Kürt sorununu çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan URMİS’in direktörü Florence Boyer, Türkiye’deki hükümetin ‘Umut hakkı’ meselesiyle süreci oyaladığını belirterek, Fransa’nın bu konuda harekete geçmesi gerektiğini söyledi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” bir yılı aşkın bir süredir devam ederken, süreç kapsamında yasal ve hukuki zemine dair iktidar tarafından henüz bir adım atılmış değil. Sürecin ikinci aşaması olarak tanımlanan entegrasyon yasaları da henüz hayata geçirilmedi. Süreçle bağlantılı olarak Kürt Halk Önderi için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK) almış olduğu “umut hakkı” kararının uygulanmaması ise gündemdeki yerini koruyor.
Sürece dair gelişmelere ilişkin Göç ve Toplum Araştırmaları Birimi (URMIS) direktörü Florence Boyer, değerlendirmelerde bulundu. Kürtlerin yaşadığı dört ülkede baskı politikalarının benzer şekilde sürdüğünü belirten Florence Boyer, hem devlet politikalarını hem de uluslararası sessizliği eleştirdi. Florence Boyer, “Fransa kendisini ‘insan hakları ülkesi’ olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle ya açık şekilde kınamalarda bulunmalı ya da müzakere yoluyla harekete geçmelidir” dedi.
‘Dört ülkede yaşayan Kürtler ayrımcılığa uğruyor’
Kürt sorununun yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını ifade eden Florence Boyer, “Bu mesele tarihsel bir meseledir ve dört ülkeyi kapsar. Bu dört ülkede yaşayan Kürtler ayrımcılığa uğruyor, baskı görüyor ve hükümetler tarafından tam anlamıyla kabul edilmiyor. Türkiye’de, Suriye’de ya da diğer ülkelerde yaşayan Kürtler, hükümet politikalarına bağlı olarak ayrımcılık yaşıyor. Bu nedenle Kürtler, dilin dayatıldığı, isimlerin değiştirildiği bir topluluk haline getirildi. Bu durum, kültürün ciddi biçimde tahrip edilmesine yol açtı. Kürt kültürüne sürekli müdahale ediliyor; bu kültürün silinmeye çalışıldığı açık” diye belirtti.
‘Hükümetin, Umut hakkı, meselesiyle süreci oyaladığı izlenimi var’
“Umut hakkı”nın tanınması halinde sürece sunacağı katkıya işaret eden Florence Boyer, “Bu sorunun çözümü zaman alacak. Bunun için bir hükümet iradesi gerekir ve bana göre mevcut hükümet bu değişimi gerçekleştirebilecek durumda değil. Aynı zamanda Türk toplumunun da bu yönde bir irade göstermesi gerekiyor. Ancak Kürtlerin kabulüne dair güçlü bir toplumsal irade olduğu izlenimi yok. Hükümetin ‘Umut hakkı’ meselesiyle süreci oyaladığı izlenimi var” dedi.
‘Fransa harekete geçmelidir’
Avrupa Konseyi (AK) üyeliğine rağmen Türkiye’de ifade özgürlüğünün sınırlandırıldığını belirten Florence Boyer, “Avrupa Konseyi sözleşmeleri ifade özgürlüğünü güvence altına alır. Ancak ifade özgürlüğü de yasalar çerçevesinde kullanılmalıdır; ırkçı söylemler kabul edilemez. Hem Kürtler hem de Türkler için bu geçerlidir. Yargı süreçleri ve soruşturmalar ise çoğu zaman siyasi aktörler üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmaktadır. Bu, demokratik bir toplumda kabul edilemez” sözlerine yer verdi.
Florence Boyer son olarak şunları belirtti:
“Türkiye’de yaşanan olaylara ilişkin Fransa’dan sık sık güçlü açıklamalar ya da kınamalar gelmemektedir. Oysa Fransa kendisini ‘insan hakları ülkesi’ olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle ya açık şekilde kınamalarda bulunmalı ya da müzakere yoluyla harekete geçmelidir.”
Haber: Melike Aydın \ JINNEWS









