Fransa’da hayat pahalılığı ve kötü kamu hizmetlerine karşı protestolara polis müdahalesinde 17 Ekim’den bu yana 2 bin 700 kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Gérald Darmanin, Lyon Valiliği’nin 24 Ekim’de kentte tüm protestoları yasakladığını açıkladı
Fransa’da hayat pahalılığı ve kötü kamu hizmetlerine karşı başlayan protesto eylemlerine polisin müdahalesinde gözaltına alınanların sayısı 2 bin 700 kişiye ulaştı. Fransa Adalet Bakanı Gérald Darmanin, polisin eylemlerle bağlantılı olarak 17 Ekim’den bu yana 2 bin 700 kişiyi gözaltına aldığını açıkladı. Darmanin, gözaltına alınanların “ayaklanma ve yağma” suçlamalarıyla gözaltına alındıklarını belirtirken “17 Ekim’de yaşanan olaylar göz önüne alındığında, vali, 24 Ekim Cumartesi günü Lyon şehrindeki tüm protestoları yasaklama kararı almıştır” diye ekledi.
Polisin sistemik, tırmanan şiddetine ve hükümetin tüm bu şiddeti meşrulaştırma çabalarına rağmen, Fransa polisinin harekete sızma girişimlerinden bu tür kapsamlı hükümet saldırıları ve girişimlerine karşı Fransa halklarının mücadelesi tüm meşruiyetiyle hız kazanmaya ve büyümeye devam etti. Hafta sonu gerçekleştirilecek yeni büyük gösteriler ve geçtiğimiz günlerdeki süresiz genel grev çağrılarından sonra, gençliğin öncülüğünü yapıp ileri sürüklediği hareketlerin ne kadar uzlaşıp ne kadar kazanım yaratacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Büyüyen hareket açısından görünen, hükümet ve sağ grupların yaratmaya çalıştığı algıların tutmadığını, sosyal medya trollerinin yaygınlaştırmak için çabaladığı yalan ve iftiraları savuşturan bir kararlılığın sürerek bütün Avrupa’ya yayıldığıdır. Kararlılık ve meşruiyet bilinci öyle güçlü ki, snapchat kanalına sızmak için göçmen aileden gelen bir liseli taklidi yapmaya çalışan sivil polise karşı hızlıca uyanan gençlik, polisin yazdığı anlamsız cümleleri onlara karşı bir slogana çevirdi: “Bismillah, c’est les ténèbres” (Bismillah, karanlık geldi). Bu, gençlerin sivil polise de, egemenlerin yaratmak için çok uğraştığı kriminalizasyon algılarına karşı da uyanık ve onlardan birkaç adım ileride olduklarının politik mesajı.
Polis şiddeti tartışması
Fransa’da devam eden protestolar sırasında polis şiddeti iddiaları yeniden gündeme geldi. DW’de yer alan bir analiz haberine göre Fransız polisi Avrupa’nın en ağır silahlı güçlerinden biri. Polis, LBD-40 adında bir plastik mermi tüfeği kullanırken, Birleşik Krallık ve Almanya gibi ülkelerde eylemlere müdahalelerde plastik mermi kullanımına çoğunlukla izin yok. Yine Fransa’da polisin kullandığı göz yaşartıcı gaz, muharebe alanlarında kimyasal silah olarak kabul görerek yasaklanmış bir silah.
Fransa polisinin kullandığı ses bombaları ise başka hiçbir ülke tarafından eylemleri bastırmak için kullanılmıyor. Paris-Sud Üniversitesi’nden kriminoloji doçenti olan Anastassia Tsoukala, ses bombalarında kullanılan yüksek düzeyde patlayıcılar olduğunu, bu açıdan Fransa’nın başka hiçbir ülkede olmayan bir silahı kullandığını ifade etti.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, polisin kullandığı silahların “ölümcül olmadığını” savunsa da Fransa’nın kendi iç güvenlik yasasında dahi bu teçhizatın bir kısmı “savaş ekipmanı” olarak sınıflandırılmış durumda. Ses bombası nedeniyle eli kopan liseli öğrenciyi burada hatırlamak gerekir.
Ağır yaralanmalar olmuştu
Son haftalardaki öğrenci protestolarında bir gencin eli koptu, biri tek gözünü kaybetti, birinin çenesi kırıldı. Bir polis uzmanı, Fransız polisine dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Göstericiler veya kalabalık üyeleri arasındaki ölüm sayısına ve sakatlanma vakalarına bakarsak, Fransız polisinin tüm Avrupa Birliği’nde en şiddetli olduğu açık.”
Bağımsız denetim yok
Fransa’da polis teşkilatını denetleyecek bağımsız bir denetim kurumu yok: Yalnızca teşkilata bağlı bir birim olan IGPN soruşturma açabiliyor. IGPN, son eylemlerin başlangıcından bu yana en az 40 vaka hakkında soruşturma dosyası açtı.
Birleşik Krallık ve Danimarka gibi ülkelerde ise polis şiddeti vakaları bağımsız denetim kurumları tarafından soruşturuluyor. Anastassia Tsoukala, yürütülen soruşturmalarla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Şiddet vakalarında polislerin büyük bir çoğunluğu beraat ediyor veya son derece hafif cezalar alıyor. Maalesef bu tutum Avrupa genelinde polis şiddeti vakalarının tamamında bu şekilde yürütülüyor.”
Amnesty’den ‘orantısız şiddet’ tepkisi
Uluslararası Af Örgütü ise, polis müdahalesini “orantısız” olarak nitelendirerek Fransız makamlarını insan hakları yükümlülüklerine uymaya çağırdı. Fransa İnsan Hakları Ligi de lise hareketine yönelik “şiddetli baskıyı” kınadı.
Almanya ile kıyaslandığında Fransa polisi daha vahşi
Bir polis uzmanı, Almanya’nın Lützerath kentindeki 2023 eylemleriyle Fransa’nın Sainte-Soline kentindeki eylemleri karşılaştırdı. Uzman, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Lützerath’ta polis köpekleri kullanıldı, bazı yaralanmalar oldu ama her iki tarafta da ciddi yaralanan sayısı çok daha azdı. Sainte-Soline’de ise askeri polis gönderildi ve plastik mermi tüfekleri ile bombalar yoğun şekilde kullanıldı. Protestocular arasında ciddi yaralanmalar oldu. İki protestocu komaya girdi. Kitle kontrolü konusunda şu nettir ki, polis şiddetini göstericiler ya da kitle içindeki insanlar arasında yaşanan ölümlerin sayısıyla, bir de sakat bırakma vakalarının sayısıyla ölçecek olursak, Fransız polisi Avrupa Birliği’nin tamamında en gaddar polis teşkilatı diyebiliriz.”
Fransa’da sendika ve hükümet görüşmesinden sonuç çıkmadı: 5 Kasım’da grev var
DIŞ HABERLER









