• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Temmuz 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ender İmrek

İktidarın gecikme politikası

18 Temmuz 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Ender İmrek, Yazarlar

Kürt meselesinin demokratik çözümüne ilişkin yürütülen süreçte hazırlanan “çerçeve yasa”nın TBMM gündemine alınma tarihi konuşuluyor olmakla birlikte hâlâ belirsizliğini koruyor. AKP’nin elindeki taslağın neyi kapsadığı, kimi kapsayıp kimleri dışarıda bırakacağı hâlâ sır gibi saklanıyor.

Oysa Kürt meselesi gibi tarihsel, köklü ve son kırk yılı çatışmayla geçmiş bir sorunun şiddetten arındırılması, barışçı ve eşit haklara dayalı bir çözüme kavuşturulması, sır gibi saklanacak bir konu değildir. Bir avuç ırkçı dışında tutulacak olursa toplumun her kesimi, kan ve gözyaşının son bulmasından memnun, bununla birlikte kalıcı çözüm için Kürt sorununun demokratik çözümünde somut adımların atılmasını istiyor.

Son iki yıldır yaşanan şiddetsiz ortamın kalıcı hale gelmesi ancak demokratik adımlarla mümkün olabilir. “Negatif barıştan pozitif barışa geçiş” böyle sağlanacaktır. Bu adımların başında ise sürüncemede bırakılan “çerçeve yasa”nın bir an önce Meclis’e gelmesi ve içeriğinin şeffaf biçimde tartışılması yer alıyor.

Yasa için bir çalışma var ancak bu defa temmuzun son haftası işaret ediliyor. Her defasında ileri sürülen gerekçeler ne inandırıcı ne de güven verici. Sürecin daha da uzatılacağı, hatta ağustosun ilk haftasına sarkacağı da konuşulmaya başlandı. Sürekli erteleme hali, iktidarın zamana oynama stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu tutum toplumda endişe ve kaygılara neden oluyor.

Zira hafta içinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’la yapılması planlanan İmralı Heyeti görüşmesi gerçekleşmedi. DEM Parti İmralı Heyeti ile AKP Heyeti arasında yapılan görüşmede ise karşılıklı mutabakata ulaşıldığına dair somut veriler ortaya çıkmadı. Anlaşıldığı kadarıyla DEM heyeti kamuoyunda konuşup tartıştığı endişelerini ve taleplerini iletti, yasa taslağında olmaması gerekenleri dile getirdi ancak AKP tarafı toplumu ikna edecek hiçbir açıklama yapmadı.

Yine anlaşıldığı kadarıyla Efkan Ala ve Abdullah Güler’le yapılan görüşmede DEM heyetinin çerçeve yasanın kapsayıcı olması, kategorize edici olmaması, örgüt yöneticilerinin kapsam dışı bırakılmaması, “suça karışan-karışmayan” şeklinde keyfi bir ayrım yapılmaması ısrarla gündeme getirildi.

Kürt halkının konuştuğu konulardan biri de Abdullah Öcalan’ın çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve hukuki statüsünün netleştirilmesi. MHP lideri Bahçeli’nin “Öcalan gelsin, Meclis’ten konuşsun” çağrısından “koordinatörlük” önerisine kadar yaptığı açıklamalar hâlâ hafızalarda. 16 Temmuz’da TBMM’de MHP Lideri Bahçeli ile İmralı Heyeti’nin yaptığı görüşmede bu konuların bir kez daha gündeme geldiği anlaşılıyor. Ancak Öcalan’ın statüsünün temmuz ayı içinde yapılması beklenen yasal ve hukuki düzenleme ile bir çerçeveye kavuşturulup kavuşturulamayacağı belirsizliğini koruyor.

Genel tabloya baktığımızda Kürt cephesinde atılan adımlar hâlâ karşılık bulmuş değil. AİHM Kararları hâlâ uygulanmadı. Kayyımlar sürüyor. Diğer yandan muhalefeti çöktürme planı tüm hukuksuzluklarıyla sürüyor. Operasyonlar, gözaltı ve tutuklamalar hızından bir şey yitirmeden devam ediyor. Sürecin ruhuyla tezat gelişmeler yaşanıyor. Oysa silahsızlanma sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için yasanın yürürlüğe girmesi, ayak sürümelerin son bulması gerek. Artık keyfiyete son verilmeli.

İmralı’daki görüşmelerin sıklaştırılması ise ayrı bir önem taşıyor. 24 Mayıs’tan bu yana Öcalan ile hiçbir görüşmenin yapılmamış olması, bu denli kritik sürecin ciddiyetiyle bağdaşmıyor.

İktidarın, taslak metnini TBMM Başkanlığı’na sunmadan önce DEM Parti başta olmak üzere ilgili siyasi partilerle paylaşılması görüş ve önerilerinin alınması süreci bir an önce işletilmeli. Kamuoyunun beklentisi bu yönde.

11 Temmuz’da sembolik bir törenle silahlar yakılmış olmasının üzerinden bir yıl geçti. Ancak kapsayıcı yolun ve demokratik sürece katılımın önü açılmadı. İktidarın oyalama ve sürekli yeni gerekçeler bulma tutumu bu adımların atılmasını engelledi. Bu tutum, iki yıldırı süren barış ve demokratikleşme sürecinin heba edilmesi endişesi yaratıyor.

Dolayısıyla “çerçeve yasa”nın bir an önce Meclis’e gelmesi ve içeriğinin kapsayıcı, şeffaf ve mutabakata dayalı olması gerek. Bu adım toplumda gerçek bir nefes alma ortamı oluşturacaktır. İktidarın süreci araçsallaştırmadan, oyalamadan ve muhataplarıyla koordine içinde ilerlemesi halinde ise barışın ikinci aşamasına daha güvenli biçimde geçilecektir. İki yıldır süren şiddetsiz ortamın kalıcılığı hale gelmesi ancak böyle garanti altına alınabilir.

Sonuç olarak; Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik çözümü, iktidarın siyasi takvimine ya da seçim hesaplarına feda edilemeyecek kadar kritik bir konudur. Bu bilinmelidir ve suistimal edilmemelidir. Toplumun beklentisi mevcut tabloyu ilerlemekten yanadır. Süreç daha fazla geciktirilmeden, şeffaf ve katılımcı biçimde ilerletilmelidir. Zira barışın ve demokratikleşmenin önündeki engelleri kaldırmak, iktidarın elinde olan bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluktur. Bu sorumluluktan kaçmak, süreci ve Türkiye’yi daha da derin bir çıkmaza sürükleyecektir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Anılara götüren Kızılbaş Kürt kimliğim…

Sonraki Haber

Doğal alanlarda birbirini kovalayan saldırı mekanizmaları: 2009- 7 genelgesi, orman kıyımları

Sonraki Haber

Doğal alanlarda birbirini kovalayan saldırı mekanizmaları: 2009- 7 genelgesi, orman kıyımları

SON HABERLER

Yeraltındaki çelik damarlar mı yeryüzündeki yaşam damarları mı?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Temmuz 2026

Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

Yazar: Yeni Yaşam
18 Temmuz 2026

Barış hakikatin toprağında filizlenir

Yazar: Yeni Yaşam
18 Temmuz 2026

Kerkük-Ceyhan hattı sona yaklaşıyor

Yazar: Yeni Yaşam
18 Temmuz 2026

Doğal alanlarda birbirini kovalayan saldırı mekanizmaları: 2009- 7 genelgesi, orman kıyımları

Yazar: Yeni Yaşam
18 Temmuz 2026

İktidarın gecikme politikası

Yazar: Yeni Yaşam
18 Temmuz 2026

Anılara götüren Kızılbaş Kürt kimliğim…

Yazar: Yeni Yaşam
18 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır