Yaşanan sürece dair konuşan Nurettin Demirtaş, ‘Kürdistan söz konusu olduğunda hiç kimsenin şundan kaygısı olmasın, bugüne kadar adı, varlığı yok sayılmış olan Kürtler olarak kimliğimize sonuna kadar sahip çıkacağız, Kürt’üz ve Kürt olarak kalacağız’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan ve ‘çerçeve yasa’nın yasallaşmasıyla süreç yeni bir aşamaya geçti. Süreç kapsamında Yeni Özgür Politika Gazetesi’nden Gülcan Dereli’ye değerlendirmelerde bulunan Kültür Sanat Hareketi Komite üyesi (TEV-ÇAND) Nurettin Demirtaş, sürece dair yaşanan kaygılar, olumsuz yaklaşımlar ve barışa doğru ilerlemesi durumunda gerçekleşebilecekler hakkında konuştu.
Yeni bir tarihsel döneme geçildiğinin müjdesinin verildiğini belirten Nurettin Demirtaş, sürecin bayram coşkusuyla karşılanması gerektiğini belirterek, “Önderliğin geliştirdiği süreci, heyecanla, coşkuyla, sevinçle, büyük bir iddiayla sahiplenmek gerekiyor. Fakat bunun mücadelesi, elde edilmesi gereken demokratik hakların mücadelesi verilmeden her şey anlaşmalarla olmuş bitmiş gibi bakılırsa, evet devlet olmadan olmaz bunlar gibi düşünülebilir” dedi.
‘Kürt halkı kendisine ait birçok değer yarattı’
Kardeşi Selahattin Demirtaş ile kurdukları hayallere dair örnekleme yapan Nurettin Demirtaş, “Konuşurduk böyle aile içinde, derdik ki bir gün devletimiz olursa televizyonumuz da olur, televizyonumuz olunca Önder Apo çıkar televizyonda konuşur, acaba neler söyler televizyonda, nasıl konuşur, bunu sohbet konusu yapıyorduk. Büyük bir hayalimizdi. Gün geldi 95 yılı oldu, baktık Kürt halkının bir televizyonu var. O zaman dedik ya demek ki televizyon kurmak için devletin olması gerekmiyormuş. Devlet olmadan da televizyon kurabiliyormuşsun! Rahmetli Egîdê Cimo’nun meşhur bir sözü vardır. ‘Bir halkın tiyatrosu, orkestrası, edebiyatı varsa o halkın devleti de vardır’ diyordu. Şimdi devletimiz olmadan tiyatromuz var. Sanatın her dalı, her alanı var. Bir devlet sahibi olmadan Kürt halkı kendisine ait birçok değer yarattı. Öyle ki Kürt kültürü şimdi Türkiye sinemasının en temel konusu değil mi? Çarpıtılarak da işlense değil mi diziler, sinemalar yani her yerde aslında bir hayranlık var. Bugüne kadar aşağıladıkları kültüre bir hayranlıkla dönüp bakma var. Daha ötesi işte Rojava’da açığa çıkan bir demokratik kültür var. Hayranlıkla karşılanıyor” dedi.
‘Yeryüzünde hiçbir devlet tüm topluma ait olmamıştır’
“Devlet demek iktidar ve güç demek” diyen Nurettin Demirtaş, “devletimiz olsa o gücü ve iktidarı halkımız için kullanırız, diye düşünenler için dünyada öyle bir örnek yok, kimse kendini kandırmasın. Yeryüzünde hiçbir devlet tüm topluma ait olmamıştır. Halkların adıyla anılıyor olması o halka ait olduğu anlamına gelmiyor. Sadece elit bir kesime hizmet ediyor. Tüm devletler elit bir kesim hizmetindedir. Peki bu devletler sür git böyle mi devam edecek? İşte biz başka bir şey daha iddia ediyoruz. Önder Apo’nun dediği gibi Demokratik Cumhuriyet’in içine girmek istiyoruz. Bu aslında değişen dönüşen devlete girmektir” ifadelerini kullandı.
‘Bu cumhuriyeti demokratikleştirerek sahiplenmek istiyoruz’
Nurettin Demirtaş, “Biz mevcut devlete girmek istemiyoruz, mevcut devlet anti-demokratik özellikler taşıyor. Ne yapmak istiyoruz, bu devleti demokrasiye duyarlı hale getirmek, cumhuriyeti demokratikleştirerek sahiplenmek istiyoruz. Cumhuriyet demokratikleştiğinde hepimizin cumhuriyeti olacaktır” diye ekledi.
‘Barış koşulları sağlandığında inanılmaz düzeyde kültürel gelişmeler yaşanacak’
Savaşın birçok potansiyelin ortaya çıkmasını sağladığını ancak bazılarının da önünde engel olduğunu söyleyen Nurettin Demirtaş, “Örneğin yarın barış koşulları oluştuğunda Kürtlerde dünya çapında inanılmaz düzeyde kültürel gelişmeler yaşanacaktır. Mesela sinemada patlama olacaktır. Sanatın tüm alanlarında, tiyatro dünyaya açılacaktır, müzik zaten şimdiden dünya çapında insanlığın ilgisini çekiyor” dedi.
Bunun uzak bir hayal olmadığının altını çizen Nurettin Demirtaş, “Bunu büyütmek, bunu geliştirmek, Kürt halkını demokratik özellikleriyle, kültürel özellikleriyle, tarihsel değerleriyle ve güzellikleriyle tanıtmak varken neden sadece şiddetle anılsın ve neden sadece bir devlet peşinde koşup da devlet sahibi olamayan bir halk olarak anılsın? Neden hep mağdur gibi anılsın. Hayır, Kürt halkı kültürüyle, sanatıyla, demokratik karakteriyle, tarihsel değerleriyle ve her şeyden daha da önemlisi kadın özgürlüğüne öncülük yapmasıyla tanınmıştır ve bundan sonra bu konularda tüm insanlığa gerçekten ışık olacak bu değerleri bütün insanlıkla paylaşmanın onurunu yaşayacaktır. Bunlar devlet sahibi olmaktan daha değerlidir” diye ekledi.
‘Kürtler olarak kimliğimize sonuna kadar sahip çıkacağız’
“Kürdistan söz konusu olduğunda hiç kimsenin şundan kaygısı olmasın, bugüne kadar adı, varlığı yok sayılmış olan Kürtler olarak kimliğimize sonuna kadar sahip çıkacağız, Kürt’üz ve Kürt olarak kalacağız” diyen Nurettin Demirtaş şunları ekledi:
“Kendi ana dilimizle eğitim yapacağız. Kendi ana dilimizle şarkılarımızı söyleyeceğiz ve bundan her zaman gurur duyacağız. Ama bununla beraber hiçbir halk karşısında üstünlük taslamayacağız; ne kendimizi başkasından küçük göreceğiz ne de başkasına karşı üstünlük taslayacağız. Doğrusu halkların bir arada yaşaması; kültürel, ekonomik, demokratik paylaşımlarda bulunması, yaşamı birlikte paylaşmasıdır.”
HABER MERKEZİ









