• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Haziran 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Çin Kutusu siyaseti ve Türkiye’nin barış süreci

5 Haziran 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

‘Mükemmel Diktatörlük’ filminin temel tezi, modern iktidarların baskıdan ziyade hikâye ve algı yönetimi yoluyla toplumları kontrol ettiği yönündedir. Türkiye’de de esas mücadele, siyasal hikâyenin kimin tarafından ve hangi çerçevede yazılacağı üzerinedir

Cahit Kırkazak

Bazı filmler vardır; izledikten sonra sizdeki etkileri devam eder. Çünkü film bitmiştir ama anlattığı düzen yaşamaya devam eder. Luis Estrada’nın “Mükemmel Diktatörlük” filmi tam da böyle bir filmdir. Film, ilk bakışta Meksika’daki medya-siyaset ilişkisini hicveder. Fakat biraz dikkatli izlediğinizde, aslında modern iktidarın nasıl çalıştığını anlatır; Gerçeği değiştirmeden gerçeğin algısını değiştirmek.

Filmde medya yalnızca haber vermez. Kimini büyütür, kimini küçültür. Kimini görünür kılar, kimini görünmez kılar. Kimini kahraman yapar, kimini hain yapar, tehdit olarak gösterir. Böylece siyaset, halkın önüne olduğu gibi değil, özenle kurgulanmış bir hikâye olarak sunulur. Bu hikâye, iktidarın istediği algıyı yaratmak için sürekli yeniden yazılır.

Bugün Türkiye’de siyasetin medya yoluyla toplumunu yönlendirmesi pratiklerine baktığımızda bu filimin çekimlerinin devam ettiğini sanırsınız. Çünkü Türkiye’de uzun zamandır yalnızca siyaset yapılmıyor; aynı zamanda hikâye yazılarak toplumun dikkati istenilen gündeme kaydırılıyor. Buna “Çin Kutusu siyaseti” denir.

Çin Kutusu siyaseti

Bir kutuyu açıyorsunuz, içinden başka bir kutu çıkıyor. Onu açıyorsunuz, bir yenisi geliyor. Her yeni gündem, bir önceki gündemi görünmez kılıyor. Toplum sürekli yeni kutularla meşgul edilirken, esas tartışılması gereken meseleler arka plana itiliyor.

Bu strateji dünyada da yeni değildir. ABD’de Trump döneminde Rusya soruşturması gibi ciddi skandallar gündeme geldiğinde, hemen yeni bir “dış tehdit”, göçmen krizi veya Twitter tartışması devreye sokuluyordu. Rusya’da ekonomik kriz ve yolsuzluk tartışmaları alevlendiğinde, devlet medyası Ukrayna’daki gelişmeleri veya “Batı tehdidini” ön plana çıkarıyordu. Meksika’da uyuşturucu kartelleriyle devlet arasındaki derin ilişkiler konuşulmaya başlandığında, yeni bir şiddet dalgası veya siyasi skandal hızla gündeme getiriliyordu. Aynı mekanizma Brezilya’da Bolsonaro döneminde, Hindistan’da Modi yönetiminde de sıkça gözlemlenmiştir. Amaç her yerde aynıdır: Toplumu “acil” ve duygusal gündemlerle meşgul ederek sistemik sorunları, yapısal adaletsizlikleri ve demokratik açıkları gizlemek.

Tam da bu nedenle son dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız değildir.

Barış süreci ve görünmez kılınan gündemler

Bir tarafta Sayın Öcalan’ın 27 Şubat 2025 yılında yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla pratikleşen yeni süreç bulunuyor. Bu çağrı, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve Kürt meselesinin demokratik siyaset zemininde çözülmesi gerektiğini net bir şekilde vurgulamaktaydı. Sürecin ilerlemesiyle birlikte aynı zamanda Barış ve Demokratik Toplum sürecinin de gereklilikleri olan, Kürt halkının temel beklentileri de açıkça ortaya çıktı; Sayın Öcalan’ın siyasi ve hukuki statüsünün açık ve net bir şekilde tanımlanması, silah bırakan PKK gerillalarının sosyal ve siyasal yaşama güvenli ve onurlu katılımının sağlanması, cezaevlerinde bulunan binlerce politik tutuklunun tahliye edilmesi, müzakere sürecinin üçüncü aşamasına (siyasal ve demokratik çözüm aşaması) geçilmesi.

Ancak bu kritik ve stratejik önemdeki konular kamuoyunda derinlemesine tartışılma fırsatı bulamadan, tam da bu dönemde CHP’nin “mutlak butlan” davası ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargısal süreçler yoğun biçimde gündeme getirildi. Böylece bir yandan barış sürecinin temel gerekleri ve demokratikleşme ihtiyaçları arka plana itilirken, diğer yandan CHP içindeki tartışmalar ve muhalefete yönelik operasyonlarla kamuoyu meşgul edildi. Aynı zamanda da yapılacak seçimlerde zayıflatılmış veya kontrolüne almış muhalefetle kendini iktidar yolunda alternatifsiz kılmaktır.

Barış demokrasi olmadan mümkün mü?

Burada en kritik soru şudur: Barış, demokrasi olmadan mümkün müdür?

Çünkü Kürt meselesi yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Bu, Türkiye’nin genel demokrasi meselesidir. Bir ülkede seçilmiş belediye başkanları, siyasi partiler, gazeteciler, sivil toplum örgütleri ve muhalefet sürekli baskı ve soruşturma tehdidi altında tutulurken, Kürt meselesinin kalıcı, onurlu ve demokratik bir çözüme kavuşması son derece zordur. Çünkü Kürt meselesinin demokratik yolla çözülmesi Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki açıklamasında da belirtildiği gibi, bu süreç ‘demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir’ ifade edilmişti.

Kürt hareketi açısından bugün mesele yalnızca “silahların susması” değildir. Mesele, demokratik siyasetin önünün gerçekten açılması, Öcalan’ın statüsünün tanınması, politik tutukluların özgürlüğü ve müzakere masasının üçüncü aşamaya taşınmasıdır. Eğer demokratik siyaset alanı genişlemez, hukuki güvenceler oluşturulmaz ve ifade özgürlüğü güvence altına alınmazsa, sadece Kürt halkı değil, tüm toplumun demokratik geleceği ve Türkiye toplumu zarar görecektir.

2015’ten alınması gereken ders

2015 yılında yaşanan kırılma, bu tür süreçlerin ne kadar hassas ve kırılgan olduğunu acı bir şekilde göstermiştir. O dönemde toplumun önemli bir kesimi barış umuduna sarılmıştı. Ancak süreç yeterince kurumsal güvenceye, hukuki reformlara ve demokratik genişlemeye dayanmadığı için güven ortamı oluşmadı ve süreç çöktü. Bugün aynı hatanın tekrarlanmaması için özellikle demokratikleşme adımlarının atılması şarttır.

Barış bir seçim stratejisi değil, bir rejim tercihidir. Demokratik toplum da bir propaganda başlığı da değil, barış bir yönetim anlayışıdır.

‘Mükemmel Diktatörlük’ filminin temel tezi, modern iktidarların baskıdan ziyade hikâye ve algı yönetimi yoluyla toplumları kontrol ettiği yönündedir. Türkiye’de de esas mücadele, siyasal hikâyenin kimin tarafından ve hangi çerçevede yazılacağı üzerinedir.

Kürt hareketi açısından bakıldığında, Türkiye’nin yeni bir barış ve demokratik toplum sürecine girebilmesinin ölçütü, yalnızca çatışmasızlığın sağlanması değil; ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, siyasi çoğulculuk, yerel demokrasi ve halk iradesine saygının kurumsallaştırılmasıdır. Demokrasi, ne yalnızca Kürtler ne de yalnızca muhalefet için bir gerekliliktir; tüm toplumun ortak ihtiyacıdır.

Toplum, Çin Kutularının içinden çıkarak asıl meselelere odaklanabilecek midir? Yoksa ardışık gündemlerin yarattığı sersemletici etkiyle, demokratikleşme ve barış sürecini bir kez daha ertelemek zorunda mı kalacaktır?

Barışın ve demokrasinin geleceği, büyük ölçüde bu soruya verilecek cevaba bağlıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Süveyda ve Şehba’da çağrı: Kayıpların akıbeti açıklansın, tutsaklar serbest bırakılsın 

Sonraki Haber

Tarihin anahtarını ararken: Göbeklitepe

Sonraki Haber

Tarihin anahtarını ararken: Göbeklitepe

SON HABERLER

Şahê Dengbêjan: Şakiro

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Topyekûn sınıf savaşı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Dijital faşizm ve savaş çağı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Devletsiz sosyalizm: Demokratik toplum

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Tarihin anahtarını ararken: Göbeklitepe

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Çin Kutusu siyaseti ve Türkiye’nin barış süreci

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Süveyda ve Şehba’da çağrı: Kayıpların akıbeti açıklansın, tutsaklar serbest bırakılsın 

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır