MSD Dış İlişkiler Ofisi Eşbaşkanı Dr. Hisên Ezam, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik giderek artan nefret dili ve kışkırtmalara ilişkin ANHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Ezam, halkı Özerk Yönetim ve QSD etrafında kenetlenmeye çağırdı
Suriye Demokratik Meclisi (MSD) Dış İlişkiler Ofisi Eşbaşkanı Dr. Hisên Ezam, Kuzey ve Doğu Suriye’ye karşı kullanılan nefret dilinin sistematik ve son derece yıkıcı olduğunu belirterek, bu söylemlerin düşman yapılar tarafından finanse edildiğine dikkat çekti. Ezam, “Bizler Kuzey ve Doğu Suriye halkı olarak birlik içinde hareket etmeli, Özerk Yönetim ve Suriye Demokratik
Güçleri’ne (QSD) verdiğimiz destekle bu saldırılara karşı durmalıyız. İftira ve asılsız iddiaları reddetmeli, son derece sorumlu ve dikkatli davranmalıyız. Toplumumuzu bu konularda bilinçlendirmek hepimizin görevidir” dedi.
Kışkırtmalar Suriye toplumunun geniş kesimlerini etkiliyor
Uyarılarının yalnızca bölge halklarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Ezam, bunun tüm Suriye halkları için geçerli olduğunun altını çizdi. “Suriye halkı, ülkeye zarar veren bu kışkırtmalara karşı ortak ve birleşik bir tutum sergilemelidir” diyen Ezam, son dönemde nefret dilinin yaygınlaştığını ve toplumun birçok kesimini etkilediğini ifade etti. Bu durumun, farkındalığı artırmak ve tehlikeli gelişmeler karşısında birliği güçlendirmek amacıyla Suriye’nin tüm bölgeleriyle iletişimi zorunlu kıldığını belirtti.
Güvenlik için Özerk Yönetim ve QSD etrafında birleşin
Ezam, sahil bölgelerinden Cebel el-Arap’a, Halep’teki Şêxmaqsud Mahallesi’nden Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditlere kadar yaşanan gelişmelerin, güvenliğin ancak Özerk Yönetim ve QSD etrafında birleşilerek sağlanabileceğini gösterdiğini söyledi.
Nefret söylemlerinin yeniden üretilmesinin ve sürekli tekrarlanmasının Suriye’yi geçmişte yaşanan karanlık dönemlere sürükleyebileceği uyarısında bulunan Ezam, “İç savaşa yeniden sürüklenmemeyi umut ediyoruz. Bu nedenle kışkırtmalara, nefret söylemine ve bunları üreten yapılara karşı net bir duruş sergilemeliyiz” dedi.
Dr. Hisên Ezam konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Kendi Suriyeli kimliğiyle gurur duyan her bireyin, fitneye kapılmamak ve iç çatışma yaratmayı amaçlayan girişimlere alet olmamak gibi tarihsel ve ahlaki bir sorumluluğu vardır.”
HABER MERKEZİ









