Aylardır süren İran, ABD, İsrail savaşı en sıcak haliyle devam ediyor. Her iki taraf da karşılıklı açıklamalar yapıyorlar ama sonuca varacak durum söz konusu değil. İran ‘ABD ile ittifak yapan ülkelerin gemileri hedefimizdir’ derken, ABD de ‘uranyumu her ne pahasına olursa olsun ele geçireceğim’ diyor. Trump daha da ileri giderek uranyumun nerede saklandığını da biliyoruz, her an almaya hazırız, mesajını da vermeyi ihmal etmiyor. İran, ABD şartlarıyla masaya oturmak istemiyor, kendi taleplerini dile getiriyor. Trump savaşı körükleyerek İran’ı masaya oturtmaya zorlayacak işte o zaman Hürmüz Boğazı’ndaki kılçık da çıkabilir. İran bir taraftan da Kürtlere ait kampları dronlarla vurmaya devam ediyor. Bu saldırılar devam ederse İran’da iç savaşı tetikleyen bir durum ortaya çıkar. İran da aynı Türkiye gibi Kürt kazanımlarına karşı durmakta ısrarcı davranıyor. İran ile ABD, İsrail arasındaki savaş kara harekâtına dönüşürse İran coğrafyasında kaçınılmaz değişiklikler olma ihtimali yüksektir.
İran’da sular durulmazken Suriye’de da farklı bir durum yok. Kürtler Suriye’de önemli kazanımlar elde etti ve bunları kaybetmek istemiyor. Gündemde olan en önemli olay Haseke’de yaşandı. Adliye binasına asılacak olan tabela sorun oldu. Tabelada Kürtçe yazılmasını Şam hükümeti kabullenirken orada yaşayan Arap aşiretler tabelayı indirmeye çalıştılar. Bu aşiretler eğer Suriye’yi temsil ediyorlarsa o zaman Şam hükümetinin bir anlamı kalmaz, eğer Şam hükümeti ülkenin gerçeklerini görerek davranırsa bu aşiretlerin tutumlarını değiştirmesi için düzenleme yapmalıdır. Bu tabela kaçıncı defadır indiriliyor ve tekrardan yerine konuluyor? Diğer taraftan Şam’dan olumlu haberler geliyor. Şara, İlham Ahmed’e özerkliğin kabul edildiğini açıkladı. Bu açıklama yalanlanmadığına göre Kürtler adına ve diğer halklar adına olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir ve ileriye doğru adımlar atılır.
Türkiye’de düşük yoğunluklu çürüme hızla devam ediyor. Yaşanan olaylar gerçekten ülkenin nasıl yönetildiğini apaçık ortaya koyuyor. Geçmişte şoförü milletvekili olmuştu, şimdi de kaymakam tümgeneral oldu. Rizeli, olasılıkla Erdoğan’ın akrabası olabilir zira kendisi cumhurbaşkanına ‘’dayıcıyım’’ diye hitap ediyor. Zikrullah Erdoğan 33 yaşında bir kaymakam. Erdoğan’ın imzasıyla orduda Tedarik Hizmetler müdürlüğüne atandı ve rütbesi de Tümgeneral olarak onandı. Bu bölüm askeriyenin kasasıdır, alım ve satımlar bu müdürlükte yapılır, kararlar verilir. Tümgeneral olmak için 40 senelik bir ordu geçmişinin olması gerekir. İşin tuhafı Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı sessiz kaldılar. Söyleyeceğiniz iki kelime yok mu? Bu atamadan sonra bu ülkede liyakat, hak, hukuk ve adaletten bahsetmek abes olur. Erken seçim istemeyen Erdoğan normal seçim tarihine kadar ülkedeki kamu kuruluşlarını elinde tutmak için elinden geleni yapacaktır. YSK ataması da bu doğrultuda bir atamadır. Kanunları da ona göre tasarlıyorlar yani ‘’ver yetkiyi al etkiyi” formülü tam gaz ilerliyor.
CHP’de belediyeler sorundu ama bu kadar sorun olacağı kimsenin aklına gelmezdi. Aydın, Uşak ve şimdi de Afyonkarahisar. Erdoğan bu kadın başkan için ırkçı, faşist tanımlaması yapmıştı, nereden nereye. İlk önce CHP aday seçme konusunda çuvalladı. Belediye başkanı oldukları için aile şirketi gibi davranmışlar. Parti etiğine yakışmayan hareketler yapmışlar. Bunlar yolsuzluk yapmışlar ve AKP bunları açığa çıkartmış. Aynı AKP bu çete anlayışıyla belediyeleri yönetenlere rozet takarak AKP’li yapmış. CHP’den seçimlere girip kazanacaksınız, halk sizlere iradesini teslim edecek ve siz de sırtınızı bu halka çevireceksiniz, yazıklar olsun. Türkiye’de siyasi ahlakı her konuda olduğu gibi çöküş içinde.









