• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Ağustos 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

İtalyan akademisyen Venturini: Süreç diyalog ve hukuki reformlarla paralel ilerlemeli

7 Ağustos 2026 Cuma - 09:18
Kategori: Dünya, Manşet

‘Çerçeve yasa’ tasarısına dair konuşan İtalyan akademisyen Federico Venturini, sürecin Abdullah Öcalan’ın istikrarlı çabaları sonucu gerçekleştiğini, diyalog ve hukuki reformlar paralel ilerlemesi gerektiğini belirtti

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “çerçeve yasa” tasarısı yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Kimi maddeler sürecin kapsamı ve uygulanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getirirken, yasa tasarısının bugün Adalet Komisyonu’nda, ardından da Meclis Genel Kurulu’nda görüşülerek, Pazartesi günü yasallaşması bekleniyor.

İtalyan akademisyen Federico Venturini, tasarıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yasa tasarısının süreci hukuki zemine taşıması bakımından önemli olduğunu belirten Venturini, ancak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kapsam dışı bırakılmasının ve “umut hakkı”na yer verilmemesinin barış hedefiyle bağdaşmadığını söyledi. Sürecin mevcut aşamaya Abdullah Öcalan’ın yıllardır sürdürdüğü siyasi çaba ve yaptığı çağrıyla ulaştığına dikkat çeken Venturini, kalıcı barışın yalnızca silahsızlanmayla değil, demokratikleşmeyi esas alan hukuki reformlar, siyasi diyalog ve karşılıklı güvence mekanizmalarıyla mümkün olacağını dile getirdi. Venturini, “Umut hakkının tanınması, devletin de sürece karşılıklı siyasi irade gösterdiğinin somut işareti olacaktır” dedi. Venturini, ayrıca uluslararası kamuoyunun önündeki sorumluluklara da işaret etti.

‘Silahsızlanma barışın temel unsurlarından biri, ancak barışın tek ölçütü olamaz’

“Yasal çerçeve”nin Meclis’e sunulmasının önemli ve gerekli bir gelişme olduğunu belirten Venturini, bu adımın süreci siyasi açıklamaların ve tek taraflı girişimlerin ötesine taşıyarak, kamusal ve kurumsal bir zemine oturttuğunu söyledi. Öte yandan sürecin mevcut aşamasının hala kırılgan ve eksik kaldığına dikkat çeken Venturini, “Kamuoyuna yansıyan yasal çerçeve, örgütün fiilen sona erip silah bıraktığının tespit edilmesi konusunda güvenlik kurumlarına önemli ölçüde yetki vermektedir. Bu durum, sürecin siyasi çözüm ve demokratikleşmeden ziyade, öncelikle güvenlik ve silahsızlanma ekseninde tanımlanması riskini taşımaktadır. Silahsızlanma barışın temel unsurlarından biri olabilir, ancak barışın tek ölçütü olamaz” dedi.

‘Süreç Öcalan’ın istikrarlı çabalarının sonucu’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik siyasete geçiş sürecine yönelik oluşturduğu siyasi zeminin, gelinen aşamada belirleyici olduğunun altını çizen Venturini, “Abdullah Öcalan’ın çağrısı, Kürt Özgürlük Hareketi genelinde karşılık buldu.  Çünkü Öcalan, tarihsel, siyasal ve örgütsel açıdan benzersiz bir otoriteye sahiptir. Bu nedenle mevcut aşamaya ilişkin yapılacak her ciddi değerlendirme, sürecin yalnızca hükümetin bir girişimi olmadığını kabul etmelidir. Süreç aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketi içinde uzun yıllara yayılan dönüşümün ve Öcalan’ın savaşın ötesinde siyasi bir yol geliştirmeye yönelik istikrarlı çabalarının da bir sonucudur.

Bu nedenle mevcut durumu belirleyici bir eşik olarak görüyorum. Yasa, ancak Meclis onu silahsızlanmanın ötesine taşıyabilirse gerçek bir barış sürecinin başlangıcı olabilir. Bunun için siyasi katılımı, hukuki eşitliği, tutuklu ve hükümlülerin haklarını, yerel demokrasiyi, dil haklarını, temsili ve yeniden baskı politikalarına karşı güvenceleri de kapsaması gerekir. Asıl soru ise, devletin yalnızca Öcalan’ın çağrısının ulaştığı kesimleri değil, aynı zamanda Öcalan’ı ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni sürecin bir sonraki aşamasını şekillendirecek meşru siyasi muhataplar olarak tanımaya da hazır olup olmadığıdır” ifadelerini kullandı.

‘Barışı amaçlayan bir yasa, tutarlı, şeffaf ve ilkesel bir temele dayanmalıdır’

Venturini, düzenlemede yer alan ve 2005 yılı öncesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar ile ağırlaştırılmış müebbet cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakılmasını öngören düzenlemeye de tepki gösterdi. Bu düzenleme ile Abdullah Öcalan’ın yasanın dışında bırakıldığını vurgulayan Venturini  “Barışı amaçlayan bir yasa, sürecin merkezindeki aktörü dışlamaya değil; tutarlı, şeffaf ve ilkesel bir temele dayanmalıdır. Devlet, silahsızlanmayı ve örgütsel dönüşümü teşvik etmek amacıyla Öcalan’ın sahip olduğu otoriteden yararlanmaya hazır görünürken, yasal çerçeveyi onun hukuki statüsünü olduğu gibi bırakacak şekilde kurguluyor. Bu ciddi bir çelişki yaratıyor. Bir yandan Kürt özgürlük hareketinden geri dönüşü olmayan stratejik bir dönüşüm gerçekleştirmesi beklenirken, diğer yandan devlet sürecin siyasi açıdan en kritik meselesi olan Öcalan’ın statüsünü ele almaktan kaçınıyor. Bu nedenle yasada değişiklikler yapılmalıdır. Öcalan’ı dışlayan bir süreç, kapsamlı olarak nitelendirilemez. Bu, sürecin ortaya çıkmasını mümkün kılan ve hayata geçirilmesinde kilit rol oynayan aktörü dışlamak anlamına gelir” diye belirtti.

‘Umut hakkı, sürecin siyasi sorumluluğa doğru evrildiğinin göstergesi olacaktır’

Ayrıca teklifte “umut hakkı”na ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiş olmasını da eleştiren Venturini, bu durumu önemli bir eksiklik olarak nitelendirdi. Venturini, “umut hakkı”nın kişiye özgü değil genel bir hukuk ilkesi olduğunun altını çizdi. Bu eksikliği anlamlandırmanın güç olduğunu söyleyen Venturini, “Umut hakkı, ya çerçeve yasa kapsamında ya da aynı siyasi süreç içinde kabul edilecek paralel bir yasal düzenlemeyle bağlayıcı hukuki güvenceye kavuşturulmalıdır. Buna, avukatları, aile üyeleri ve siyasi heyetlerle düzenli görüşme imkanı da dahil olmalı ve Öcalan’ın sürece etkili biçimde katılımını mümkün kılacak koşullar sağlanmalıdır. ‘Umut hakkı’nın tanınması, sürecin tek taraflı beklentilerden karşılıklı siyasi sorumluluğa doğru evrildiğinin somut bir göstergesi olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Uluslararası toplum meseleyi terörle mücadele perspektifiyle ele almamalı’

Sürecin hukuki bir çerçeveye kavuşması noktasında uluslararası toplumun daha sürekli ve somut katkılar sunması gerektiğini ifade eden Venturini, “Uluslararası aktörler, sürecin siyasal gerçekliğini kabul etmeli. Süreç, Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıyla başlamış ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin karşılığı sayesinde mümkün hale gelmiştir. Süreci silahlı bir örgütün teknik anlamda feshedilmesine indirgemek, hem ortaya çıkış dinamiklerini yanlış yansıtacak hem de sürecin geleceğini zayıflatır. Öcalan bu süreçte ikincil bir aktör değildir. Uluslararası toplum ayrıca meseleyi dar bir terörle mücadele perspektifiyle ele almamalı. Kürt meselesinin siyasi, toplumsal, kültürel ve bölgesel boyutları olan bir sorun olduğunu kabul etmeli” diye uyardı.

‘Diyalog ve hukuki reformlar paralel ilerlemeli’

Siyasi diyaloğun hukuki reformlarla eş zamanlı ilerlemesi gerektiğini dile getiren Venturini, şöyle devam etti:

“Hukuki reformlarla desteklenmeyen bir siyasi süreç, geri döndürülebilir hale gelir ve iktidarda bulunanların iradesine bağımlı kalır. Siyasi uzlaşıya dayanmayan hukuki reformlar ise çatışmanın temel nedenlerine dokunmadan, yalnızca silahsızlanma sürecini yöneten dar kapsamlı bir idari mekanizmaya dönüşme riski taşır. Bu nedenle çerçeve yasa, daha geniş kapsamlı bir demokratikleşme sürecinin başlangıcı olarak görülmelidir.

‘Belediyelerin idari ve mali özerkliğe sahip olması önemli başlıklardan’

Toplumsal demokratikleşmeyi hedefleyen adımların anadil hakkını da kapsaması gerekir. Kayyım politikalarına son verilmesi, belediyelerin idari ve mali özerkliğe sahip olması, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması, gazetecilik faaliyetlerinden örgütlenme çalışmalarına kadar temel hak ve özgürlüklerin korunması da bu sürecin önemli başlıkları arasındadır. Kürt Özgürlük Hareketi tarafından ortaya konulan fikirlerin suç kapsamına alınması yerine siyasi zeminde tartışılması gerekiyor.

Öcalan’dan silahsızlanmanın siyasi sorumluluğunu taşıması beklenirken, onu hukuki çerçevenin dışında bırakmak ve katılımını kısıtlayan koşulları sürdürmek temel bir çelişki yaratmaktadır. Devlet, onun otoritesine dayanırken bu otoritenin siyasi ve hukuki sonuçlarını tanımayı reddedemez. Umut hakkı, avukatlara ve siyasi heyetlere düzenli erişim, iletişim özgürlüğü ve nihayetinde fiziki özgürlüğü, barış sürecinin ayrılmaz unsurları olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle kalıcı bir çözüm, açık bir siyasi kabul gerektirecektir. Abdullah Öcalan sürecin dışında değildir. O, sürecin başlıca mimarlarından biri, Kürt özgürlük hareketinin kilit muhatabı ve barış ihtimalini istikrarlı bir demokratik gerçekliğe dönüştürmede vazgeçilmez bir aktördür.”

Haber: Deniz Karabudak\MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Artık biraz gülebiliriz: Elbette düşünerek

Sonraki Haber

Devlet Partisi Şırnak İl Başkanı ‘kadro’ vaadiyle yurttaşları dolandırmış

Sonraki Haber

Devlet Partisi Şırnak İl Başkanı 'kadro' vaadiyle yurttaşları dolandırmış

SON HABERLER

Barış Anneleri: Önderimizin özgürlüğü için adım atılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Hevsel Bahçeleri’ni de kapsayan petrol arama ruhsatı yargıya taşındı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Devlet Partisi Şırnak İl Başkanı ‘kadro’ vaadiyle yurttaşları dolandırmış

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

İtalyan akademisyen Venturini: Süreç diyalog ve hukuki reformlarla paralel ilerlemeli

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Artık biraz gülebiliriz: Elbette düşünerek

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Yasa, barış ve siyasetin potansiyeli

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Mülteci krizi mi, jeopolitik çatışma mı?

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır