İMECE Ev İşçileri Sendikası, yaptığı açıklamayla ev emekçilerinin, ‘İş Yasası’ kapsamına alınması ve ILO C189’un imzalanmasını talebiyle 8 Mart’ta alanlarda olacaklarını belirttiler
İmece Ev İşçileri Sendikası, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası toplantı salonunda düzenlediği basın toplantısı ile hazırladıkları Mesleki Standartlar Rehberi sürecini duyurmak ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde taleplerini dile getirdi.
Toplantıda basın metnini sendika gönüllüsü Kübra Derin okudu. Açıklamada Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki, sendika yönetiminden Tülay Korkutan ve sendika kurucu üyesi ve ev işçisi Yıldız Seven de söz aldı.
8 Mart öncesi ev emekçilerinin unutulmaması gerektiğini ifade eden İMECE Ev İşçileri Sendikası Kurucu Üyesi Yıldız Seven, “Biz ev işçisiyiz. Gündelikçiyiz. İsmimiz yok. Evlere gittiğimizde bizim adımızı vermiyorlar. Sadece kadın diyorlar. 2000’den beri İMECE Kadın Dayanışma Derneğimiz vardı. Dernekten sonra sendikalı olduk. Mücadele verdik. Ankara’ya gittik. Meclise çıktık. Bütün partilerle görüştük. Sendika hakkımızı aldık. Sigortalı çalışmak istiyoruz. Emeğimizin görülmesini istiyoruz. Bizi, yardımcı diye, görmezden geliyorlar. Emeklerimizi görmezden geliyorlar. Biz ev işçisiyiz” diye belirtti.
Yıldız Seven, ev işinin bir iş olarak görülmesini istediklerini kaydederek, “SGK hakkını istiyoruz, emeklilik hakkını istiyoruz. Bunun için biz yıllardır mücadele ediyoruz. Biz 8 Mart’ta alanlarda olacağız, sokaklarda olacağız. Kendimiz ev işçileri olarak pankart açıp sesimizi duyurmaya çalışacağız” dedi.
‘Alınan para çok görülüyor, oysa sağlık hakkımız yok’
Ev emekçilerine biçilen ücretlerin gerçek yaşam maliyetini karşılamadığını dile getiren Yıldız Seven, “Bizim ücretlerimizi çok görüyorlar. Diyorlar ki, 5 bin lira ücret alıyorlar. Markete gittiğinde 5 bin lirayla bir torbayı dolduramıyorsun. Biz evimizi geçindiriyoruz, çocuklarımızı geçindiriyoruz, kirada oturuyoruz. Sağlığımız gidiyor. Bel fıtığı, boyun fıtığı, dizlerde menüsküs… Hastanelere gittiğinde devletten randevu alamıyorsun. Özele gitsen ücret yetmiyor” sözlerine yer verdi.
‘Emekli olmadığımız sürece bizi koruyan kimse yok’
Yıllar süren iş yükünün fiziksel sakatlıklara neden olduğunu belirten Yıldız Seven, “Ellerimde bez sıkmaktan bezeler oluşmuş. Parmaklarımız şişiyor, yamuluyor. Emekli olmadıkça geleceğimizi kim koruyacak?” diye sordu.
Yıldız Seven, sendikalarını büyütmeye ve alanlarda mücadeleye devam edeceklerine işaret etti.
‘İktidar yanlısı sendikalar usulsüz üye kaydı yapıyor’
İMECE Ev İşçileri Sendikası yönetiminden Tülay Korkutan, ev emekçilerinin görünmez olduğuna dikkat çekerek, “Eğer erkekler yapıyor olsaydı, bu iş çok daha güvenceli olurdu; aynı zamanda çeşitli statüleri olan, standardı belirli bir yerde duyulurdu. Nasıl ki biz kadınlar evdeki yeniden üretim sürecindeki bakım emeğinde görünmüyorsak, ücretli ev işçileri de çalıştıkları yerlerde ya da hükümetler tarafından görülmüyor. Bugün Türkiye açısından da böyle bir durum var” diye kaydetti.
Son dönemde bazı büyük sendikaların Türkiye’de, bakım emeğinin Avrupa’da önem kazanmasından sonra ev emekçilerini örgütlediklerini iddia ettiklerini paylaşan Tülay Korkutan, “Önce ‘10 bin, sonra 50 bin, sonra 100 bin, en sonunda 500 bin ev işçisini örgütledik’ dediler. Biz neredeyse 25 yılı aşkın süredir İMECE olarak bu mücadelenin içindeyiz. Biz böyle büyük bir örgütlenme görmedik. Muhtarlara gidip isim soy isim alarak ev işçilerini örgütlediklerini söylüyorlar. Acaba o işçilerin bunun farkında mı, bilmiyoruz. Bu yöntem, sendikal mücadelenin altını boşaltıyor” diye konuştu.
‘İLO C189 imzalanmalı’
Ev emekçilerinin e-devlet üzerinden sendikaya üye olamamasına dikkat çeken Tülay Korkutan, “Ev işçileri sosyal güvence, emeklilik hakları ve sigorta sicil numarası olmadığı için e-devletten girip sendikaya üye olamıyorlar. Bu yüzden bu basın toplantısını da yapıyoruz. ILO C189’un ev işçilerine insana yakışır iş sözleşmesinin bir an önce imzalanması gerektiğini söylüyoruz” şeklinde ifade etti.
‘Ev işi görünür olmalı, mesleki standart şart’
Tüm iş kollarında insanların çalışabilmesinin ev emekçileri sayesinde mümkün olduğunu söyleyen Tülay Korkutan, “Mesleki standartların buna göre belirlenmesi gerekiyor. Bir ev işçisi bir eve girdiğinde aklınıza gelebilecek her işi yapıyor; herhangi bir standardı, niteliği, statüsü yok” dedi.
‘Mesleki Standartlar Rehberi hazırlanacak’
Sendikanın 2026 yılında ev işçilerinin katılımıyla Mesleki Standartlar Rehberi oluşturmayı planladığını kaydeden Tülay Korkutan, “Bu çalışmanın saha kısmını da yapacağız. Ev işçilerinin deneyimlerini ve taleplerini esas alarak rehberi hazırlayacağız. Bu süreçte bize destek olan FES’e de (Friedrich-Ebert-Stiftung) teşekkür ediyoruz” diye belirtti.
‘Meclis’te takipçisi olunacak’
Ardından söz alan DEM Parti Milletvekili Özgül Saki de erkek egemen sistemin, kadının bedeni, emeği ve kimliği üzerinde denetim ve tahakküm mekanizmalarıyla işlediğini dile getirerek, bunun en temel ayağının kadın emeğinin değersizleştirilmesi ve güvencesizleştirilmesi olduğuna işaret etti. Özgül Saki, “Bu sürecin en ağır sonuçlarını ev işçisi kadınlar yaşıyor. ‘Gündelikçi’ ya da ‘yardımcı’ diye tarif edilen, adı olmayan kadınların bir meslek kanunu ve mesleki standardı yok. Bu da örgütlenme, haklardan yararlanma ve işçi sağlığı ile iş güvenliği yasalarından faydalanma imkânını ortadan kaldırıyor” diye ekledi.
Özgül Saki, iş tanımının belirsizliğinin sömürüyü derinleştirdiğini vurgulayarak İMECE Sendikası’nın taleplerinin Meclis’te de takipçisi olacaklarını, ILO C189’un imzalanması ve meslek kanununun ev işçilerini de kapsaması için 8 Mart’ta ve sonrasında bu sürecin destekçisi olmaya devam edeceklerinin altını çizdi.
‘Özel alanın denetimsizliği hak ihlallerini artırıyor’
Basın açıklamasını sendika gönüllülerinden Kübra Derin okudu. Ev emekçilerinin adeta kölelik koşullarına mahkûm edildiğini kaydeden Kübra Derin, “Özel istihdam büroları ve merdiven altı şirketler, aracılık adı altında ev işçilerinin alın terini son damlasına kadar sömürüyor. Dijital platformların yaygınlaşması ise bu güvencesizliği daha da derinleştiriyor” dedi.
Kübra Derin, ev emekçilerinin yaşadığı sorunların yalnızca ekonomik olmadığını kaydederek, şöyle devam etti. “Birçok ev işçisi çalışırken mobbing, cinsel taciz, iş kazaları ve meslek hastalıklarına maruz kalabiliyor. Ev işçilerinin özel alanda çalışması denetimsizliği artırıyor; özellikle yatılı çalışan ve işverene bağımlı kılan yasal düzenlemeler göçmen ev işçileri için ihlalleri daha ağır hâle getiriyor.”
‘Ev işçileri ‘İş Yasası’ kapsamına alınsın’
Ev emekçilerinin “İş Yasası” kapsamına alınmasını ve tüm haklarının eksiksiz tanınmasını talep eden Kübra Derin, “Güvencesizliğe, 10 gün ayrımı getiren ayrımcı yasal düzenlemeye, işçi simsarlığına son verilmeli. Ev işçileri artık görünmez emek değil, değerli bir meslek grubudur” diye kaydetti.
Kaynak: JINNEWS









