• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Haziran 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Hafızaya pedal çevirmek-Abdullah Aysu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
20 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Baharla birlikte, uyanır dünya, canlanır yer ve gökyüzü. Kışa giren yerlerden bahara geçen bölgelere kuşlar göç etmeye başlar.

Göç eden kuşlara her ne kadar göçmen kuşlar dense de, onlar esasında görevli kuşlardır. Örneğin leylekler gittikleri coğrafyada yılanları ve buğdayın zararlısı olan süne böceğini ve başka canlıları yiyerek beslenir.

Beslendiği canlıların doğadaki varlığını/oranını düzenlerler. Leylek, avladığı yılanla havalanır, belli bir yükseklikten sonra yere bırakır. O yükseklikten yere düşen yılanın omurgası/beli kırılır, hareket edemez olur, etkisiz kalır. Avlayıp etkisizleleştirdiği yılanla, karnını doyurur leylek ve yavruları.

Türkiye tarımının ve çiftçisinin omurgası da önce hükümetler eliyle kırıldı; çiftçiler dayanaklarından edildi. Sonra tarımın kontrolü şirketlere geçti.

Tarımın kontrolü şirketlere geçtiği oranda çiftçiler topraklarını kaybetti. Toprağını kaybetmeyenler de üretemez duruma sürüklendi. Neydi, nelerdi tarımın omurgası, çiftçi dayanakları?

– Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlükleri (TİGEM) vardı.

Görevleri neydi?

“… Türkiye’nin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek için yetiştirdiği damızlık hayvan, tohum, fide, fidan benzerlerini yetiştiricilerinin intikal ettirmek; bitkisel ve hayvansal üretim, yetiştirme ve ıslah konularında araştırmalar yapmak; çevre çiftçilere tarımsal teknoloji ve girdi kullanımında öncülük, öğreticilik yapmak…”

TİGEM, yurt sathında yayılmış 38 bağlı işletmesi, 386 bin hektar arazisi ile yukarıda anılan görevleri yerine getiriyordu. Tİ- GEM’lerin çoğu Yap-İşlet-Pay ver yöntemiyle özel sektöre devredildi. İşlevsizleştirildi.

– TÜGSAŞ ve İGSAŞ gibi kamuya ait gübre fabrikaları vardı. Bu fabrikalar özelleştirilmeden önce gübre pazar payının yüzde 34’üne sahipti. Piyasayı düzenliyorlardı. Özelleştirildiler.

– Süt Endüstrisi Kurumu (SEK), Et ve Balık Kurumu (ET-BALIK), YEM SANAYİ vardı. SEK, yurt geneline yayılmış 34 işletmeye sahipti. Yani yaygındı. Özelleştirildi.

Et ve Balık’ın 29 et kombinası, 2 et sanayi işletmesi, 2 tavuk kombinası, 1 adet balık mamulleri fabrikası, 1 taşımacılık işletmesi, 300’e ulaşmış mağaza zinciri vardı. Özelleştirildi.

Yem Sanayi’nin yurt geneline yayılmış 26 yem fabrikası vardı. Özelleştirildi. Hayvan yetiştiricileri üretim girdisi ve pazarlama konusunda tamamen şirketlerin belirleyiciliğine terk edildi.

– Çiftçilerin Ziraat Bankası vardı. Banka yasasında yapılan değişiklik ile tarımsal kredilerin faiz oranları özel bankaların faiz oranları seviyesine çıkarıldı. Çiftçi krediye erişemez oldu, erişenlerin çoğunluğu icralık duruma düştü, topraklarını kaybetti.

– Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) halen var. Fakat işlevsizleştirilmiş durumda. Hükümetlerin şirket yanlısı politikaları nedeniyle piyasayı düzenleyecek oranda ürün almıyor, zamanında fiyat açıklamıyor, stok yapmıyor. Meydanı şirketlerin belirleyiciliğine bırakmış durumda.

– Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri vardı. Halen var. Fakat üretimden pazarlamaya zincirleri yok. Zincirlerinin halkasını kırdılar. Entegre tesisleri ile pazarlama birimleri anonim şirketlere dönüştürülerek özelleştirildiler. Sadece üyesi (ortağı) olan çiftçilerin ürünlerini satın alıyorlar. Ürün işleme ve pazarlama birimleri kooperatiflerin değil şirket ortaklarının kontrolünde.

– ÇAY-KUR’umuz var. Varlık Fonu’na devredilmiş durumda. Özelleştirilecek günü bekliyor.

– TEKEL ve Şeker Fabrikaları vardı. Tütün ve şekerpancarı çiftçisinin ürünlerini satın alırdı. Özelleştirildi. Şimdi tütün ve şekerpancarı üreticileri zorda. Tütün, sigara ve şeker piyasası şirketlerin kontrolünde. Daha pek çok şey anlatılabilir elbette. Ama işin özü tarımın omurgasını özelleştirmelerle kırdılar. Ekonomisini tarımın üzerine inşaa etmiş Türkiye, kırık omurga ile ayağa dikilemediği için krizde.

Şimdi yerel seçimin son etabına girdik gibi. Bu yerel seçimlerden sonra tarımsal sorunlar sadece iktidarın meselesi olmayacak. Biline! Belediye başkanlığını kazanan bütün partiler, tarımın başarısından veya başarısızlığından sorumlu olacak/tutulacak. Çünkü Büyükşehir Yasası, belediyeleri de hükümetler kadar tarımın geliştirilmesinde yükümlü kılıyor.

Yani kırık omurgayı alçıya alıp onarmak birazda belediyelere düşüyor. Seçim öncesi adaylara hatırlatalım, biraz hafızaya pedal çevirelim istedim.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Komün ve onur

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Zapatista komününde oturuyorduk. Önümüzde cetvelle çizdiğimiz sayfalar vardı. Cetvel dediğim bir tarafı düz, oldukça düz bir ağaç dalıydı. Sağdan sola...

En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Türkiye bir erken seçime gidiyor. Saray’ın akılda nelerinden Mehmet Uçum’un, muhalefetin erken seçim talebinin neden kabul edilemeyeceğine dair yüksek perdeden...

Yaşama anlam ve sevgi katmak

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Dar alanla ve sınırlı bir çalışmayla yetinmeyen, ihtiyaç duyulan her alanda ve çalışmada yer alma becerisini göstererek demokratik komünal toplumu...

Çözüm demokrasi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Genellikle mevcut sistemlerin tıkanıklığına bir eleştiri ve henüz ulaşılamamış potansiyellere bir davet olarak denenmemiş demokrasiden yani demokratik cumhuriyetten söz edilir....

Demokratik bütünsel hukuka çağrı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Haziran 2026

Hukukun dışında bırakılmış bir halk gerçekliğinin, aslında cumhuriyet tarihi boyunca inşa edildiği iddia edilen hukuk devletinin esas kara deliğini oluşturduğunu...

Ağrıyan yere dokunmak

Yazar: Yeni Yaşam
17 Haziran 2026

Daha öncesini pek bilmiyorum ama özellikle 90'lardan sonra sosyalist sola yöneltilen en ciddi (ve şüphesiz doğru) eleştirilerden biri, 'ertelemecilik' kavramında...

Sonraki Haber

Cesur olmanın tam zamanı-Zilan Kaya

SON HABERLER

DEM Parti’nin Olağan Kongre tarihi netleşti

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

İzmir’de tarım işçilerinin servisi devrildi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Ahmet Özer: Barıştan başka yol yok, güven verici adımlar atılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Serhedo’dan ‘Özgürlük Mitingi’ne çağrı: 28 Haziran’da bir arada olacağız

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

DEM Parti MYK ‘süreç’ gündemiyle toplandı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

CPT: Türkiye Zaxo’da 21 köye sivillerin girişini engelliyor

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Tarihi Kasımiye Medresesi’nin koruma alanı daraltıldı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır