• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
10 Haziran 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Bütün devrimler yapıldı, insan hâlâ bekleniyor: Dönüşüm üzerine bir uygarlık sorgulaması

10 Haziran 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Hiyerarşiyi eleştiririz ama ayrıcalıklarımızdan vazgeçmekte zorlanırız. Egemenliği eleştiririz ama kendi küçük alanlarımızda egemenlik kurmaya çalışırız. Bu nedenle dönüşümün başladığı yer, başkalarını değiştirme isteği değil, insanın kendisini sorgulama cesaretidir

Gürsel Karaaslan

Belki de insanlığın en büyük sorunu bilgisizlik değildir.

Belki de asıl sorun, insanın kendisiyle yüzleşememesidir.

Çünkü insanlık tarihi dikkatle incelendiğinde ilginç bir çelişkiyle karşılaşırız:

İnsan, doğanın sırlarını çözmekte gösterdiği başarıyı kendisini anlamakta gösteremedi.

Dış dünyayı değiştirmekte gösterdiği cesareti, kendi iç dünyasına yöneltmekte gösteremedi.

Bu nedenle bugün insanlık büyük bir paradoksun içinde yaşamaktadır.

Bilgi hiç olmadığı kadar arttı. Teknoloji hiç olmadığı kadar gelişti. İletişim araçları hiç olmadığı kadar çoğaldı. Ama insanın kendisiyle, toplumla ve yaşamla kurduğu ilişkinin niteliği aynı ölçüde derinleşmedi. Bugün insanlar birbirlerine saniyeler içinde ulaşabiliyor; fakat birbirlerini anlamakta zorlanıyor. Dünyanın her köşesinden haberdar olabiliyor; fakat kendi iç dünyalarına yabancı kalabiliyor. Daha fazla bilgiye sahip oluyor; fakat daha fazla bilgeleşemiyor.

Belki de çağımızın en büyük krizi tam da budur:

Bilgi krizi değil.

Karakter (kişilik) krizi.

Teknoloji krizi değil.

İnsanlaşma krizi.

Çünkü insanlık uzun zamandır dünyayı değiştirmeye çalışıyor; fakat kendisini dönüştürmeyi aynı kararlılıkla gündemine almıyor. Oysa dönüşüm, yeni fikirler edinmek değildir. Yeni sloganlar öğrenmek değildir. Yeni kimlikler kuşanmak değildir. Dönüşüm, insanın kendi sınırlarıyla, korkularıyla, hırslarıyla ve iktidar arzularıyla yüzleşebilmesidir.

İnsan neden dönüşemiyor?

Belki de bunun nedeni, dönüşümün insanın sahip olduklarını değil, sahip olduğunu sandığı şeyleri sorgulamasını gerektirmesidir. İnsan inançlarını değiştirebilir. Aidiyetlerini değiştirebilir. Siyasi görüşlerini değiştirebilir. Fakat bunların hiçbiri tek başına dönüşüm anlamına gelmez. Çünkü dönüşüm, düşüncelerin değişmesinden önce kişiliğin değişmesidir.

İnsanın kendisini merkeze koyan yaşam anlayışını sorgulamasıdır. Haklı olma ihtiyacını anlamanın önüne koymaktan vazgeçmesidir. Kendisini yaşamın sahibi değil, bir parçası olarak görebilmesidir. Belki de insanlığın en büyük yanılgılarından biri, bütün sorunların dışarıda olduğuna inanmasıdır. Oysa dışarıda eleştirdiğimiz birçok şeyin küçük bir örneği içimizde yaşamaya devam eder. Baskıyı eleştiririz ama bize itiraz edilmesini istemeyiz.

Hiyerarşiyi eleştiririz ama ayrıcalıklarımızdan vazgeçmekte zorlanırız. Egemenliği eleştiririz ama kendi küçük alanlarımızda egemenlik kurmaya çalışırız. Bu nedenle dönüşümün başladığı yer, başkalarını değiştirme isteği değil, insanın kendisini sorgulama cesaretidir. Çünkü insanın en zor mücadelesi dışarıdaki düşmanlarla değil, içindeki egemenle verdiği mücadeledir. Bu gerçeklik, tarih boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıkan erkek egemen zihniyette açıkça görülür. Buradaki erkeklik biyolojik değil, bir egemenlik biçimidir.

Sürekli haklı olmayı isteyen,

dinlemekten çok konuşan,

paylaşmaktan çok sahiplenen,

birlikte yaşamaktan çok yönetmeye yönelen bir zihniyet…

Bu zihniyet yalnızca erkeklerde değil, kadınlarda da kendisini yeniden üretebilir. Çünkü mesele cinsiyet değil, egemenlik kültürüdür. Dönüşüm ise tam tersine, hükmetme ihtiyacının yerini paylaşmanın aldığı bir bilinç düzeyidir. Kontrol etmenin yerini güvenin aldığı,

rekabetin yerini dayanışmanın aldığı, sahip olmanın yerini üretmenin aldığı bir yaşam anlayışıdır. Bu nedenle dönüşmüş insanı yalnızca ahlaklı ya da iyi insan olarak tanımlamak eksik kalır. Dönüşmüş insan aynı zamanda üreten insandır. Bulunduğu yere değer katan insandır. Yaşamı çoğaltan insandır. Kendisini başkalarının üzerinde değil, başkalarıyla birlikte var eden insandır. Bilgiyi bir üstünlük aracına dönüştürmeyen, paylaşan insandır. Özgürlüğü yalnızca kendisi için değil, herkes için isteyen insandır. Kendi varlığını tüketimle değil, katkıyla anlamlandıran insandır. Dönüşmüş insanın estetiği de farklıdır. Gösterişten çok anlamı önemser. Görünmekten çok olmakla ilgilenir. Kendisini sahip olduklarıyla değil, yarattığı değerlerle ifade eder. Çünkü dönüşüm yalnızca insanın neyi reddettiğiyle değil, neyi inşa ettiğiyle ilgilidir. Asıl mesele kötü olanı eleştirmek değil, iyi olanı büyütebilmektir.

Yıkmak değil, kurabilmektir.

Tüketmek değil, üretebilmektir.

Bu nedenle dönüşümün siyasal karşılığı demokratik kişiliktir.

Demokrasi yalnızca seçimlerden, kurumlardan ya da yasalardan ibaret değildir.

Öncelikle bir yaşam kültürüdür. Farklılıklarla yaşayabilme yeteneğidir. Hakikati mülk edinmeme olgunluğudur.

Başkalarının özgürlüğünü kendi özgürlüğünün koşulu olarak görebilmektir.

Demokratik toplumlar ancak demokratik kişilikler tarafından inşa edilebilir.

Dönüşmemiş kişiliklerin kurduğu en iyi sistemler bile zamanla kendi zıddına dönüşebilir.

Belki de insanlık bugüne kadar birçok devrim yaptı.

Ekonomik devrimler yaptı.

Siyasal devrimler yaptı.

Bilimsel devrimler yaptı.

Teknolojik devrimler yaptı.

Fakat bütün bu devrimlerin ortasında çözülmemiş bir soru kaldı: İnsanın kendisi.

Bu yüzden insanlığın önündeki en büyük devrim artık yeni bir iktidarın, yeni bir ideolojinin ya da yeni bir teknolojinin devrimi değildir. İnsanın kendisiyle kurduğu ilişkinin devrimidir.

Kişiliğin devrimidir.

Vicdanın devrimidir.

İnsanlaşmanın devrimidir.

Çünkü dönüşmeyen insanın elindeki her güç, er ya da geç yeni bir tahakküm üretir.

Dönüşen insanın elindeki güç ise özgürlüğe, paylaşıma ve ortak yaşama dönüşür.

Belki de insanlık uzun zamandır yanlış yerde çözüm arıyor.

Dünyayı değiştirmek için sayısız yol denedi.

Ama kendisini dönüştürmenin yollarını yeterince aramadı.

Ve belki de bugün hâlâ önümüzde duran en büyük soru budur:

Bütün devrimler yapıldıysa, insan neden hâlâ bekleniyor?

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hakikati yaşamak: Demokratik özerk birey üzerine

SON HABERLER

Bütün devrimler yapıldı, insan hâlâ bekleniyor: Dönüşüm üzerine bir uygarlık sorgulaması

Yazar: Yeni Yaşam
10 Haziran 2026

Hakikati yaşamak: Demokratik özerk birey üzerine

Yazar: Yeni Yaşam
10 Haziran 2026

Xwebûn krizi

Yazar: Yeni Yaşam
10 Haziran 2026

Kürtler ve Suriye: Müzakerelerin kritik eşiği

Yazar: Yeni Yaşam
10 Haziran 2026

4 Kürt ilinde yeni YEKA alanı!

Yazar: Yeni Yaşam
10 Haziran 2026

İnşanın yolu ‘Hebûn’ olmaktır

Yazar: Yeni Yaşam
10 Haziran 2026

Akıl ve siyaset

Yazar: Yeni Yaşam
10 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır