• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Temmuz 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

‘Gençleştirme’ adı altında yüzde 80 genç ağaçlardan oluşan orman yok ediliyor

6 Temmuz 2026 Pazartesi - 09:48
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ekoloji

Cafran’da ‘gençleştirme’ adı altında gerçekleşen orman kırımına köylülerden tepki gelmeye devam ediyor. Köylüler kesilen her ağaç için, ‘Sanki kollarımızı ve bacaklarımızı kesiyorlar’ dedi

Çewlîg (Bingöl) merkeze bağlı Cafran köyünde 2023 yılından bu yana aralıksız süren orman kesimi, bölgede telafisi imkansız bir ekolojik kırıma neden oluyor. Köylülerin “Hafıza yıkımı” olarak yorumladığı eko tahribat bir diğer yönüyle de ‘mülksüzleştirme’ niteliği taşıyor. Kesimlerle asırlık ağaçların yanı sıra endemik biyoçeşitlilik, yaban hayatı ve bölgenin ekosistemi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, su kaynakları da kurumaya yüz tutmuş durumda.

Kesimin yapıldığı Textê Warê Cêrî’nde (Aşağı Yayla Tepesi) yıkımın büyüklüğüne dikkat çeken Ziraat Mühendisi Halis Kişin, bölgenin hassas coğrafi yapısına değinerek tıraşlama yönteminin yol açacağı geri dönülemez zararları aktardı. Arazi yapısının son derece engebeli ve su seviyesinin çok düşük olduğunu söyleyen Haşim Kişin, ağaçlar kesildiği zaman toprağın suyu emmesini sağlayan bitki örtüsünün yok olacağını ve bölgenin yeniden canlanma ihtimalinin çok zayıf olduğunu belirtti.

Yetkililerin “tekleştirme” iddiasının sahada hiçbir karşılığı olmadığını ifade eden Haşim Kişin, kesim bölgesine açılan yolların durumunu ise “vahim” olarak nitelendirdi. Eskiden sınırlı bölgelere yol açıldığını, odunların aşağı tepelere eşek, at ve katırlarla taşındığını hatırlatan Kişin, şimdilerde ise iş makinelerinin açtığı labirent benzeri yollar yüzünden toprağın yapısının bozulduğunu ve kepçelerin girdiği bu yerlerde bir daha orman çıkmayacağını söyledi. Alandaki denetimsizliğe işaret eden Kişin, “Kaç kamyon odunun kimler tarafından ve ne kadar götürüldüğü belirsiz. Maliyenin durumdan haberdar olup olmadığını ve gerekli kontrolleri yapıp yapmadığını bilmiyoruz” şeklinde konuştu.

Endemik türler tehlikede

Yıkımın ekosistem üzerindeki ölümcül etkilerine de değinen Haşim Kişin, bölgede  “Gulheş,” olarak bilinen ve gölgelik alanlarda yetişen nadide endemik bitki türünün büyük bir tehdit altında olduğuna dikkat çekti. Orman örtüsünün kaldırılmasıyla güneş ışığına doğrudan maruz kalan bu bitkilerin hemen solacağını ifade eden Kişin, tam da tohumlama ve çiçek dökme mevsiminde bu örtünün yok edilmesinin, çeşidin tamamen tükenmesine yol açacağını belirtti.

Yaban hayat yok oluyor

Doğanın kendi kendini yenileme mekanizmasının hiçe sayıldığını aktaran Kişin, kurumuş ağaçların bile ekosisteme faydası olduğunun altını çizdi. Kişin, “Bizim ‘Dik Süleyman’ dediğimiz ibibik kuşu ve ağaçkakanlar o çürük ağaçlardaki böcekleri, kurtları yiyerek beslenir. O ağaçlar çürüdüğünde kovuklarına bal arıları girer. Şimdi ise motor seslerinden ürken hayvanlar bölgeyi terk etti; cırcır böcekleri bile kalmadı. Eskiden buralarda 2.5 metre kanat açıklığı olan kızıl kartallar, yaban keçileri ve geyikler vardı. Şimdi hepsi yok oldu. Turizm potansiyeli yüksek olan bu doğayı korumak yerine bitiriyorlar. Madem eti Avrupa’dan, angusu dışarıdan, samanı Bulgaristan’dan getiriyorsunuz; odunu ve kömürü de dışarıdan getirin, bu doğa yerinde kalsın” ifadelerini kullandı.

Köyün Türkçe adının ormanlık alanlardan dolayı Dallıtepe olduğunu söyleyen Kişin, “Atalarımız korudu, bize miras bıraktı, biz de korumaya çalıştık. Ama iki sene sonra burası ‘Dalsıztepe’ olacak, orman köyü ismi hafızalardan tamamen silinecek. Yüzde 80’i orman olan meralarımızın yarısı yok oldu, kalanını korumaya çalışıyoruz” dedi.

Küçücük fidanlar ‘gençleştirme’ kılıfıyla kesiliyor

Cafran köyü Muhtarı Cengiz Kişin ise sürecin tamamen kapalı kapılar ardında, köyün mülkî idare amirinden bile gizlenerek yürütüldüğünü ifade etti. Bir muhtar olarak kesim bölgesinin sınırlarının kendisine dahi gösterilmediğini ve hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini belirten Kişin, dağdaki hareketliliği görünce Orman İşletme Şefliği’ni aradığını söyledi. “Ormanı sattınız mı, dağda kesim var” diye sorduğunda, Çetin Şef isimli memurun kendisine doğrudan “Evet sattık, Serkan Çelebi’ye sattık” dediğini aktardı.

Yapılan bu operasyonu, “Küçücük fidanların kesilerek ‘gençleştirme’ adı altında yasal bir kılıfa büründürmesi” olarak tanımlayan Muhtar Kişin, “Eğer bu bir kanun ve doğaya faydalı bir gençleştirme çalışmasıysa, neden 2023 yılından beri sadece Cafran’daki ormanlar kesiliyor. Neden komşu köylerdeki ormanlar kesilmiyor” diye sordu.

‘Bölgede kaçak işçi çalıştırılıyor’

Yetkililere “Buradaki kesime ara verin, çevre köylerde de yapın da biz de görelim; gerçekten orman gençleşiyor mu yoksa tahrip mi ediliyor?” diyerek seslenen Muhtar Kişin,  Cafran’daki ormanlık yapının zaten yüzde 80 oranında genç ağaçlardan oluştuğunu, rakımı yüksek tepelerdeki yüz yıllık ormanların ise tıraşlandığı zaman bir daha asla yeşeremeyeceğini belirtti. Ayrıca bölgede kaçak işçi çalıştırıldığı yönündeki iddiaları da doğrulayan Muhtar Kişin, köye gri renkli bir binek araç ile Renault ve Fiat Fiorino marka beyaz araçlarla denetimsiz, sigortasız şekilde 5-10 kişilik grupların taşındığını ve ormana götürüldüğünü kendi gözleriyle gördüğünü söyledi.

‘Ormanımıza dokunmasınlar’

Köylülerden Ayten Kişin ise 2023 yılından bu yana topraklarını korumak için verdikleri mücadeleye dikkat çekti. Bu toprakların kendileri için miras olduğunu belirten Ayten Kişin, şunları kaydetti:

“Üç beş kişi bu ormanı kesip bitiriyor ama bu işin içinde devletin de parmağı var. Artık yeter, ormanımıza dokunmasınlar. Fakir fukaranın ekmeğiyle oynamasınlar. Yarın öbür gün burası çöl gibi olacak. Burada kimse kalmayacak. Bize ne devlet destek verdi ne millet destek verdi. Zaten devlet bizi bu hale getirdi. Devlet olmasaydı biz bu hale düşmezdik.”

‘Hakkımızda şikayetçi oldular’

Köylülerden Hasan Kişin de tapulu arazilerinin bu süreçte ellerinden alındığını ve göç dayatmasıyla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Her şeyleri belli olmasına rağmen tapularının ve arazilerinin yok sayıldığını kaydeden Kişin, “Biz doğamızı korumaya çalışırken bir de üstüne hakkımızda şikayetçi oldular, bizi kendi yerimizde suçlu çıkardılar. Bu işin sonu nereye varacak belli değil; olan garibana, çoluk çocuğumuza oluyor. Yarın öbür gün burası çöl olacak, kimse burada kalamaz. Herkes göç etmek zorunda kalacak. Elimizde avucumuzda hiçbir şey kalmadı, her şey bitti gitti. Bir tek bu yol kaldı elimizde, yarın bu yolda da nefes kalmayacak, çöl olup gidecek. Yapılacak hiçbir şey bırakmadılar” dedi.

‘Hem ormanı kesiyorlar hem yiyiyorlar’

Köydeki rant ve talan düzeninin yarattığı pervasızlığa dikkat çeken bir diğer köylü Güzel Kişin ise ormanı kesenlerin kendilerine açıkça meydan okuduğunu söyledi. Yıllardır devam eden bu yıkımın köye hiçbir faydası olmadığını, aksine sadece belli kişileri zengin ettiğini ifade eden Güzel Kişin, o şahıslardan birinin yüzlerine karşı sarf ettiği sözleri şöyle aktardı:

“Bu köye iki çakal girmiş. Ormanı kesen o şahıs geldi ve bana bizzat, ‘Eğer ben bu köyü viran etmezsem adam değilim’ dedi. Kendi kulaklarımla duydum, yüzümüze karşı konuştu. Kaç senedir adamlar hem ormanı kesiyor hem yiyor.”

Güç sahipleri karşısında seslerini duyuramamaktan yakınan Güzel Kişin, yaşanan adaletsizliği “Sağlam iş adamlarının bile sözü para etmezken, benim gibi engelli bir kadının sözüne nasıl inansınlar? Ne yapalım, daha ne söyleyelim” ifadelerini kullandı.

‘Sanki bacaklarımı kollarımı kesiyorlar’

Yaşanan doğa katliamının ve hafıza kırımının kendisinde yarattığı derin acıyı dile getiren köylülerden Vesile Kişin ise, “Ağaçlar kesilirken sanki benim bacaklarımı ve kollarımı kesiyorlar. Çünkü bizim ormanlara ihtiyacımız var, çocuklarımızın ihtiyacı var” dedi. Büyük şehirlere gitseler de sadece kendi köylerinde nefes alabildiklerini, burada değerleri, mezarları ve anılarının olduğunu söyleyen Güzel Kişin, rant uğruna asırlık dengenin nasıl altüst edildiğini şu sözlerle özetledi: “Dedem o ormanı kesmiyordu, çığ gelir diye koruyordu. Ama geçen sene o ormanı kestiler, koca koca taşlar aşağı yuvarlanıyordu. Bizim dedelerimiz çok mu cahildi ki o ormanları kesmiyordu? Onlar bizi düşünüyordu ama şimdikiler kendi çocuklarını bile düşünmüyorlar. Biz kendi çocuklarımızı düşünelim.”

Doğadaki tüm canlıların hakkının gözetilmesi gerektiğini anımsatan Güzel Kişin, “Ormanda kuşlar var, hayvanlar var. Bizi düşünmüyorlarsa o hayvanları, o kuşları, o ayıları düşünsünler. Yarın öbür gün biz su bulamayız; çünkü ormanlar kesildiği zaman su da kalmaz. İnanın köyüm bana ilaç gibi geliyor. İnsan kendi köyüne bu kadar zulüm, bu kadar hakaret eder mi? Biz bu zulmün yapılmasını istemiyoruz. Dedelerimizden kalan bu topraklarda o kadar emek var, bu insanlar hiç mi bir şey düşünmüyorlar” diye kaydetti.

‘Atalarımız bu ormanları kesmiyordu’

Cafran köyünün en yaşlısı Xemsiye Kişin de asırlık emeğin ve doğayı koruma kültürünün nasıl hiçe sayıldığını anlatarak öfkesini dile getirdi. Atalarının ormanları kesmeye kıyamadığını belirten Xemsiye Kişin, “Bu ormanlar bizim babalarımızın, atalarımızın emeğiyle oldu. Atalarımız bu ormanları kesmiyordu, ‘Bir gün lazım olur’ diyordu. Biz ağaçları sobada yakmak için bile kesmeye kıymıyorduk. Ağaçlarımızın büyümesini, yemyeşil olmasını istiyorduk. İstiyorduk ki görenler ‘Bu ormanlar yemyeşil’ desin. Şimdi bu ağaçları, bu ormanları kesenler ellerini vicdanlarına koymuyor. Vicdanlarını ceplerine koymuşlar. Yazıklar olsun! Çok yazık!” şeklinde konuştu.

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Emine Kaya’nın kardeşi: Polis ve aile baskısı şikayetçi olmasını engelledi

Sonraki Haber

Borges Dêrsim sözlü tarihinde

Sonraki Haber

Borges Dêrsim sözlü tarihinde

SON HABERLER

Tarikat ve cemaatlerin hedefinde Alevi mahalleleri var

Yazar: Yeni Yaşam
6 Temmuz 2026

DEM Parti Kadın Meclisi: NATO Zirvesine karşı çıkmak kadınların meşru hakkıdır

Yazar: Yeni Yaşam
6 Temmuz 2026

Rusya’dan Kiev’e saldırı: 11 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
6 Temmuz 2026

Borges Dêrsim sözlü tarihinde

Yazar: Yeni Yaşam
6 Temmuz 2026

‘Gençleştirme’ adı altında yüzde 80 genç ağaçlardan oluşan orman yok ediliyor

Yazar: Yeni Yaşam
6 Temmuz 2026

Emine Kaya’nın kardeşi: Polis ve aile baskısı şikayetçi olmasını engelledi

Yazar: Yeni Yaşam
6 Temmuz 2026

Zihni Göktay hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
6 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır