• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Yaşam

İhraç edilen akademisyen: Yine olsa yine o imzayı atardım

2 Mart 2026 Pazartesi - 10:52
Kategori: Yaşam

‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisini imzaladığı için görevinden ihraç edildikten sonra atölyeler düzenlemeye başlayan Emrah Günok, ‘Yine olsa yine o imzayı atardım’ dedi

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde akademisyen Emrah Emrah Günok 2016’da 29 Nisan’da yayımlanan 389 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edildi. Emrah Günok, kamuoyunda “Barış Metni” olarak bilinen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirinin imzacılarından biri olduğu için hedef gösterildi. Hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla başlatılan soruşturma ise halen devam ediyor.

Emrah Günok’ın hayatını değiştiren gelişmelerin dönüm noktası ise  2016’da ders sırasında Cizîrli bir öğrencisinin gözyaşları oldu. Ağlayan öğrencine “ağlama nedenini” soran Emrah Gönok’un aldığı yanıt, onun akademik ve etik yönelimini belirleyen bir eşik oldu. Öğrencisi, ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında evlerinin bombalandığını ve yıkıldığını anlatması üzerine dersi yarıda kesen Emrah Günok, o günü “artık tarafsız kalamayacağını anladığı an” olarak ifade ediyor. Kısa süre sonra “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzalayan akademisyenlerden biri oldu. Bildiri, çatışmalı sürecin sona erdirilmesi ve barışçıl çözüm çağrısı içeriyordu, ancak imzacılar hakkında idari ve adli süreçler başlatıldı.

Alternatif mekanlarda atölyeler düzenliyor

Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde yayımlanan KHK’lerle kamu görevlerinden ihraç edilen ve hakların başlatılan soruşturma, gözaltına alınan, yargılanan yüzlerce akademisyen arasına yer alan Emrah Günok, ihraç edildiği günden bu yana üniversite amfileri yerine alternatif mekanlarda öğrencileri ve farklı meslek gruplarından yurttaşlarla bir araya gelerek 8 yıldır yıldır atölye çalışmalarını sürdürüyor. Yazı tahtası olmayan, projektör bulunmayan bu alanlar, kolektif düşünmenin ve tartışmanın mekanlarına dönüşüyor. Bu buluşmalarda yalnızca klasik felsefe metinleri ele alınmıyor, aynı zamanda hakikat, etik, şiddet, devlet ve yurttaşlık gibi kavramlar güncel deneyimler üzerinden tartışılıyor. Katılımcılar, hiyerarşik bir ders düzeni yerine yatay bir tartışma ortamında söz alıyor.

‘Bu talep eşit yurttaşlık talebidir’

Barış talebini halen sürdürdüğünü ifade eden Emrah Günok,”O zamanki talebimi bugün de dile getirmeye devam ediyorum. Bu talep, eşit yurttaşlık talebidir. Çok basitçe, duygusallaşmadan ve romantize etmeden ifade edecek olursam eşit yurttaşlık. Ne avantajlı tarafta olmak isterim ne de dezavantajlı. O basamağın ortadan kalkmasını, herkesin aynı haklara sahip olduğu bir toplum düzeninde yaşamayı istedim. İmzayı atma nedenim buydu. Dolayısıyla o talep hala geçerli. Ancak konjonktür çok değişti. O günkü koşullarla bugünküler tamamen farklı. Geçen zaman bizi de kişisel olarak dönüştürdü ve artık olduğumuz gibi değiliz” dedi.

‘Barışın gerekliliğine inanıyorum’

“Barışın gerekliliğine inanıyor olmak ile vicdanın konumlanışı arasında bir fark yok” diyen Emrah Günok, bildiriyi imzalamayan akademisyenleri eleştirerek, “Yani vicdanım da bunu söylüyor, aklım da bunu söylüyor. Elbette ki barışın gerekliliğine inanıyorum. Barışın gerekliliğine inanmıyorum, barışın zaten sıfır noktası olduğunu düşünüyorum. Barışın gerekliliğine inanmakla vicdanın konumlanışı arasında bir fark yok. Vicdanım da aklım da bunu söylüyor. Barışı bozmak için bir şey yapmak gerekir. Bir şey yapanların ne yaptığını da gördüğüm için huzur içinde sürdürdüğüm hayatın tehdit altında olduğunu hissettim ve imza atmam gerektiğini düşündüm. Bunu özel bir kişi olarak değil, bir yurttaş olarak yaptım. Eşit yurttaşlık talebine sahip, aklı başında ve vicdanı yerinde herkesin yapması gereken bir şeydi. Akademisyen olmak da bunu gerektiriyordu. Felsefeciyiz; ağzımızdan çıkan sözün nereye varacağı belli değil. Sınıfta hakikatten, adaletten, evrensel değerlerden söz edip, mahallende yaşananları görmezden gelmek mümkün değildi. İmzacı profilini incelendiğin zaman sosyal bilimlerden daha duyarlı tepkiler geldiğini, doğa bilimler tarafının daha zayıf kaldığını gördüm. Doğa bilimleriyle ilgilenenler malzeme ile madde ile ilgilenenler içine ruh karışmamış, içine idrak karışmamış, toplumsallık karışmamış bir dünyayı anlamaya çalışan aktörler kendilerini bu siyasi gelişmelerin dışında hissettiler” diye konuştu.

‘Sefillik benim olsun; ama ben düşünmeye devam edeceğim’

İhraç sürecinin kendisi için bir kırılma ve yüzleşme dönemi olduğunu belirten Emrah Günok, geçen 8 yılın ardından akademisyenliği yalnızca bir meslek olarak görmediğini söyledi. Emrah Günok, “Akademik kimliğim, sürdürdüğüm yaşantım nedeni olmadığını fark ettirecek bir aydınlatma yaşadım. Ben şundan emin olmamı sağlayacak bir süreçten geçtim. Dile kolay 8 yıl geçti. 8 yılın sonunda çok rahat şunu söyleyebilirim: Ben akademiye gittikten sonra akademisyen olmadım, ben zaten akademik ruha sahipmişim. Öyle yaşıyor olmanın kendi içinde dezavantajları vardı. Boş kaldığım sürede bana para kazandıracak önlemlere alıp, bir takım işlere angaje edip para kazanabilirdim, çok daha farklı işler yapabilirdim. Ama hiç bir şey şu başında oturduğum uzağında geçirdiğim, yazmadan, okumadan geçirdiğim zaman, ‘Nasıl olsa para kazanıyorum, önemli değil’ dedirtmedi. Paradan önce geliyor bunu artık biliyorum. Anlamak, tartışmak, birinden bir şey öğrenmek, birilerinin benim söylediklerimden bir şekilde esin alarak düşünmesini sağlamak hiçbir para bunu ölçemez. Bunu anlamama vesile oldu. Dolayısıyla maaşları da onlara kalabilir, her şey onlara kalabilir. Sefillik benim olsun; ama ben düşünmeye devam edeceğim. Kamera karşısında olduğum için bunları söylemiyorum, samimi söylüyorum” şeklinde konuştu.

‘Gelin, kendi alanlarınızda ders verin ben de felsefe anlatayım, dedim’ 

İhraç edildikten sonra Wan’da kalıp kalmama konusunda bir karar vermek zorunda kaldığını anlatan Emrah Günok, bu süreçte ihraç edilen akademisyenlerin farklı kentlerde dayanışma akademileri kurduğunu duyduğunu söyledi.  Bunun üzerine Wan’da da benzer bir girişim başlattıklarını ifade eden Emrah Günok, şöyle devam etti:

“İşten atılınca Van’dan ayrılıp ayrılmamak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldım. O sırada ihraç edilen akademisyenlerin dayanışma akademileri kurduklarını duydum. Bunun üzerine ‘Van’da da bir dayanışma akademisi kuralım’ dedik. Arkadaşlarıma ‘Gelin, kendi alanlarınızda ders verin ben de felsefe anlatayım’ dedim. Nisan’da ihraç edildik, Mayıs’ta bu kararı aldım. İlk dersim ‘Entelektüelin siyasi sorumluluğu’ üzerineydi. Bir süre burada kaldık, sonra koşullar bizi Mersin’e götürdü. Orada da ihraç edilen akademisyenlerle bir araya geldik. Bu kez çocuklarla felsefe yapma fikri doğdu. ‘Çocuklar için felsefe’ dersi açtım. Aileler çocuklarını getirdi ve harika bir sınıf oluştu. Hayatımın özel anlarından biridir. Daha sonra çocukların anne babaları siyasi felsefe dersi talep etti. İstanbul’a geçtim, Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen hocalarla tanıştım. ‘Kocaeli’ye gel, ders anlat’ dediler; kabul ettim. Gidip geldim. Pandemi sürecinde dersleri çevrim içi sürdürdük. Pandemi dönemi benim için çok verimliydi. Diploma zorunluluğu olmadan, sırf ilgi duyduğu için gelen farklı meslek gruplarından insanlarla çalışmak ayrı bir tatmin sağladı. Daha sonra eşimin göreve iadesi gerçekleşti ve yeniden Van’a döndük.”

‘Barışın sürdürülebilirliği de küresel dengelere bağlı hale geliyor’

Başlayan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Emrah Günok, barış sürecinin önündeki en büyük engelin ırkçılık olduğu kaydederek, ancak klasik anlamdaki ırkçılıktan söz etmediğini vurguladı. Emrah Günok, şunları söyledi:

“Barış sürecinin önündeki en büyük engelin, toplumun en alt katmanlarına kadar sirayet etmiş ırkçılık olduğunu düşünüyorum. Burada kastettiğim, yalnızca klasik anlamda bir ırkçılık değil; bağlam değiştirmiş, yeni biçimler kazanmış bir ırkçılık. Irkçılığı şöyle tanımlıyorum: Kendini bu toprakların ve devlet aygıtının sahibi gören bir kesimin, başka bir kesimi sömürülebilir görmesi ve bunu hak sayması. Birinin diğerini bedava çalıştırmayı meşru görmesi, onu yoksulluğa mahkûm etmesi ve bunu doğal kabul etmesi. Tarihte Almanların kendilerini üstün ırk olarak görmeleri nasıl başkalarını aşağılık ilan etmeyi gerektirdiyse bugün de benzer zihniyet biçimleri farklı şekillerde varlığını sürdürüyor. Bu nedenle sürecin önündeki en büyük engelin ırkçılık olduğunu düşünüyorum. oluşan dengeler değişiyor. Avrupa merkezli yapı sarsılıyor; Amerika ve diğer aktörlerin konumlanışı farklılaşıyor. Suriye ve Ukrayna örnekleri bu yeni güç mücadelelerinin sahası haline geldi. Kürt aktörlerin Suriye’de ortaya çıkışı da bu küresel dengeler içinde değerlendirilmeli. Bölgesel ve küresel güçlerin çıkar hesapları, yerel taleplerle iç içe geçmiş durumda. Bu tablo, geleceğe dair belirsizlikleri artırıyor. Gerçekten zor bir dünya resmi ile karşı karşıyayız. Faşizme kayan eğilimler güçlenirken, barışın sürdürülebilirliği de küresel dengelere bağlı hale geliyor.”

‘Kürtlerin özgürleşmesi, barışın en önemli adımlarından biridir’

Kürtlerin özgürleşmesini barış sürecinin en önemli adımlarından biri olarak değerlendiren Emrah Günok, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürtlerin özgürleşmesi, barışın en önemli adımlarından biridir. Kürtçenin, Kürt şiirinin ve edebiyatının kamusal alanda görünür olması; bu dilin estetiğinin başka kulaklarda da yankı bulması gerekir. İnsan önce bir şarkının ahengine kapılır, sonra o dili öğrenmek ister, estetik duyarlılık zamanla siyasi bir sorumluluğa dönüşür. Anadolu’da iki temel dil konuşuluyor bir Türkçe diğeri Kürtçe. Bu topraklarda yaşayan biri olarak her iki dili de bilmek bir sorumluluktur. Kürtçe bilmediğim için utandığımı da söylemeliyim. Öğrenmeyi çok istiyorum ve en kısa zamanda başlayacağım.”

‘Yine olsa yine o imzayı atardım’

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladığı için pişman olmadığının altını çizen Emrah Günok, şunları dile getirdi:

“Yine olsa yine o imzayı atardım. Dışarıda da üretilebildiğini gördüm, hayatımı sürdürebileceğimi gördüm. Bu coğrafyada insanların çektiği acıları ölçecek bir terazi yok. Ama aynı zamanda inanılmaz bir direnç var. Bu direnci gördükten sonra aynı şeyi tekrar yaparım. Önemli olan direnmeye devam etmektir. Bazen varlığın, yokluğunda fark edilecek kadar güçlü olmalıdır. Hiç pişman değilim. Doğru olanı yaptım. Bu, üç ile ikiyi toplayıp beş bulmak gibi bir şey. Ben bulmuyorum; sonuç zaten beş. Ben, Ankaralıyım. 2012’de ilk kez buraya geldim. Geldikten sonra kendimi buraya ait hissettim ve burada mutlu oldum. Yaptığım şeyin anlamını gören insanlarla birlikte olmak istiyorum. Acımı paylaşabileceğim, acıma ortak olabilecek insanlarla yaşamak istiyorum. Benim için orası da burasıdır. Kendimi burada evimde hissediyorum.”

Haber: Zeynep Durgut-Lütfü Pala \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Peyas Belediyesi’nden Kürtçe bilgi yarışması

Sonraki Haber

Yapay zekâ balonunu açıklamaya dönük yaklaşımlar (e)

Sonraki Haber

Yapay zekâ balonunu açıklamaya dönük yaklaşımlar (e)

SON HABERLER

Kürt Kadın Birliği toplantısı: Ulusal birliğe öncülük yapacağız

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2026

Savaş yayılıyor, can kayıpları artıyor | Canlı Blog

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2026

Tanju Özcan adliyeye sevk edildi

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2026

‘İran’da sivillerin katledilmesi savaş suçudur’

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2026

TJA’dan yeni 8 Mart videosu

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2026

Koçyiğit Meclis’te konuştu

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2026

Mazlum Ebdi ve Mesrur Barzani telefonla görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır