DEM Parti Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, sürekli ertelenen adımların halkta umutsuzluk yarattığını belirterek, barış sürecinde somut adımların zorunlu olduğunun, Kürtler arası demokratik birliğin ise çözümün temel dinamiği olduğunun altını çizdi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Demokratik Toplum ve Barış Süreci”ne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Kürt meselesinde gelinen aşamanın yeni bir siyasi eşik olduğunu belirtti.
27 Şubat 2025’te Önder Apo’nun mesajıyla sürecin geliştiğini hatırlatan Kaçmaz, devletin çözüm konusunda ‘öteleyici’ bir yaklaşım sergilediğini söyledi. Devlet Bahçeli’nin Önder Apo için dile getirdiği ‘Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü’ önerisini de yorumlayan Gülcan Kaçmaz, bu durumu çok önemli bulduğunu ancak bunun koşullarının vaatlerle değil, somut adım ve yasalarla doldurulması gerektiğinin altını çizdi.
Boş vaatler değil, somut icraatlar
Sürecin başlangıcından bu yana bir yılı aşkın sürenin geçtiğini hatırlatan Gülcan Kaçmaz, iktidar bloğunun pratik adım atmaktan kaçınan tavrını eleştirerek toplumun beklentisinin boş vaatler değil, somut icraatlar olduğunu belirtti.
Gülcan Kaçmaz, “Bugün itibarıyla söylemle pratiğin birbirine denk düşmediği bir süreçten bahsediyoruz. Sürekli ‘Ramazan Bayramı’ndan sonra’, ‘Nisan’da’, ‘Mayıs’ta’ denilerek adımların ötelendiği bir akılla karşı karşıyayız. Bu durum halkta umutsuzluk ve güvensizlik yaratıyor.
Bu tıkanıklığı aşacak olan şey devletin insafı değil, toplumun öz gücü ve devletin atacağı kaçınılmaz somut adımlardır. Somut adımlar atıldığı takdirde çözüm süreci çok daha hızlı ilerleyecektir” dedi.
1993’ten günümüze ulusal birlik
Gülcan Kaçmaz, Kürtlerin kendi içindeki ‘Demokratik Ulusal Birliği’nin barış süreci için bir ön şart olduğunu ifade ederek, bu mücadelenin tarihsel kökenlerine değindi. Birliğin bugün başlamış bir proje olmadığına dikkat çeken Gülcan Kaçmaz, 1993’te Celal Talabani (Mam Celal) öncülüğündeki girişimlerden, 2003’te Mesut Barzani ve Önder Apo’nun dahil olduğu stratejik çalışmalara kadar uzanan bir hafızaya sahip olduğunu kaydetti.
Geçmişteki bu çalışmaların dış müdahaleler ve iç sorunlar nedeniyle akamete uğradığını ifade eden Gülcan Kaçmaz, “Demokratik Birlik İnisiyatifi yaklaşık bir yıldır Bakur ve Rojava hattında yoğun bir çalışma yürütüyor. Ancak bu çalışmaların daha da artırılması şart. Kürtlerin birliğini sağlayamamasının önündeki en can acıtıcı engel, bazı yapıların dar grupsal ve ideolojik çıkarlarını halkın çıkarının önüne koymasıdır” diye konuştu.
‘Kırmızıçizgimiz Kürt halkının hakları ve dilidir’
Kürt siyasi partilere de bir çağrıda bulunan Gülcan Kaçmaz, birliğin önündeki engellerden birinin ‘bazı siyasi anlayışlar’ olduğunu söyledi. Demokratik birliğin kimseyi tek bir tüzüğe veya çatıya zorlamak olmadığını vurgulayan Gülcan Kaçmaz, şunları söyledi:
“Biz, ‘gelin bu çatıya dahil olun’ demiyoruz. Bu demokratik de olmaz. Ama diyoruz ki: İdeolojilerimiz farklı olsa da kırmızı çizgimiz Kürt halkının statüsü, dili ve kültürü olmalı. Halk, özellikle Rojava’ya yönelik saldırılar karşısında sokakta bu birlik ruhunu gösterdi. Siyaset, halkın bu talebinin gerisinde kalamaz. Halk, siyasilerin önüne bir sorumluluk ve ödev koymuştur.”
Dünyanın ve bölgenin içinden geçtiği kaosu ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ olarak tanımlayan Gülcan Kaçmaz, bu savaşın merkezinin Ortadoğu olduğunu ve Kürtlerin yüz yıl önce Lozan’da statüsüz bırakıldığını ancak bugün şartların değiştiğini hatırlatarak şunları söyledi:
“Bugün Kürtlere ikinci bir Lozan yaşatılmak isteniyor. Fakat Kürtler yüz yıl öncenin Kürtleri değil. Politikaları, deneyimleri ve ödedikleri bedellerle artık tüm dünyaya örnek olan bir mücadeleden bahsediyoruz. 60 milyonluk bir halkın statüsüz bırakılması bölgeye istikrar getirmez. Sayın Abdullah Öcalan’ın sunduğu barış ve demokratik toplum reçetesi, sadece Kürtleri değil, Türkiye’yi ve tüm bölge ülkelerini içine düştüğü tehlikelerden koruyacak tek yoldur.”
‘Karşılıklı ve eşzamanlı adımlar gerekir’
Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin ‘toplumun en küçük hücresinden başlayarak’ barışı inşa edeceğini belirten Gülcan Kaçmaz, şunları vurguladı:
“Bir sürecin ilerleyebilmesi için yalnızca bir tarafın ‘tarihi adım’ atması yeterli değildir; karşılıklı ve eşzamanlı adımlar gerekir. Sürekli ertelenen adımlar meselesi de aslında bu yapısal asimetriden kaynaklanır. Öte yandan, süreci tamamen devletin insafına bırakmamak gerekir; barış süreçlerinde toplumsal sahiplenme kritik bir rol oynar. Ancak bu sahiplenme, siyasi ve hukuki bir çerçeveyle desteklenmediği sürece tek başına kalıcı bir sonuç üretmez.
‘Demokratik birlik’ meselesi ise ideolojik bir homojenlikten ziyade stratejik bir ortaklaşma alanına işaret eder. Fakat pratikte bunun önündeki en temel engeller; siyasi rekabet, güven eksikliği ve yapısal parçalanmışlıktır.”
Demokratik Birlik çalışmalarının devam edeceğini belirten Gülcan Kaçmaz, “Kürtler demokratik birliklerini sağladıkları an, haklarını ve statülerini çok daha kolay bir şekilde kazanacaklardır. Bu ruhla çalışmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda 7 Haziran’da Cizre’de; Mardin, Şırnak, Batman ve Siirt’i kapsayan ‘Toplumsal Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ çalıştayımız olacak” dedi.
Kaynak: ANF









