• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Haziran 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ender İmrek

İkinci yüzyılda cumhuriyet

6 Haziran 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Ender İmrek, Yazarlar

29 kişilik bir heyetin bir çağrısı var. Düşünürler, akademisyenler, yazarlar ve demokratikleşme direnişçilerinden oluşan topluluk; cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken, tam da o yüzyılın gölgesinde, onun vaat ettiği “özgürlük” ile inkâr ettiği “öteki” arasındaki diyalektik uçurumun kıyısında duruyor olduğumuzu hatırlattı. Tarihin yaralı belleğiyle ve geleceğin henüz yazılmamış sayfasıyla yüzleşmek üzere bir düzenlenecek konferansın programı da açıklandı. 13-14 Haziran 2026’da İstanbul Cem Karaca Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Birlikte yaşamanın ontolojisi

Bilindiği üzere hedeflenen ile icra edilen arasında büyük bir makas oluştu. Cumhuriyet, bir felsefi edim olarak aydınlanmanın ışığını, ulus-devletin sert kabuğuna nakşetme girişimi olarak realize edildi. O edim, aynı anda bir trajedi olarak tarih sahnesinde yer aldı. Çünkü “biz”i kurarken “öteki”yi dışladı; eşitliği ilan ederken hiyerarşiyi yeniden üretti; cumhuriyeti ilan ederken çoğulculuğu susturdu.

Kürtler, Aleviler, Hristiyanlar, emekçiler…

Daha ilk yıllarında verilen sözler belirlenen hedefler hızla unutuldu. Kongrelerin ruhu uçup gitti. Çoklu kültürün temelleri tahrip edildi. Ne 1921 Anayasası ne birinci meclis gerçeği kaldı. Yüzyıl boyunca milliyetçiliğin tekçi mantığı, hafızanın devlet eliyle budanmasıyla ilerledi. Daha şafak vakti kan döküldü, acılarla dolu sayfalar açıldı ve art arda sırlandı. Koçgiri halkı sadece ‘21 Anayasası’nda belirtilen haklarından söz ederek Ankara’ya ulaşmak istedi. Ancak kanlı ve unutulmaz bir başlangıç yapıldı. Kürt sorununun varoluşsal bir inkâr olarak kodlanması, Alevinin, Lazın, Çerkesin, Hrıstiyanın işçinin ve doğanın sesinin sistematik olarak bastırılması, kadının bedeninin ve emeğinin görünmez kılınması, işte bu trajedinin kanlı harfleriyle yazıldı.

O harfleri yeniden okumak

Kürt meselesini, yalnızca bir “sorun” değil, cumhuriyetin kendi kendisinden kaçışının en derin ontolojik yarığı olarak görmedikçe bu zihniyetten çıkış pek mümkün değil. Bugün bir masa kurulmuşken bu tarihi olanağı kılı kırk yararak değerlendirmek gerek. Farklı kimliklerin yurttaşlık deneyimini, demokrasinin henüz gerçekleşmemiş vaadi olarak tanıdık ve bunu değiştirmenin yollarını bulmak zorundayız. Zira hafızayı, kutuplaşmayı, asimilasyonu, yalnızlığı, hepsini birden bir kez daha ele almak ve değerlendirmek bir yurttaşlık borcudur. Tarihsel diyalektiğinin Türkiye’ye özgü gerçeğini, onun kanlı varyasyonunu doğru teşhis etmeli ve yeni yüz yıla öyle yürümeliyiz.

Demokratik cumhuriyet için dönüşüm

Gerçek bir cumhuriyet, ancak ötekinin tanınmasıyla mümkündür. Tanınma olmadan özgürlük yoktur. Özgürlük olmadan adalet yoktur. Adalet olmadan barış yoktur. Barış olmadan ise hiçbir şey yoktur; yalnızca süreklileşen bir şiddet ve onun yumuşak adı olan “istikrar” kalır. Kuruluşundan bu yana süregelen iktidar pratiklerinin biz gösterdiği tek uygulama bu oldu. Çeyrek asra ulaşan iktidar pratiğiyle AKP de bu yolda ilerliyor. Giderek daha da otoriterleşen bir gerçekle karşı karşıyayız ve bu tablo karşısında geniş, toplumsal ve değiştirici bir mutabakata ihtiyaç var.

Konferans çağrıcıları ne diyor?

Bu cumhuriyet, tekçi, merkeziyetçi, korku temelli bir devlet aygıtı olmaktan çıkıp, çoğul, katılımcı, emek yanlısı, ekolojik ve feminist bir ortak yaşam mekânına dönüşmedikçe, ikinci yüzyıl da birincinin trajik tekrarı olacaktır. Kürt sorunu çözülmeden demokrasi derinleşemez. İnançlar eşit olmadan, kadınlar kurucu irade olarak tanınmadan eşitlik kurulamaz. Doğa talan edilirken ekolojik bir cumhuriyetten bahsetmek, vicdansızlıktır. Emeği dışlayan bir sistemde “yurttaş” sözcüğü bir aldatmacadır. İki gün boyunca kapsayıcı bir programla bu konular masaya yatırılacak. Aslında bir konferans değil, bir kolektif vicdan muhasebesidir yapılmak istenen…

Artık ‘tek’in egemenliği bitmelidir

Geriye dönüp bakılarak geleceğe doğru ilerlemek gerek. Tarihsel hafızada yer alan ve bugün ısrarla sürdürülen “tek”in sultası sona ermelidir. “Biz”in, ancak “öteki”ni kucaklayarak var olabileceği gerçeği yüzyıl sonra da olsa artık kabul edilmelidir.

Korku yerine güven, merkez yerine yerellik

Tahakküm yerine dayanışma üzerine kurulu bir demokratik cumhuriyet pekâlâ olasıdır. Bugün bunun koşulları daha çoktur. Bunca baskı ve otoriterleşme pratiği içinde bile burada bir ısrar var ve bu bize o günlere taşıyacak umuttur.

Dolayısıyla, “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” bir ontolojik çağrıdır. Bu, değişim çağrısı bir temenni değildir; bir tarihsel zorunluluktur. Yeni bir başlangıcın felsefi ve siyasi ilanı olarak da değerlendirilmelidir. Tüm Türkiye’ye, tüm ezilenlere, tüm vicdanlara, tüm geleceğe seslenen bu çalışma güç ve destekle birlikte ilerletilebilir. Gelin, cumhuriyeti tarihsel hata ve sevaplarıyla yeniden düşünelim ki cumhuriyeti halkların geleceği yapabilelim!

İkinci yüzyılın eşiğinde, yeni bir toplumsal sözleşme

Konferans çağrıcılarının ve yayınlanan programın muradı açık ve net. Ancak bunu başarmanın yolu kapsayıcı bir sahiplenme ve toplumsal mücadele ile olası. İnkâr yerine tanıma, asimilasyon yerine demokratik, tüm hak ve özgürlüklerin hakim olduğu entegrasyon yeni bir yol açabilir. Gelin, yüz yıllık yarayı birlikte saralım ki ikinci yüzyıl, utancın değil, onurun yüzyılı olsun. Çünkü ancak böyle bir cumhuriyette, aynı göğün altında, herkesin eşit, özgür ve onurlu var olabileceği bir “ortak gelecek” mümkündür.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Devletin aklı ve mahşerin üç atlısı

SON HABERLER

İkinci yüzyılda cumhuriyet

Yazar: Yeni Yaşam
6 Haziran 2026

Devletin aklı ve mahşerin üç atlısı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Haziran 2026

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı demokrasisiz olamaz!

Yazar: Yeni Yaşam
6 Haziran 2026

Karadeniz’de Türkiye bayrağı taşıyan tekneye saldırı: Bir kişi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Russian President Vladimir Putin gives his annual state of the nation address in the Kremlin in Moscow, Russia, Thursday, Dec. 4, 2014. Russian President Putin has defended the Kremlin's aggressive foreign policy, saying the actions are necessary for his country's survival. (AP Photo/Pavel Golovkin)

Putin’den Zelenski’nin görüşme talebine yanıt: Şimdilik anlamı yok

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Ege Üniversitesi’nde ülkücüler bir öğrenciye saldırdı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Serêkaniyê Göçmenler Komitesi: Yaklaşık 14 bin aile dönüş için kaydedildi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır