• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Eylül 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

görüşmek üzere… – Ayşe Düzkan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2019
Kategori: Manşet, Yazarlar
0
Paylaşım
4
Görüntüleme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Özgür Gündem davasında hapis cezası alan gazetemiz Yeni Yaşam yazarı Ayşe Düzkan, cezaevine girdi. Düzkan’ın cezaevine girmeden önce gazetemize yazdığı son yazısı şöyle:

duymuşsunuzdur, istinaf mahkemesi benim de aralarında olduğum gazeteciler hakkında açılan davada çıkan kararı onayladı. böylece özgür gündem gazetesiyle dayanışmak amacıyla bir gün nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptığımız için bana, ragıp duran’a 18’er ay, haberlerinden dolayı hüseyin bektaş ve mehmet ali çelebi’ye yine 18 ay, hüseyin aykol’a iki yıl hapis cezası verilmiş oldu.

çok yakın bir zamanda, bu cezayı yatmak üzere teslim olacağım. cezaevinde yazma ve yazıyı ulaştırma koşulları nasıl olur bilemiyorum. o yüzden bu, bir süreliğine bile olsa bir veda yazısı.

mehmet ali çelebi’nin zaten cezaevinde olduğunu, türkiye genelinde siyasi sebeplerle cezaevinde olanların sayısının 50 bine dayandığını ve disk basın-iş’in kayıtlarına göre bunların arasında 150 civarında (civarında diyorum çünkü sayı sürekli değişiyor) gazeteci bulunduğunu düşününce, “geçmiş olsun”ları kabul ederken bile mahcup oluyorum.

özgür gündem’in ve onu önceleyen gazetelerin bürolarında, bu gazetelerde çalıştıkları için canlarından olanların fotoğrafları asılıydı ve bu fotoğraflar bir duvarı kaplayacak kadar çoktu. onları düşününce konudan bahsetmek dahi zoruma gidiyor.

son dönemde birçok gazeteci sürgüne gitmek zorunda kaldı çünkü aldıkları ya da alma riski taşıdıkları cezalar ömürlerinin ciddi bir kısmını oluşturuyor. insanın yakınlarından, yurdundan, -hele de gazetecilik gibi dille yapılan bir mesleği varsa- anadilinden uzak olması, avrupa’da adım başı ırkçılığa maruz kalmak nasıl zor bir iş, bilen bilir. ben de, ege’nin sahillerini, denizi, istanbul’un sokaklarını,vapurları, istiklâl caddesi’ni, müziğin iyi, içkinin ucuz olduğu barları, pazar yerlerini, buralara mahsus yemekleri, pul biberi seviyorum, insanı uykusundan uyandıran ezana, gündüzleri ona karışan çan seslerine, hiç dinlemesem de sözlerini bildiğim alaturka şarkılara, 15 yaşıma kadar varlıklarından bihaber olduğum alevilerin deyişlerine, kürtçeye, çocukken kulağıma çalınan rumcaya, çok sonra tanıştığım ermeniceye, şimdilerde duyduğum arapçaya aşinayım, bütün bunlardan ve anadilim türkçeden kopmak çok zor geliyor bana çünkü bütün bunlar yurdum, yoksulluğa ve savaşa mahkum edilmesi karşısında kahroluyorum ve sürgündeki arkadaşlarımı düşününce…

selahattin demirtaş’a yönelik aihm kararına karşı ışık hızıyla sonlandırılan davada mahkum edilen sırrı süreyya önder’in yine ışık hızıyla hapse atıldığını gördükçe…

gezi’ye yönelik soruşturmalara baktığımda ve barıştan söz edenlerin yaşadıklarını hatırlayınca, şu 18 aydan bahsetmek bile ayıp geliyor.

ama en basitinden bir gazeteci dayanışmasına dava açılmış olması bir yana, hapis cezası verilmesi birçok şeyi gösteriyor tabii. en başta bu mesleğin ve dolayısıyla halkın haber alma hakkının nasıl bir tehlike altında olduğunu…

çünkü özgür gündem nöbetçi genel yayın yönetmenliği, her şeyden önce gazeteciliği korumaya yönelik bir dayanışma eylemiydi.ama aynı zamanda, -en azından benim için-  bir türk olarak, bu topraklarda barış talebine sahip çıkmak anlamına geliyordu.

böyle durumlarda cesaret kavramının çok fazla dolaşıma sokulduğuna şahidim. kendi adıma söyleyeyim, cesur değilim. sadece, tarihin her aşamasında farklı bir biçim almış olan eşitlik, özgürlük ve adalet davasına, kendimi bildim bileli ucundan tutmaya çalıştığım davaya yararlı olmaya çalışıyorum. zaten mesele cesaret de değil. günde on saat, on iki saat çalışan, işinden olduğu anda çocukları, ailesi ve kendisi aç kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bir emekçinin bu kadarını bile yapma lüksünün olmadığının farkındayım. bu, kelimenin her anlamıyla bir “nöbet”, sıra bize gelmişti, tuttuk, devam ediyoruz.

bu gazetenin okuruyla kurduğu ilişki başka mecralardan çok farklı, sokakta, pazarda karşılaşınca selamı esirgemeyen okurların yanımızda olduğunu biliyorum. bu yazının, biraz fazla öznel ve kişisel olmasını da bu seferlik bağışlayacaklarına güveniyorum. gidiyoruz ama bir gün döneceğiz. şimdilik, meşrebinize göre, yol arkadaşlığınıza, iyi dileklerinize, dualarınıza talibim.

Önceki Haber

Ekonomik güven endeksi Ocak’ta yüzde 4,2 geriledi

Sonraki Haber

Tersane işçileri: Kaza değil bu bir cinayet

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Kürtçe eğitim kırmızı çizgidir

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Suriye'de gazetecilik yapan Zinar Yıldız, Rojava ve Suriye'deki gelişmelere dair sorularımızı yanıtladı: QSD’de yer alan Efrînli savaşçıların entegrasyonu konusunda da...

‘Halkların biricik yoldaşıydı…’

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Hüseyin ağabey bizler için bir arkadaş, yoldaş, dost canlısı bir insandı. Entelektüel, aydın kişiliğiyle halkımızın, halkların biricik yoldaşıydı. Zindanı yaşayan...

Süreç karşıtları ve devlet

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Yaklaşık iki yıl önce, Kürt halkı ve Aleviler başta olmak üzere Türkiye haklarını ve toplumun tüm kesimlerini çok yakında ilgilendiren...

İnsanlık suçu

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

İnsanlık tarihinde en büyük suçlardan biri ırkçılıktır. Bu suç günümüzde de işlenmektedir. İktidarlar kendi çıkarları doğrultusunda el altından da olsa...

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Jin Dergi’nin 184. sayısı 'Tarihsel Şiddet, Güncel Eşitsizlikler ve Direniş' kapağı ile yayımlandı Jin Dergi, 184. sayısında; tarihsel şiddetin günümüzde...

Hep hikâyede

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Hırs için can ve zaman harcayan çağlardan bu günlere kadar geldik. Öyle ki geldiğimiz yerleri ve ezberleri beraberimizde getirdik. Denilir...

Sonraki Haber

Tersane işçileri: Kaza değil bu bir cinayet

SON HABERLER

Kürtçe eğitim kırmızı çizgidir

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

‘Halkların biricik yoldaşıydı…’

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Süreç karşıtları ve devlet

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

İnsanlık suçu

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Hep hikâyede

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Xarpet’te iş cinayeti: Toprak altında kalan işçi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır