Ortadoğu’nun en kadim ülkelerinden olan İran’ın içine düştüğü durum çok düşündürücüdür. İran’ın kendini bu hale düşürmesi tüm Ortadoğu için kabul edilemez bir durumdur. Tarihsel kültürü, siyasal birikimi olan Ortadoğu halkları ve ülkeleri kendilerini bu duruma düşürmemelidirler. Ne var ki, Ortadoğu’nun yarattığı tarihsel büyük değerler olduğu gibi, dogmatizm de bu toprakların kaderi haline gelmiştir. Dünya tarihinin kesintisiz en eski devlet geleneğine sahip İran, dogmatizmi sonucu trajik bir duruma düşmüştür.
İran, tarih boyu devlet olarak kendini var eden politikaların artık günümüz dünya koşullarında bir çıkmaza gireceğini görememiştir. Hiç kimse hegemonik ve kapitalist modernist güçlerin işbirlikçisi ol, onun denetimine gir, diyemez. İradeli duruş önemlidir. Bu tür duruşlar insanlığın değeridirler. Ancak İran otoriter ve baskıcı siyasi anlayışı nedeniyle daha baştan kendini güçsüz bırakmıştır. Artık halkına dayanmayan ve halkından güç almayan hiçbir ülke dışardan gelecek baskılar karşısında kendini uzun süre koruyamaz.
İran nükleer silah yaparak dış dünya karşısında güç olmayı amaçlamıştır. Halbuki en büyük atom bombası halkın demokratik toplum haline getirilmesidir. Ancak İran nükleer silah yapmakta ısrar etmiştir. Bir ülke özgür ve onurlu olmak istiyorsa nükleer silahlara karşı çıkmalıdır. Nükleer silaha dayanarak kendini savunmak İran gibi ülkeler için bir gaflettir. İran nükleer silahta ısrar ederek, nükleer silahı bir güç gösterisi olarak görerek hem kendisini zayıf bırakmış hem de kendisini hedef haline getirmiştir. Zaten güç olmayı nükleer silahta görmek temel güç kaynaklarını görmemektir. İran’ı bu duruma düşüren önemli bir etken budur.
Öte yandan halkın devirdiği baskıcı İran şahından daha baskıcı bir siyasi sistem yaratmıştır. Baskıcı bir güce karşı devrim yapmış bir halk üzerinde otoriter bir sistem kurmuştur. Bu, zaten başlı başına mevcut sistemin kendi varlık etkenini ortadan kaldıran bir durum yaratmıştır. Bu durum karşısında 1979’da Şah rejimini deviren halk defalarca İslam Cumhuriyeti’ne karşı ayaklanmıştır. Baskılar, zulüm ve idamlar bu halkın ayağa kalkmasını durduramamıştır.
2022 ‘Jin Jiyan Azadî’ devrimi ve 2025’teki halk ayaklanmaları sonrası idam makinası durmadan çalıştırılmıştır. Sadece 2025 yılında gerçekleşen halk ayaklanmasını bastırmak için on binden fazla insan katledilmiş ve idam sehpaları sürekli kurulmuştur. Kendini bu katliam ve idamlarla kurtaracağını sanan Hamaney iktidarı daha da güçsüzleşmiştir. Meşruiyetini de toplumsal desteğini de kaybetmiştir. Hala rejimi destekleyen bir kesim olsa da bu destek mevcut siyasi iktidarı ayakta tutacak bir destek değildir.
12 günlük savaşta büyük güç kaybeden mevcut iktidar, katliam ve idamlarla kendini daha da güçsüzleştirmiş, 28 Şubat saldırısıyla da ayakta kalamayacak duruma düşmüştür. Belli bir direniş gösterse de teslimiyet eğilimi her geçen gün güçlenmektedir. Kendisini zamanında değiştirip dönüştüremeyenlerin hazin sonuyla bir daha karşılaşıyoruz. İktidar hırsı ve demokratik olmamak kaçınılmaz biçimde bu sonu yaşatıyor.
Şu açığa çıkmıştır ki, demokratik olmayan ülkeler emperyalizm karşısında direnemezler. Maduro gibi lafta solcu olmakla, Hamaney gibi lafta dış güçlere karşı olmakla karşı konulamıyor. Halkı güçsüzleştiriyorlar, halkta irade bırakmıyorlar, sonra halkın sahiplenmesini bekliyorlar. Senin karşında iradesi olmayanlar baskılar karşısında da irade ortaya koymazlar.
Kadınların özgür olmasına, irade olmak istemesine zulümle karşılık verirsen sonun böyle olur. Daha demokratik bir ülke isteyen on binden fazla insanı öldürürsen, binlercesini idam sehpasına çıkarırsan sonun bu olur. Şimdi böyle bir iktidar olursan kim sana sahip çıkabilir! Türkiye’de buna ‘kendim ettim kendim buldum’ derler.
İran tarihte çok farklı düşünce, felsefe ve tarikatların ortaya çıktığı bir coğrafyadır. İslam Cumhuriyeti devrimini yapan ve otoriterleşen İslam Cumhuriyeti’ne karşı birçok ayaklanma yapan bir devrimci halk vardır. İran halkı devrimci halk olarak isimlendirilmeyi hak etmiştir. Bu halk ne Rıza Pehlevi’nin oğlunu ne de benzer birini kabul eder. İran halkı devrimci karakterine denk bir yönetimi hak etmiştir. Kürtler zaten Ortadoğu’nun en devrimci demokratik halkı olarak İran’ın demokratikleşmesinde mutlaka rollerini oynayacaktır.
Önümüzdeki dönemde İran’da kim yönetimi alacak mücadelesi yaşanacaktır. Devrimci İran halkı kendine layık bir yönetimi mutlaka yaratacaktır. Özcesi kendi kaderini kendi eline alacaktır.









