Danner Kadın Örgütü’nden Ditte Specht, şiddetin ülkeler arasında farklılık göstermesine rağmen sonuçlarının benzer olduğunu belirterek, ‘Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetle mücadele etmek ve bunu önlemek için birlikte hareket etmemiz gerektiğini biliyoruz. Şiddeti önleyebilmek için bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmamız, birbirimizden öğrenmemiz gerekiyor’ dedi
Mor Çatı Sığınma Vakfı’nın İstanbul’da düzenlediği “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri – Uluslararası Deneyimler” konferansına katılan çok sayıda kadın, şiddete karşı mücadele deneyimlerini paylaştı. Danimarka’da kadına yönelik ev içi şiddetle mücadelede tanınmış kuruluşlardan biri olan Danner Kadın Örgütü Temsilcisi Ditte Specht de bu kadınlardan biri olarak konferansta yerini aldı.
“Şiddet mağduru kadın ve çocukları koruma, yardım hattı sağlama ve psikolojik destek sunmanın yanında uluslararası düzeyde şiddeti önleme” projelerinin geliştirildiği kuruluşta çalışma yürüten Ditte Specht, kadına yönelik şiddetin ardından devreye girmesi gereken mekanizmalara dair konuştu.
‘Şiddeti önleyebilmemiz için birlikte hareket etmeliyiz’
Şiddete maruz kalmış kadınlar ve onların çocukları için açtıkları sığınağın 40 yıldır aktif olduğunu söyleyen Ditte Specht, “Ben özellikle uluslararası ortaklıklarımızla ilgileniyorum. Kadın hakları kuruluşları ve dünyanın dört bir yanındaki kadın sığınma evleriyle küresel dayanışma içinde hareket ediyoruz. Çünkü kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetle mücadele etmek ve bunu önlemek için birlikte hareket etmemiz gerektiğini biliyoruz. Şiddeti önleyebilmek için bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmamız, birbirimizden öğrenmemiz gerekiyor” dedi.

‘Kadınların bilinçli yaklaşımlara ihtiyaçları var’
Şiddetin yol açtığı travmanın ağır ve uzun süreli olduğunu belirten Ditte Specht, “Şiddeti önlemek ve kadınların şiddetten kurtulmalarını desteklemek için travma konusunda bilinçli yaklaşımlara ihtiyaçları var. Çünkü bu travma hayatlarının her alanını etkiliyor. Dolayısıyla, şiddete maruz kalmış kadınlar ve çocuklar için şiddetten uzak bir yaşam sağlayabilmek adına bu desteğe ihtiyaçları var. Bu desteği kadın örgütlerinden, dayanışma merkezlerinden ve sığınma evi hareketinden almaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kadınların yaşamları söz konusu olduğunda gerçek bir değişim yaratmak adına ülke sınırlarını aşan bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunun altını çizen Ditte Specht, bu alanda çalışma yürüten kuruluşların birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.
‘Odağımız kadın ve çocuklar’
Kadınlar başta olmak üzere azınlık olarak nitelendirilen kesimlerin dünyanın her yerinde saldırılara maruz kaldığına değinen Ditte Specht, bu alanda çalışma yürüten sivil alanın da giderek daraldığı görüşünde. Buna karşı durarak mücadele etmenin tek yolunun kadın dayanışması olduğunu belirten Ditte Specht, “Odağımız, her gün şiddet içinde yaşayan kadınlar ve çocuklardır. Onların yalnızca desteğe ihtiyaçları yok; destek alma hakları da var. Biz de Danner olarak şiddete maruz kalan her yerdeki kadınlar ve çocuklarla dayanışma içinde olmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
‘Şiddetin sonuçları aynı’
Danimarka’da kadına yönelik şiddete karşı kurulan dayanışma merkezleri ve mekanizmalarının diğer ülkeler için de uygulanabilir olduğundan bahseden Ditte Specht, “Bu alanda 10 yıllık çalışma deneyimime dayanarak şunu görebiliyorum. Şiddetin biçimleri, kendini gösterme şekilleri ve dinamikleri ülkeler ile koşullar arasında farklılık gösterebilir ancak kadınlar ve çocuklar üzerindeki sonuçları oldukça benzerdir. Dolayısıyla kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin hem kadın hem de çocuklar için büyük bir travma yarattığını biliyoruz. Kadınların ve çocukların yaşadığı travma üzerinde nasıl çalışabileceğimiz konusunda birbirimizden öğrenebilmemiz gerekiyor” sözleriyle bu konudaki deneyimlerin paylaşılmasının önemli olduğunu belirtti.
Haber: Necla Demir Arvas – Helin Özgün \ MA








