• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ekim 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Gerçeklik perdeleniyor

28 Ekim 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Güncel, Manşet

Gazeteci İrfan Değirmenci, DFG Eşbaşkanı Kesira Önel ve akademisyen Gülseren Adaklı ile basına baskıyı konuştuk:

  • Kayyım atamaları, erişim engelleri ve ekonomik baskılar muhalefetin sesini duyuracağı mecraları daraltıyor. Gazeteciler, görünmez kılınmaya karşı dayanışmayı ve mücadeleyi örgütleme çağrısı yapıyor
  • Kürt basınına yönelik yıllardır süren baskılar, iktidara muhalif olan diğer mecralara da uygulanıyor. Gazeteciler, bağımsız gazeteciliğin sürdürülebilmesi için örgütlü dayanışmanın önemine dikkat çekiyor

Ferid Demirel

Gazeteciler, 24 Ekim Cumartesi günü 10 ayrı ilde sokağa çıktı ve medyaya yönelik sansürü, erişim engellerini ve gazetecilerin tutuklanmasını protesto etti. Gazetecilere destek olmak için yüzlerce yurttaş da eylemlere katıldı.

Sendika ve gazeteci meslek ve hak örgütlerinin ortaklaşa düzenlediği eylemlerde gazeteciler, özgürce mesleklerini yapmak istediklerini belirterek tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını, haber üzerindeki yargı baskısının son bulmasını, kayyım uygulamalarının durdurulmasını ve hukuksuz erişim kararlarının uygulanmamasını istedi.

Veriler ne diyor?

İnternette uygulanan sansürle ilgili verileri derleyip raporlaştıran Veriler Ne Diyor’un kurucusu gazeteci Ali Safa Korkut’un çalışmasına göre, 1 Eylül’den bu yana 2 bin 133 URL hakkında erişim engeli kararı verildi. 63 farklı medya kuruluşu ve gazeteciye ait en az 98 sanal medya hesabı ve alan adı da bunlar arasında yer aldı.

Söz konusu çalışmaya göre engellemeler, özellikle X’teki sanal medya hesapları üzerinde yoğunlaşsa da yalnızca bununla sınırlı kalmadı. Sanal medya paylaşımlarından alan adlarına, web sayfalarından e-bültenlere, hatta Google Formlar’dan WhatsApp kanallarına kadar çok sayıda farklı içerik için erişim engeli kararı verildi.

Korkut, yaklaşık iki aylık süreçte alınan kararların, erişim engellerinin hem sayı hem de kapsam bakımından genişlediğini gösterdiğini belirtiyor.

Veriler, erişim engeli kararı verilen sanal medya hesaplarının toplam takipçi sayısının 52 milyon 328 bin 761 olduğunu ortaya koyuyor. Yani milyonlarca insanın takip ettiği hesaplara erişimin engellenmesi, bu hesapların sahiplerinin görüş, değerlendirme ve paylaşımlarının geniş kitlelere ulaşmasını da sınırlandırıyor. Bu durum, düşünce ve ifade özgürlüğünün yanı sıra haber alma ve bilgilenme hakkı açısından da ciddi sorunlar yaratıyor.

Erişim engelleri Yeni Yaşam, Mezopotamya Ajansı, Jinnews, Ajansa Welat gibi Kürt basın kurumlarının yanı sıra son dönemlerde T24’ün internet sitesini ve sosyal medya hesaplarını da hedef aldı. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29 Eylül 2026 tarihli kararıyla T24’ün internet sitesi ve X hesabının yanı sıra 118 içerik hakkında erişim engeli kararı verildi. Karara, söz konusu yayınların aile yapısını olumsuz etkilediği iddiası gerekçe gösterildi. T24’ün açıklamasına göre, internet sitesi 30 Eylül’de erişime engellendi.

Evrensel ve soL Haber’in X hesapları ile Kısa Dalga’nın X ve Instagram hesaplar? hakkında da erişim engeli kararları verildi.

‘Etki tepki meselesi’

Son dönemde erişim engeli getirilen sanal medya hesaplarından biri de gazeteci İrfan Değirmenci’nin 3 milyon 112 bin takipçili X hesabı oldu. Değirmenci, söz konusu yasaklarla ilgili olarak “Eğer iktidar sizi görünmez kılmaya çalışıyorsa ister istemez daha görünür olmaya gayret ediyorsunuz. Kendi yankı odalarımıza hapsolacak değiliz. Sokakları, alanları, meydanları boş bırakamayız hırsıza, uğursuza” diyor ve bunu etki ve tepki meselesi şeklinde yorumluyor.

Değirmenci, hesabı hakkında verilen erişim engeli kararının uygulanmasını beklemeden yeniden YouTube yayınlarına başladı, Instagram ve Bluesky’ı daha etkili kullandı.

Muhalefetin sesi kısılıyor

Medya kuruluşlarına yönelik müdahaleler erişim engelleriyle de sınırlı kalmadı. Ekim 2025’te TELE1’in yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesinin ardından, 14 Ekim 2026’da Halk TV’nin yönetimi de TMSF’ye geçti. Halk TV’nin yayını durdurulurken çalışanların kanal binasına girişi engellendi. Aynı gün kanalın sosyal medya hesapları hakkında da erişim engeli kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturmayı müdahalenin gerekçesi olarak açıkladı.

Türkiye’de medyanın önemli bir bölümü iktidarın doğrudan denetiminde ya da iktidara yakın ekonomik bağları bulunan gruplar tarafından yönetilmekte. Ekim 2018 ile Mart 2019 arasında IPS İletişim Vakfı ile yürütülen Medya Sahipliği Monitörü Türkiye 2018 verilerine göre, en çok izlenen televizyon kanallarının yaklaşık %90’ı, en çok okunan gazetelerin %80’i ve en çok ziyaret edilen dijital haber sitelerinin büyük bölümü bu kapsamda.

Medya Sahipliği Monitörü’nün 2021 yılında yayımlanan güncellemesi de medya sahipliğindeki yoğunlaşmanın sürdüğünü ortaya koyuyor. Medya sahipliği üzerine çalışan Prof. Dr. Bilge Yeşil’e göre, 2021–2025 döneminde bu yapıda köklü bir değişiklik yaşanmadı.

Eylül 2025’te Habertürk ve Show TV’nin de aralarında bulunduğu şirketlere el konulması bu süreçteki önemli gelişmeler arasında yer aldı. RTÜK’ün para cezaları ve yayın durdurma kararları ile Basın İlan Kurumu’nun ilan kesintileri, iktidara yakın olmayan medya kuruluşlarının ekonomik varlığını tehdit ediyor. Araştırmaya göre, bu koşullar otosansürü ve içeriklerin tek tipleşmesini derinleştiriyor.

Medya sahipliğinin daha çok iktidar ve iktidara yakın grupların eline geçmesinin ve sanal medya ile internet medyasının yargı eliyle muhalif kesimlerin seslerini duyurabileceği mecralar olmaktan çıkarılmasının, muhalefetin kendi kitlelerine ve toplumun geneline ulaşmasını engelleyip engellemediği konusu da gündemde.

2023 Genel Seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili adayı olduğu için siyasetçi kimliği de bulunan İrfan Değirmenci bu durumu şu şekilde yorumluyor:

“Muhalif seçmenin en çok izlediği kanala da kayyum atadılar biliyorsunuz. Kitle iletişim araçları önemli elbette ancak emeğin iktidarını kurmak isteyenler için yollar tükenmez. Mahalle, kampüs toplantılarını, pazar gezmelerini, kapı kapı dolaşıp dayanışma ağları örmeyi başarmalıyız.”

Kürt basınına sürekli engel

1990’lı yıllarda gazeteci ve dağıtımcıların öldürüldüğü, gazete binalarının bombalandığı, gazetelerin kapatıldığı Kürt basını da son dönemde yoğun bir şekilde baskılardan nasibini almaya devam ediyor. Uzun yıllardır internet siteleri ve sanal medya hesapları defalarca engellenen Mezopotamya Ajansı’nın yalnızca 2026’nın ilk dokuz ayında farklı platformlardaki 24 hesabı, Jinnews’ün ise 13 X ve TikTok hesabı erişim engeli kararlarının hedefi oldu. Ocak 2026’da her iki ajansın internet siteleri ile Türkçe, Kürtçe ve İngilizce yayın yapan sanal medya hesaplarına da “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Engellemeler nedeniyle yeni alan adları ve sanal medya hesapları üzerinden yayınlarını sürdürmeye çalışan kuruluşlar, bu adreslerin de yeniden engellenmesiyle karşılaştı.

