• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Ekim 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

Çözüm yok, sorun çok: Cezaevlerinde kadın nüfusu yüzde 57 arttı

19 Ekim 2026 Pazartesi - 11:12
Kategori: Kadın, Manşet

CİSST Temsilcisi Özge Akyüz, cezaevlerinde kadın tutsakların yaşadığı hak ihlallerinin çok boyutlu olduğunu söyledi. Her geçen gün hak ihlallerinin arttığı, çözüm bulunmadığı cezaevlerinde kadın nüfusu da yüzde 57 arttı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te deklare ettiği “Barış ve Demokratik Toplum” süreci bir buçuk yılını geride bırakırken, süreç kapsamında yapılacak düzenlemeler ile atılacak hukuki adımlar tartışılmaya devam ediyor. Süreç kapsamında cumhuriyetin demokratikleşmesi konuşulurken, hapishaneler ise çözüm bekleyen temel noktalardan.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün (CTE) 2 Ekim’de yayınladığı resmi verilere dayandırılan raporuna göre, Türkiye’de bulunan 304 bin 184 kapasiteli 402 hapishanede toplam 434 bin 337 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Buna göre, 130 bin 153 kişi hapishanede kontenjan dışı tutuluyor.

Bu veriler arasında 315 bin 908 kişi kapalı cezaevlerinde, 118 bin 429 bin kişi ise açık cezaevlerinde bulunuyor. Belirtilen rakamların 362 bin 538’i hükümlülerden oluşurken, 71 bin 799’u ise hala tutuklu.

21 bin kadın 5 bin çocuk cezaevinde

Hapishanelerin fiziki koşullarından en çok etkilenen grupların başında kadın ve çocuklar gelirken, resmi açıklamalara yansıyan verilere göre, hapishanede 12-18 yaşları arasında toplam 4 bin 949 çocuk tutuklu veya hükümlü olarak tutuluyor. Tutsak edilen çocukların bin 303’ü cezaevinde hükümlü olarak tutulurken, 3 bin 646 çocuk ise tutuklu olarak cezaevinde tutuluyor. Yine hapishanelerde 21 bin 179 kadın tutuklu bulunuyor. CİSST Hapiste Kadın Tematik Alan Temsilcisi Avukat Özge Akyüz, cezaevinde kadınların maruz kaldığı ihlallere ilişkin değerlendirmede bulundu.

‘2 milyona yakın insan hapsedilmeden etkileniyor’

Özge Akyüz, hapsedilmenin yalnızca mahpusları değil, ailelerini ve cezaevi personelini de etkilediğini belirterek yaklaşık 2 milyon insanın bu süreçten etkilendiğini ifade etti. Cezaevlerine giren ve çıkan kişiler nedeniyle hapsedilmenin etkisinin anlık mahpus sayısıyla sınırlı olmadığını vurguladı.

‘İkinci cezalandırma yöntemi’

Mahpusların özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının diğer haklarını ortadan kaldırmadığını belirten Özge Akyüz, haklara erişimin mevcut sistemde zorlaştığını söyledi. Özellikle uzak cezaevlerinin yol ve konaklama masrafları nedeniyle aileler ve mahpuslar için “ikinci bir cezalandırma alanı” oluşturduğunu ifade etti.

‘Hapishanede kadın nüfusu yüzde 57 arttı’

Kadın tutsakların durumuna değinen Özge Akyüz, bu durumun dünyada ve Türkiye’de paralel ilerlediğine vurgu yaptı. Özge Akyüz, “Dünyada kadın nüfusu genel nüfusuna göre azınlık gibi gözüküyor olabilir ama 2000’lerden bu yana artış oranına baktığımızda, hapishanede kadın nüfusu yaklaşık yüzde 57 artmış, erkeklerde ise yüzde 22’lik bir artış söz konusu. Dolayısıyla kadınlar daha hızlı hapsediliyor. Benzeri bir tablo Türkiye’de de var. Milletvekilleri ile görüşmelerimizden edindiğimiz verilerde şundan bahsediliyor; 9 bin 292 kadın kadın kapalı hapishanede, 16 bin 78 kadın normal kapalı hapishanede, dolayısıyla kalan kadınlar da erkek hapishanelerinde kadınlar için ayrılan koğuşlarda kalıyorlar” diye aktardı.

‘CTE’de toplumsal cinsiyete yönelik bir birim yok’

Hapishanelerin mimari yapısının da kadınlar üzerinde ciddi etkiler doğurduğunu dile getiren Özge Akyüz, “Hapishane, memurların ağırlıklı olarak kadın olduğu bir alan. Burada mimari olarak kadınların özgün ihtiyaçları neler? Sosyal olarak neler? Özgün ihtiyaçların gözetilmesine yönelik bir durum söz konusu değil. CTE’de toplumsal cinsiyete yönelik bir birim yok. Kadınların ihtiyaçlarına yönelik çalışma politikaları geliştirmeyi önüne koyan birim de yok” dedi.

‘BM’de ilk kez tutsak kadınlar gündem oldu’

Özge Akyüz, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun 72’nci oturumunda, sonuç bildirgesinde ilk kez özgürlüğünden yoksun bırakılan kadınların da gündeme geldiğini belirtti.

‘Kadınlar için hapishane sürecinde bir çalışma yapılmıyor’

Özge Akyüz, “Kadınların pek çok özgün ihtiyaçları karşılanmıyor. Kadınların görünmez kılındığı bir alan var. Yasal düzenlemelere baktığımızda, genelde kadınlara özgü yasal düzenleme varsa ‘annelik’ kavramı üzerinden var. Hal böyle olunca da kadını yine ‘annelik’ üzerinden tanımlayan bir yasal metin söz konusu. Onun dışındaki herkesi eşitliyor. Aslında bu eşitliğin kendisi dolaylı olarak bir ayrımcılık. Çünkü özgün ihtiyaçlarını görmediğinizde bundan kaynaklanan ihlaller bir dolaylı ayrımcılık oluşturuyor” diye ekledi.

‘Bangkok Kuralları Türkiye’de işlemiyor’

Özge Akyüz, kadın mahpusların mimari koşullardan sağlık hakkına ve aileleriyle iletişimlerine kadar özgün ihtiyaçlarını düzenleyen Bangkok Kuralları’nın Türkiye’de uygulanmadığını belirtti.

‘Kameralar kadınları izliyor’

Kadınların hapishanenin mimari yapılarından kaynaklı yaşadıkları ihlallere değinen ve kişisel hijyen ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını kaydeden Özge Akyüz şunları belirtti:

“İnsanlar burada uzun süreler boyunca tek başlarına ya da birkaç kişiyle birlikte yaşıyorlar. Günlük yaşam alanlarında her şeye erişmelerinin ne kadar zorlaştırıldığını ve buranın, mevcut cezaya ek olarak ayrı bir cezalandırma alanı haline geldiğini görebiliyoruz. Örneğin kadınlarda kronik D vitamini eksikliği çok yaygın olabiliyor. Güneşe ters inşa edilmiş bir yerde kalan kadının D vitaminine erişimi çok daha zor olabiliyor. S ve Y tipi hapishaneler zaten erkeklere göre inşa edilen mekânlar. Kantin alışverişi, ortak alanlara çıkma ve benzeri konularda kadınların özgün ihtiyaçlarının karşılanması yine zorlaşabiliyor. Bunun gibi pek çok sorunla kadınlar karşılaşıyor. Hapishaneler yine ailelerden uzak alanlarda olabiliyor. Kameraların kadınları izlemesi de ayrı bir mesele. Mesela kadınlar, kıyafetlerini çıkarırken bile birinin kendilerini izlediğini hissettikleri yerler olarak tarif ediyorlar bu mekânları. Ailelerden uzaklık, ailelerin buralara gelmekte zorlanması, dışarıdaki çocukların bu tür mekânlara gelmesi ve buralardan etkilenmesi, insanlarla temasın kesilmesi ve yalnızlık hissi de önemli sorunlar arasında.”

Özge Akyüz, kadın mahpusların aile bağlarının kopması ve toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle erkek mahpuslardan farklı biçimlerde yalnızlaştırıldığını belirtti. Tahliye sonrasında barınma ve destek mekanizmalarının yetersizliğinin kadınları yeniden şiddet riskiyle karşı karşıya bırakabildiğini vurgulayan Özge Akyüz, hapishanedeki şiddete karşı koruyucu mekanizmaların ve şiddet geçmişi olan kadınlara özgü politikaların eksikliğine dikkat çekti.

‘Sağlık hakkına erişimde ciddi sorunlar yaşanıyor’

Kadınların hapishanede yaşadığı ekonomik zorluklara da dikkat çeken Özge Akyüz, sağlık hakkına erişimde de ciddi sorunlar yaşandığını kaydetti. 2017 yılında ücretsiz ped kampanyası başlattıklarını söyleyen Özge Akyüz, şunları aktardı:

“Ondan sonra hapishanelere bir talimat yazısı gönderilmişti. Artık yasal bir düzenleme olmasa da kadın mahpuslara ücretsiz ped dağıtılabiliyor. Fakat bunun bir standardı yok. Yasal bir düzenleme olmadığı için dağıtılan pedler bazen çok eski olabiliyor ya da sınırlı sayıda verilebiliyor. Kelepçeli muayene başka bir sorun olabiliyor. Hapishane girişlerinde yapılan aramalar ve üst aramaları da başka bir sorun oluşturabiliyor. Yani aslında kadınlar burada pek çok zorlukla karşılaşıyorlar. Sağlık hakkına erişim meselesinde de hapishanede öncelikle revire ulaşmak gerekiyor. Ancak çok fazla mahpus ve az sayıda personel olması nedeniyle revire ulaşmak zorlaşıyor. Revire ulaştıklarında ise hastaneye sevk edilmekte zorlanabiliyorlar. Hastaneye sevk edilirken ring aracında bir hak ihlaliyle karşılaşabiliyorlar. Hastanelerde mahpus bekleme alanlarının hijyenik olmaması, bazen de bu alanların hiç bulunmaması nedeniyle ring araçlarında bekletilmeleri söz konusu olabiliyor. Tedavi sırasında jandarmanın ya da güvenlik personelinin odadan çıkmaması, kelepçeli muayene uygulaması gibi pek çok sorunla karşılaşıyorlar. Aslında burada bir sarmal, bir döngü var. Her bir aşamayı aştığınızda diğer aşamada da aşmanız gereken bir sorunla karşılaşıyorsunuz. Böyle bir döngü olduğundan bahsedebiliriz. Bu da mahpusların sağlık hakkına erişimini engelleyen bir durum olarak ele alınabilir.”

‘Absürt gerekçelerle tahliyeler engelleniyor’

İdare ve Gözlem Kurullarına (İGK) da değinen Özge Akyüz, 2020 yılından bu yana İdare ve Gözlem Kurullarının işleyişinin değiştiğini söyledi. Absürt gerekçelerle yapılan uygulamalara ilişkin başvurular alabildiklerini belirten Özge Akyüz, “Örneğin içerideki bir mahpus, ‘Ailem uzakta, yoksul olduğumuz için beni ziyarete gelemiyor’ diyebiliyor. Ancak ailesinin yeterince ziyarete gelmemesi, yeterince kitap okumaması, su kotasını aşması ya da suçundan dolayı pişmanlık göstermemesi gibi pek çok gerekçeyle tahliyesinin ertelendiğine ilişkin başvurular alabiliyoruz. Yani İGK’ler, bu kişilerin yeniden yargılandığı bir alan gibi işliyor. 30 yıllık infaz sürelerini tamamladıktan sonra tam tahliye aşamasına geldiklerinde, tahliyelerinin bir, üç ya da altı ay daha ertelenmesi ve bunun belirsiz bir sürece dönüşmesi kendileri açısından çok yıpratıcı oluyor” dedi.

‘Denetimli serbestlik uygulanmıyor’

Siyasi tutsaklar açısından denetimli serbestlik uygulaması artık rutin olarak uygulanmadığını dile getiren Özge Akyüz, “Çünkü aileler, ‘O gün tahliye olacak mı? Hapishaneye gidelim mi? Onu alalım mı? O gün geldiğinde ona uygun yemekler hazırlayalım mı?’ diye düşünüyorlar. Sonra o gün geldiğinde birdenbire o insanların tahliye edilmemesi, hem mahpusların hem de yakınlarının hayatını oldukça etkiliyor ve yıpratıcı olabiliyor” ifadelerine yer verdi.

