Ferhat Tepe dosyasının zamanaşımına uğradığını hatırlatan Cumartesi Anneleri, ‘İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı işletilemez; hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz’ dedi
Cumartesi Anneleri’nin “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle başlattığı eylem 1112’ncisi haftasını geride bıraktı. Bir kez daha ellerinde karanfiller ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda biraraya gelen kayıp yakınları, bu hafta 33 yıl önce gözaltında kaybedilen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin akıbeti soruldu. Basın metnini Cumartesi Anneleri’nden İkbal Eren okudu.
‘Ferhat gençti, hevesliydi’
İkbal Eren, yaşamını yitiren İshak Tepe’nin mücadelesini devraldıklarını belirterek söze başladı. Ferhat Tepe’nin henüz 19 yaşındayken, bölgede köylerin yakıldığı, insanların kaçırılıp katledildiği en karanlık dönemde Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabirliğini üstlendiği hatırlatıldı. İshak Tepe’nin yıllar önce kurduğu, “Gençti, hevesliydi. Herkes korkuyordu, Ferhat cesaret etti” sözlerine yer verilen açıklamada, Ferhat’ın gerçeklerin karanlıkta kalmaması için yürüttüğü özgür basın faaliyeti vurgulandı.
‘Ağır işkenceye maruz kaldı’
İkbal Eren, devamında şunları söyledi: “Ferhat Tepe, 28 Temmuz 1993’te Bitlis şehir merkezinde silahlı ve telsizli üç kişi tarafından kaçırıldı. Ailesinin ve gazetesinin tüm hukuki başvurularına rağmen, devlet kurumları Ferhat’ın gözaltına alınmadığını iddia etti. Kaçırılmanın ardından aileyi Türk İntikam Tugayı (TİT) adına arayan fail, Ferhat’ın serbest bırakılması karşılığında babası İshak Tepe’nin DEP Bitlis İl Başkanlığı görevinden istifa etmesini ve fidye ödemesini şart koştu. Baba İshak Tepe, telefondaki sesin kendisini daha önce tehdit eden Tatvan Tugay Komutanı Korkmaz Tağma’ya ait olduğunu teşhis etti. Bu gelişme, 6 Ağustos 1993 tarihli Özgür Gündem gazetesinde ‘Telefondaki tugay komutanıydı’ manşetiyle topluma duyuruldu. Ancak arama çabalarına rağmen, Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedeni 13 gün sonra Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ‘meçhul kişi’ olarak gömülmüş halde bulundu.
‘Cezasızlık korundu’
Ferhat’ın kaçırılmasına tanıklık edenlerin ve onu Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda işkenceli sorguda gördüğünü belirten 14 tanığın varlığına rağmen etkili bir soruşturma yürütülmedi. İç hukuk yollarının tıkanması üzerine taşınan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin bilgi ve belgeleri gizlediğini, soruşturmada “şaşırtıcı eksiklikler” olduğunu tespit ederek yaşam hakkı ihlalinden Türkiye’yi mahkûm etti. Anayasa Mahkemesi (AYM) de 16 Haziran 2016’da savcılığın özen göstermediğini ve soruşturmayı sürüncemede bıraktığını kabul ederek “etkili soruşturma yapılmadığı gerekçesiyle” hak ihlali kararı verdi. Ancak AYM, zamanaşımı gerekçesiyle dosyanın yeniden açılmasını engelleyerek failleri koruma geleneğini sürdürdü.”
‘Zamanaşımı olamaz’
Eylemde yargı makamlarına seslenilerek, uluslararası hukukun emredici kurallarına uyulması istendi. Ferhat Tepe dosyasının insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu suçlarda zamanaşımının işletilemeyeceği vurgulandı.
Açıklama, hakikate ulaşamadan aramızdan ayrılan tüm anne ve babaların mücadelesini sürdürme kararlılığıyla son buldu: “Kaç yıl geçerse geçsin Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
‘ Bu mücadeleye beraber omuz verdik’
Açıklama sonrası Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, şunları söyledi: “Bir buçuk yıldır İshak Tepe hastalığından dolayı bu meydandan uzaktaydı. Hastalık 8-9 ay sürdü. İshak Tepe benim yoldaşımdı. Bu mücadeleye beraber omuz verdik ve devam ediyoruz. İshak bu meydana gelmeyi çok istiyordu ama maalesef vefat etti. İshak hoca, Ferhat siz rahat uyuyun ben bu mücadeleyi sürdüreceğim.”
Eylem, Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.
Kaynak: JINNEWS









