Pilemûriye’de hayvancılık yapan kadınlar, artan maliyetlerin ve yayla kiralarındaki artışın üretimi zorlaştırdığını belirterek, üreticilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi
Dêrsim’in Pilemûriye (Pülümür) ilçesine bağlı Karagöz Yaylası ve Ferhat Çayı çevresinde hayvancılıkla uğraşan kadınlar, yaz aylarını yaylalarda geçiriyor. Hayvancılık faaliyetlerinin ekonomik açıdan en zorlayıcı kısmı artan maliyetler ve yayla kiralarındaki artış oluyor.
Yaylada hayvancılık yapan kadınlar, çalışma ve yaşam koşullarına dair konuştu.
Yayla kiraları arttı
Geçimini hayvancılıkla sağlayan Mehtap Çınar, üreticinin yeterince desteklenmediğini söyledi.
Üretici olarak zorlandıkları konuları anlatan Mehtap Çınar, şöyle devam etti:
“Bizi en çok zorlayan konulardan biri yayla kiraları. Özel mülk sahipleri yüksek ücret talep ediyor. Peynir ve diğer ürünlerimizi düşük fiyata satıyoruz ancak tüccarlar bunları çok daha yüksek fiyatlara satıyor. Üretici desteklense bizim için daha iyi olur.”
İletişim sorunu
Yaylada yaşanan iletişim eksikliğine değinen Mehtap Çınar, bazı durumlarda telefon şebekesinin bulunmamasının ciddi sorunlara yol açtığını belirtti.
Mehtap Çınar, “Burada biri hasta olunca ambulans geç geliyor. Belli bölgelerde telefon çekiyor. En azından yaz aylarında buraya geçici bir verici kurulsa bizim için çok iyi olur. Sadece sağlık ve iletişim konusunda telefona ihtiyaç duyuyoruz” dedi.
‘Kadınların iş yükü daha fazla’
Yaylacılıkta kadınların iş yükünün daha fazla olduğunu kaydeden Mehtap Çınar, kadınların hayvancılık faaliyetlerinin yanı sıra ev işlerini de yürüttüğünü söyleyerek, ekledi:
“Erkek oturup koyun sağdığında kadın da birlikte sağıyor. Kadın kalkıyor sonra yemeğe koşuyor, bulaşığa koşuyor, çocuğa koşuyor ama erkek oturup yemeğin gelmesini bekliyor. Kadın hem erkekle iş yapıyor hem de ev işine koşuyor. Yani ezilen kadın oluyor. Yaylada çocuklar ise hayvancılığı ve üretimi deneyimleyerek öğreniyor.”
Yaylacılığı sevdiğini dile getiren Mehtap Çınar, “Yaylaya geldiğimde kendimi iyi hissediyorum. Çocuğum açısından da burası çok güzel. Suyumuz ve havamız doğal, yeşilliklerin içerisindeyiz. Kimyasallardan uzak bir yaşam sürüyoruz” diye belirtti.
‘Emeğimizin karşılığını alamıyoruz’
Hayvancılığın zorluğu kadar kolay yönü olduğunu da dile getiren Havacan Erdoğan, sözlerini şöyle dürdürdü:
“Hayvancılığın zorluğu kadar kolay yönü de var ama yayla şartları zor. Sürekli git gel, taşımacılık var, hayvanı getir götürmek var. Üretici olarak gerçekten emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Üretim yapmayı seviyoruz. Kendi işimiz. Sadece bize destek olmalarını istiyoruz. Peynirimizin, sütümüzün, tereyağımızın her şeyine nasıl yüzde 100 zam ekleniyorsa peynirimize de zam eklenmesini istiyoruz.”
Yaylada yaklaşık dört ay kaldıklarını söyleyen Havacan Erdoğan, doğayla iç içe yaşamaktan memnun olduğunu belirtti.
‘Çok emek veriyorum’
Hayvancılıkla 50 yıldan fazla süredir uğraşan 75 yaşındaki Elif Çelebi de, bu işi çocukluğundan beri yaptığını ve elde ettiği gelirle çocuklarını büyüttüğünü söyledi.
Elif Çelebi, “Bu işi yapmak çok iyi ama çok fazla emek veriyorum, çok fazla eziyet görüyorum. Tek başıma yapıyorum bu işi. Sağıyorum, peynir, yağ ve diğer ürünleri yapıyorum. Ben yapıyorum eşim satıyor. Tüm gelirimiz bu işten” diye belirtti.
Kaynak: MA









