Şemzînan’da gözaltında işkenceye maruz kalan Salah ve Resul Bimari’nin yaşadıklarının sistematik olduğunu belirten avukat Sinan Gür, sadece işkenceyi yapanlar değil, görevini ihmal edenlerin de soruşturulması gerektiğini söyledi
Colemêrg’in (Hakkari) Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde 15 Mayıs’ta sınırda gözaltına alınıp tutuklanan Rojhilatlı Kürt yurttaşlar Salah ve Resul Bimari’nin gözaltı ve cezaevi sürecinde bir aydan fazla işkence gördükleri ortaya çıkmıştı. Kentte bulunan hukuk kurumları hazırladıkları raporda, Resul Bimari’nin cinsel işkenceye maruz kaldığı ve dişlerinin kırıldığını kamuoyuyla paylaşarak sorumlular hakkında 25 Haziran’da suç duyurusunda bulundu.
Dosya avukatı Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Colemêrg Şubesi üyesi Sinan Gür, yaşananlar ve dosyaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hastane raporu var
Resul Bimari’nin kamerasız bir odada ağır işkencelere maruz kaldığını aktaran Sinan Gür, söz konusu işkencenin sistematik devam ettiğini ifade etti. Resul ve Salah’ın gözaltına alındıktan sonra kimlikleri öğrenilemeyen kolluk mensupları tarafından işkenceye maruz kaldıklarının bilgisini paylaşan Sinan Gür, “Diğer müvekkil Salah o sırada Resul’ün çığlıklarını duyduğunu bize aktardı. Müvekkiller emniyet sürecinde hastaneye götürülüyorlar. Ancak yanlarında tercüman olmadan götürüyorlar. Doktorun ayrıntılı muayene yapmadığını, yalnızca isimlerini sorarak işlemi tamamladığını anlattılar. Buna rağmen daha sonra Hakkari Devlet Hastanesi’nde düzenlenen epikriz raporunda Resul’ün vücudundaki darp izleri, ekimozlar (cinsel saldırı) ve kırılan dişi kayıt altına alındı” dedi.
İşkence cezaevinde de sürdü
Salah ve Resul’ün söz konusu işkence ve hak ihlallerini pek çok kez yetkililere aktarmasına rağmen bu şikayetlerin dikkate alınmadığını söyleyen Sinan Gür, “Müvekkiller, savcılıkta da sulh ceza hakimliği önünde de darp edildiklerini söylediklerini bize anlattılar. Ancak buna rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını söylediler. İşkenceler tutuklandıktan sonra da devam etti. Resul Bimari Hakkari Cezaevi’nde yeniden şiddete maruz kaldı. Resul, cezaevinde sığınak benzeri bir odaya götürüldüğünü, yaklaşık 15 dakika boyunca cop ve şok cihazıyla işkence gördüğünü anlattı. Salah ise aynı yere götürüldüğünü ancak kendisine fiziksel saldırıda bulunulmadığını, tehdit edildiğini söyledi” diye konuştu.
‘Cinsel saldırı beyanı esas alınmalı’
Cinsel saldırı durumlarında yalnızca adli raporların değil, beyanın da değerlendirmeye alınması gerektiğinin altını çizen Sinan Gür, “Cinsel saldırıya ilişkin beyan da başlı başına çok ciddi bir delildir. Bir insan kendi onurunu ortaya koyarak böyle bir beyanda bulunuyor. Hayatın olağan akışında insanların bu konuda iftira atması beklenemez. Nitekim yargı kararlarında da mağdur beyanının tek başına değerlendirmeye alınabildiği örnekler bulunuyor. Bu nedenle etkin soruşturmanın müvekkillerin beyanları esas alınarak yürütülmesi gerekiyor” diye belirtti.
Gereken işlemlerin hiçbiri yapılmamış!
CMK kapsamında görevlendirilen avukatların gerekli girişimleri yapmadığına değinen Sinan Gür şunları söyledi: “Müvekkiller, avukatlara işkence gördüklerini söylüyor. Buna rağmen darp ve cebire ilişkin gerekli tutanakların tutulmadığını düşünüyoruz. Eğer etkin hukuki yardım sağlanabilseydi olay çok daha erken ortaya çıkabilirdi. Suç duyurusunun yalnızca işkence iddialarını kapsamadığını görevini ihmal eden tüm kamu görevlileri hakkında da işlem yapılması gerekirdi. Doktorun gerekli muayeneyi yapmadığı, avukatların etkili hukuki yardım sunmadığı, savcılık ve sulh ceza hakimliği aşamalarında beyanların dikkate alınmadığı yönünde ciddi iddialar var. Bu nedenle soruşturmanın yalnızca işkenceyi uyguladığı iddia edilen kişilerle sınırlı kalmaması, görevini ihmal eden tüm kamu görevlilerini de kapsaması gerekiyor. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen soruşturma kritik önemde. Bu belgeler hem işkence iddialarının hem de kamu görevlilerinin olası ihmallerinin ortaya çıkarılması açısından belirleyicidir. Beklentimiz, etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturmanın yürütülmesidir.”
Kaynak: MA