Kürtçe yayın yapan medya kuruluşları da erişim engellerinin hedefi oldu. BTK Başkanı’nın 1 Temmuz 2026 tarihli kararlarıyla Ajansa Welat ve Azadiya Welat’ın internet sitelerine erişim engeli getirildi. Ajansa Welat’ın X hesabı da Türkiye’den erişime kapatıldı. “Millî güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle alınan kararlar, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından onaylandı. Azadiya Welat’ın geçmişi ise bu müdahalelerin sürekliliğini gösteriyor. Gazete, yayın hayatının ilk altı yılında 10 kez toplatıldı, üç kez yayın durdurma cezası aldı ve 2016 yılında 675 sayılı KHK ile kapatıldı. Yeni Yaşam Gazetesi’nin internet sitesi de şimdiye kadar 8 kez erişim engeline maruz kaldı. Ayrıca X hesabı 9, Instagram hesabı 3, Tiktok hesabı ise 4 defa kapatıldı.

Sistematik engelleme

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Kesira Önel, Kürt basınının ve gazetecilerinin maruz kaldığı yasak, engelleme, baskı ve sansürün devamlılığına dikkat çekiyor:

“En sert süreçleri 90’lı yıllarda yaşayan Kürt basını, her türlü yıldırma politikasına maruz kaldı. Gazetecilerin katledilmesiyle ilk fitilin ateşlenmesi beraberinde gazete binalarının bombalanması ve sayısız kuruma baskın düzenlenip 2000’li yıllarda KHK ile birçok basın yayın kurumuna kayyum atanıp kapatılması ile bu 30 yıllık süreci özetle yorumlayabiliriz.”

Gelişen teknolojinin etkisiyle Kürt basınının da dijital yayıncılığa geçiş yaptığını ve iktidarın baskı, yıldırma politikalarının sansür yasası gibi kimi düzenlemelerle devam ettiğinin altını çizen Önel, dezenformasyon yasasını örnek gösterdi:

“Dezenformasyon yasası diye tanımlanan düzenleme ile bir bütün medyanın tekelleşmesini hedefleyen, bunun dışında oluşabilecek muhalif sesleri dijital platformları kapatarak dizayn etme hatta terbiye etmeyi kendine hedef bildi. Nitekim kapanan yüzlerce dijital platform, aynı zamanda görünürlüğün azaldığı, kaybedilen okuyucuya yeniden ulaşmayı zorlaştıran bir algoritmik sistem krizi de oluşturmakta. Aslında iktidarlar değişse de basın üzerinde uygulanmaya çalışılan baskılama politikaları yöntemler değiştirilerek devam etmektedir. Ana akım olarak değerlendirilen medya mecrası tüm Türkiye’yi kendi girdabına çekerken direnen ve bunun karşısında durmaya çalışan onurlu gazetecilik olgusu da kendini bu sistem karşısında örgütlemeye ihtiyaç duymaktadır.”

Önel, Kürt basınına yönelik baskıların Kürt sorunuyla bağlantılı olduğunu ve Kürt sorununun nedenleri ile sonuçlarını kamuoyuna duyurmaya çalışan Kürt basınının bu yüzden baskılara maruz kaldığını düşünüyor: “Özgür Basın olarak nitelendirilen Kürt basını, ülke içerisinde aynı zamanda görünür kılınmayan, yok sayılan, görmezden gelinen Kürt gerçekliğini aslında bütün toplumun, Türk toplumunun, Kürt toplumunun, dünya kamuoyunun gündemine sokan bir yerde durdu.” Önel buradan yola çıkarak bir gazetenin kapatılmasının “aslında geniş bir topluluğun kendini ifade hakkına yönelik bir müdahale anlamına geldiğini” düşünüyor:

“O yüzden bu basını konuşurken aslında ifade özgürlüğü, kimliğin tanınması ve siyasal eşitlik gibi çok daha geniş bir tablodan bahsediyoruz. Ne yazık ki 90’lardan bu yana bu uygulamalar bu yöntemler değişmediği gibi bu aynı zamanda sadece Kürdistan’da yaşanan meselenin bütün Türkiye’ye sıçrama meselesine de dönüştüğünü ifade edebiliriz. Çünkü aslında sadece bir bölgenin meselesi değil, tüm ülkenin demokratik alanının daralması anlamına geliyor. Habere erişim engellendikçe, insanların doğru bilgiye ulaşması da zorlaşıyor ve bu da toplumsal tartışmayı fakirleştiriyor.”

‘İyi gazetecilik için mücadele’

İktidarın yargı eliyle muhalif ve alternatif medya kanallarına ve internet medyasına yönelik baskı, sansür ve engellemelerini değerlendiren Barış Akademisyeni Gülseren Adaklı, yaşananları “gerçekliğin perdelenmesi” olarak yorumluyor.

“İktidarın, belki siyasi rakiplerinden de önce gerçeklerin/olguların halka inmesiyle ilgili büyük bir sorunu var” diyen Adaklı, buna karşı girişilecek alternatif ya da muhalif medya oluşumlarının “iyi gazetecilik için mücadele etmesi” gerektiğini düşünüyor.

Adaklı, iktidarın yargı eliyle ve diğer araçlarla alternatif ve muhalif medyanın sesini kısmasının yanı sıra sanal medyada kullanılan manipülasyon araçlarına da dikkat çekiyor:

“Değişik araçlar kullanıyorlar sosyal medyada. Korkunç bir troll ordusu var. Manipülasyonun bini bir para.”

Adaklı, alternatif mecraların oluşturulmasının ekonomik ve siyasi koşullardan bağımsız düşünülemeyeceğini vurguluyor:

“Medya dediğiniz şey çok pahalı bir şey. Ucuza yapabileceğiniz bir şey değil.” Fiziki engellemelerin yanı sıra medya sahipliği ve içerik üzerindeki güç ilişkilerini de eleştiren Adaklı, yeni bir yayın girişiminin yalnızca teknik imkânlarla sürdürülemeyeceğine işaret ediyor.

Alternatif oluşturmak

İrfan Değirmenci, söz konusu baskı ortamına karşı “Aramızdaki nüansları tartışmayı biraz erteleyip yan yana durmayı, Saray/sermaye iktidarının kara düzenini başlarına çalmayı başarmalıyız” diyerek “Sonra adil bölüşümün, özgürlüklerin, barışın ve adaletin hakim olacağı yarınları birlikte cesaretle örmeliyiz” diye ekliyor.

Kesira Önel, muhalif durmaya çalışan kimi kesimlerin baskılar karşısında daha fazla sessizliğe gömüldüğünü düşünüyor. Kürt basınının direnme koşullarının gelişkin olduğunu kaydeden Önel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fakat Türkiye toplumunda diğer muhalif seslerin ne yazık ki bu noktada çok da direnebildikleri bir zemin gerçekleşmiyor. Çünkü muhalif seslerin yalnızlaşması, ekonomik olarak sıkıştırılması ve dayanacak bir zemin bulamaması, aslında tek başına bir basın sorunu değil, demokrasi sorunu. Kürt basını için direnç alanları tarihsel olarak daha kuvvetli gelişti. Ama Türkiye’deki diğer muhalif mecralar aynı koşullara sahip değil. Ve bu dengesizlik, seslerin kısılmasını kolaylaştırıyor. Burada dayanıklılığı artıracak şey, hem ekonomik hem de dayanışma temelli destek ağları. Bağımsız gazeteciliğin sürdürülebilir olması için bu tür yapısal çözümler kritik hale geliyor. Tekrar belirtmem gerekir ki örgütlü mücadele alanı, örgütlü toplumsallığın ve haber alma hakkının en görünür hali olacaktır.”
PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yağma için ‘cennet vatan’

Sonraki Haber

Tuz Gölü Havzası’na OSB!

Sonraki Haber

Tuz Gölü Havzası'na OSB!

SON HABERLER

Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Tuz Gölü Havzası’na OSB!

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Gerçeklik perdeleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Yağma için ‘cennet vatan’

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Doğanın arınma faslı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

ABD Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Sümeyye Boz: Sürecin takvimi ve gecikmeler Meclis’e açıklanmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır