Hasta tutsak İbrahim Şengül’ün eşi Hatice Şengül, ‘Artık cezaevi kapısında beklemek istemiyoruz. Barış istiyoruz’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrı ile başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve devlet tarafından atılan bir ilk adım olarak kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi 10 Ağustos’ta Meclis’te oy çokluğuyla kabul edildi. Yasa tartışmaları sürerken sürece dair umutlarını dile getiren tutsak yakınları, barış ve demokrasi taleplerinin yanı sıra adaletin sağlanmasını bekliyor.
Ağır hasta tutsak Bayram Şengül, Aralık 2020 yılında gözaltına alınarak tutuklandı ve o günden beri de cezaevinde. Edirne’de cezaevinde tutulan Bayram Şengül kendi istemi dışında Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevine sevk edildi. Agirî’de yaşayan Barış Annesi Hatice Şengül, uzun yol nedeniyle yıllardır eşini ziyarete gidemediğini belirtti. Hatice Şengül, hem ilerleyen yaşı ve sağlık sorunları hem de yaşadıkları ağır ekonomik zorlukları anlattı.
‘Cezaevi kapısında beklemek istemiyoruz’
Eşinin uzak kentlerdeki cezaevlerinde tutulmasının yarattığı sorunlara işaret eden Hatice Şengül, “Maddi imkansızlıklardan dolayı yılda sadece bir kere gidip eşimi görebiliyorum” dedi.
Cezaevlerine gittiklerinde de başkaca hak ihlallerine maruz bırakıldıklarını belirten Hatice Şengül, “Cezaevine girdiğimizde bebek olan torunumun bezine kadar arama yapılıyor. 10 ayrı arama noktasından geçiyoruz. Artık cezaevleri kapısında beklemek istemiyoruz. Barış istiyoruz. Biz barış annesiyiz. Hepimiz biriz” diye konuştu.
‘Yasadan çok umutluyuz’
Çerçeve yasaya dair umutlarını koruduklarını ifade eden Hatice Şengül şunları söyledi:
“Cezaevinde eşimden daha yaşlı insanlar da var. Tüm tutsakların evine dönmesini istiyorum. Eşim siyaset yaptı. Abdullah Öcalan da siyaset yaptı. Onun da gelmesini istiyorum. Abdullah Öcalan cezaevinden çıkarsa kötü mü olur? İyilikten, özgürlükten bahseder. Artık kimsenin kanı dökülmesin. Meclisten geçen bu yasadan çok umutluyuz. Dağdaki arkadaşlarımızın, Avrupa’dakilerin, zindandakilerin gelmesini ve özgürlüklerini istiyoruz. Abdullah Öcalan siyasete girmeyecekse, Selahattin Demirtaş çıkıp siyasete girmeyecekse, dağdakiler ve Avrupa’dakiler gelip konuşmasa bu yasa nasıl kabul edilebilir? Artık annelerin ağlamamasını, gençlerimizin ölmemesini istiyoruz.”
Haber: Serkan Satılmış / MA









