Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Yürekli, sürecin başarıya ulaşması ve toplumsallaşması için Abdullah Öcalan’ın doğrudan kamuoyuna seslenebileceği koşulların ivedilikle oluşturulması gerektiğini söyledi
Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Yürekli, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yaşanan son gelişmeleri, Meclis’te oluşturulan alt komisyonların işleyişini ve İmralı’daki görüşme koşullarını değerlendirdi.
Devam eden süreçte gözler İmralı’daki iletişim kanallarına Meclis bünyesinde kurulan alt komisyonlara ve yasal düzenlemelerin kapsamına çevrildi. Sivil toplum ve hukuk çevreleri, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için muhataplık koşullarının düzeltilmesi, hukuki güvencelerin sağlanması ve adımların toplumsallaşması gerektiğine dikkat çekiyor.
Müzakere koşulları sağlanmalı, iletişim kanalları açılmalı
Sürecin ana aktörü konumundaki Abdullah Öcalan’ın pozisyonuna ilişkin değerlendirmelerde, mevcut izolasyon koşullarının ve iletişim engellerinin ikna ediciliği zedelediği vurgulanıyor. Avukat ve aile görüşlerinin rutin bir hak olmanın ötesinde, sürecin gereği olarak değerlendirilmesi gerektiği belirten Cengiz Yürekli, şu ifadelere yer verdi:
“Özgür çalışma ve doğrudan temas koşullarının yaratılması bir beklenti değil, müzakere pozisyonunun getirdiği bir zorunluluktur. Sürecin şeffaflaşması ve dezenformasyonun önüne geçilmesi ancak doğrudan iletişimle mümkündür.”
Komisyonlar ve yasal zemin eksikliği
Cumhurbaşkanlığı bünyesinde ve Meclis çatısı altında oluşturulan alt komisyonların varlığı kritik bir adım olarak görülse de uygulama ve resmiyet noktasındaki yetersizlikler öne çıktığını belirten Cengiz Yürekli, yasal çerçevenin dar tutulduğu ve idari mekanizmalara havale edildiği eleştirisi yapıldığını söyledi. Cengiz Yürekli, İzleme Kurulları ve komisyonların barolar, insan hakları örgütleri ile kadın temsilcileri gibi sivil toplum bileşenlerine açılması çağrısı yapıldığını söyledi.
Hukuki çerçeve: umut hakkı ve yargı kararları
Sürecin en önemli hukuki başlıklarından birini ise infaz rejimindeki tıkanıklıklar ve “umut hakkı” oluşturduğuna vurgu yapan Cengiz Yürekli şunları söyledi: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması ve infaz mevzuatının demokratikleştirilmesi gerekiyor. Ağırlaştırılmış müebbet statüsünün bütüncül bir hukuk anlayışıyla ele alınması gerekir. Yasal reformların sadece belirli kısıtlı kesimleri değil; ifade, örgütlenme ve yerel demokrasi haklarını kapsayacak genişlikte olması lazım.”
‘Provokasyonların önü doğrudan iletişimle kesilir’
Son dönemde dijital medyada dolaşıma sokulan kaynağı belirsiz belgelere de değinen Cengiz Yürekli, bu durumun süreç karşıtlığından beslenen bir komplo olduğunu belirtti. Cengiz Yürekli, süreci yürüten idari mekanizmaların şeffaf hareket etmesi ve iletişim kanallarını açık tutması halinde bu tür algı operasyonlarının boşa çıkacağını dile getirdi.
‘Demokratikleşme ve barışın inşası bütün toplumun sorumluluğudur’
Kalıcı barışın ve ikinci yüzyılda demokratik bir cumhuriyetin inşasının yalnızca Kürtlerin veya belirli aktörlerin omuzlarına yüklenemeyeceğini ifade eden Cengiz Yürekli, “Toplumsal barışın inşasında dilin değişmesi ve şovenist söylemlerin engellenmesi gerekiyor. Sürecin yükünün tek bir kesime bırakılamaz. Tüm siyasi partilerin, aydınların ve sivil toplumun sorumluluk alarak eşit yurttaşlık ve kapsayıcı anayasal zemin etrafında birleşmesi gerekiyor” diye ifade etti.
Haber: Necla Demir Arvas / MA









