Elinde kalan yüzde 20’lik seçmen büyük bir güçtür. Bu güç Yeni Parti’yi iktidara taşıyamasa da, Yeni Parti’nin kökten tasfiyesini önleyebilir.
Eğer Özgür Özel “erken seçimle iktidar olma rüyasından” uyanabilirse, “sandığı önümüze koy” diyor ya, sandığın önüne konsa bile onu iktidara götürmeyeceğini bu darbe şartlarında anlayabilirse; ama onun da, Türk ve Kürt halklarının da önüne konan “müzakere masasını” görebilirse, bu masada “boş duran” Türk muhalefetinin sandalyesine, ne kadar kaldıysa o kadar ağırlığı ile oturabilirse; müzakere sürecinin ikinci aşamasında “demokratikleşme adımlarının” atılması için, “oy kaybederim” korkusunu aşıp Dem Parti’yle birlikte İktidarı zorlayıp, demokratik adımların atılmasını sağlayabilirse…
İşte o zaman süreç içinde darbeyi durdurabilir, Yılmaz Özdil gibi demagogların yıkıcı etkilerini ortadan kaldırabilir, partisinin tasfiye edilmesini önleyebilir ve “yeniden iktidar rüyası” için “istiareye” yatabilir.
Demagog bunu biliyor ve Özgür Özel’in müzakere masasındaki “boş muhalefet sandalyesine” oturmaması için “bir de bu hatayı yapıp, oyunu yüzde 10’a düşürme” diye korkutmaya çalışıyor.
Özgür Özel kendisine ayrılmış boş sandalyeye oturduğu gün, o sandalyeye oturanı ne devlet ve iktidar ne de demagoglar korkutabilir.
Özgür Özel kardeşim, bir bak, o masadaki Kürt bunların topundan korkuyor mu? Yoksa onlar mı masadaki Kürt’ten korkuyor?
Korkma…Senden korksunlar!..