‘Siyasi mahpuslar görüntülü görüşme yapamıyor’

Siyasi tutsakların, İGK tarafından izin verildiği takdirde görüntülü görüşme imkânına sahip olabildiğini söyleyen Özge Akyüz, “Ancak uygulamada bize, ‘Görüntülü görüşme hakkına erişebiliyorum’ ya da ‘Görüntülü görüşmeden yararlanamasam bile sesli görüşme hakkım şu süreye çıkarıldı’ şeklinde gelen bir başvuru yok. Yani bu alanda da ayrımcılık oluşuyor. 2020 yılından bu yana çeşitli dönemlerde farklı yasalar çıkarılarak insanlar hapishanelerden tahliye edildi. Ancak belirli suç gruplarına giren ya da belirli kanunlara tabi olan mahpuslar bu düzenlemelerden hiç yararlanamadı. Siyasi mahpuslar da bunlardan biriydi. Dolayısıyla pandemi sürecinde çıkarılan bir yasadan hiç yararlanamamaları üzerinden de infazda eşitlik olup olmadığı ve ayrımcılık meselesi gündeme geldi” ifadelerini kullandı.

‘Bütünlüklü politikaya ihtiyaç var’

Ceza adalet sisteminde bütünlüklü politikalara ihtiyaç olduğunu ifade eden Özge Akyüz, “Bu politikaların yerel yönetimler, akademi, Meclis, sivil toplum aktörleri ve yine bu alanın özneleri olan mahpusların da katılımıyla oluşturulması gerekiyor. Sorunların katılımcı bir biçimde, bütünlüklü politikalar yürütülerek çözülmesi gerekiyor. Bazen özel sektörden de bu konuda destek alınabilir. Bütünlüklü politikalarla hem hapsedilme öncesi hem hapsedilme süreci hem de hapsedilme sonrası ele alınabilir. Alternatiflerin neler olabileceği, kapatılmanın nasıl önlenebileceği gibi konular üzerine bütünlüklü çalışmalar yürütülebilir. Elbette bu uzun soluklu bir çalışma olur. Ama dünyada bu konu üzerine çokça tartışma ve çalışma yapılmış durumda” ifadelerini kullandı.

Özge Akyüz, son olarak şunları söyledi:

“Sorunların kaynağına baktığımızda dünyada da Türkiye’de de yoksulluk, göç gibi tüm dünyayı etkileyen meseleler ve uyuşturucudan etkilenme gibi belirli sorun alanları olduğunu görüyoruz. Bunlar dünyada da tartışılıyor. Türkiye’de de aynı şekilde tartışılıyor. Bunların ortadan kaldırılması için politikalar yürütülmesi, bu sorunların önüne geçilmesi gerekiyor. Şiddetin önlenmesi için özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Aslında sunabileceğimiz en somut çözüm yollarından biri herhalde bu olur. Yani sorunun kaynağının çözülmesi gerekiyor. Bunun için politikalar geliştirilmesi gerekiyor.”

Haber: Öznur Değer \ JINNEWS

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’ndan belediyelere anadili genelgesi

Sonraki Haber

Koğuştaki özel alanların görüntülenmesini gündeme getirmişti: Avukata soruşturma

Sonraki Haber

Koğuştaki özel alanların görüntülenmesini gündeme getirmişti: Avukata soruşturma

SON HABERLER

Fransa’da protestolar büyüyor: Macron hükümeti ne yapıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ekim 2026

Midilli ve Sisam açıklarında iki ayrı göçmen teknesi battı: 12 kişi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ekim 2026

İliç’te sorumlular yargılanacak mı?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ekim 2026

Koğuştaki özel alanların görüntülenmesini gündeme getirmişti: Avukata soruşturma

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ekim 2026

Çözüm yok, sorun çok: Cezaevlerinde kadın nüfusu yüzde 57 arttı

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ekim 2026

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’ndan belediyelere anadili genelgesi

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ekim 2026

Amed Surları korumasız: Burçlarda uyuşturucu kalıntıları, çöp ve zarar gören taşlar

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır