Kürdistan’da çatışmanın ardındaki günlük yaşamı, doğayı ve insan hikayelerini fotoğraflayarak geleceğe taşıyan Eugenio Grosso, ‘Kalbimde en çok yer eden anlar, Mezopotamya’nın yeşil tepeleri arasından eve dönüş yolculukları, dağlarda kamp yaptıktan sonra sabahın ilk ışıkları ve insanların gündelik hayatın içindeki kahkahalarıydı’ dedi
Kürdistan’a ilk kez 2016 yılında gelen ardından Federe Kürdistan Bölgesi’ne geçen İtalyan foto muhabiri Eugenio Grosso, çatışmaların izlerini taşıyan kentlerden gündelik yaşamın içindeki anlara uzanan fotoğraflarıyla deneyimlerini belgeledi. Kürt halkının yaşamını, kültürünü ve çatışmaların toplum üzerindeki etkilerini fotoğraflayan Eugenio Grosso, çalışmalarını 2018 yılında yayımlanan Kurdistan Memories (Kürdistan Hatıraları) ve 2023 yılında yayımlanan “Nergiz” (Nergis) adlı kitabında bir araya getirdi.
Eugenio Grosso ile Kürdistan’ı, Kürt halkının kolektif hafızasını ve barış sürecinin halkın geleceği açısından taşıdığı anlama dair Mezopotamya Ajansı’ndan Deniz Karabudak’a konuştu.
2016’da Cizîr’e geldi
Eugenio Grosso’nun Kürdistan’a ilk ziyareti, Şirnex’in Cizîr (Cizre) ve Silopiya (Silopi) ilçelerinde 14 Aralık 2015’te ilan edilen ve yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü Mart 2016 dönemine denk geldi.
Daha önce bir çatışmanın ardından ortaya çıkan görüntüleri fotoğraflamadığını dile getiren Eugenio Grosso, o dönemki gözlemlerini şu şekilde anlattı:
“Cudî mahallesindeki durum tam anlamıyla felaketti. Bölgenin tamamı yerle bir edilmişti. Yanmış araçların kalıntıları, enkaz yığının kenarlarına dağılmıştı. Ayakta kalmayı başaran ve tamamen yıkılmaktan kurtulan binaların kenarlarında, mermi delikleri duvarlarda dalgalar oluşturmuştu. Çatışmanın ne denli şiddetli olduğu uzaktan bile anlaşılabiliyordu. Çok sayıda insan yerinden edildi, bazıları neredeyse tüm varlığını kaybetti. Cizre’de bugün bile herkesin çatışmaların ardından kendisinden haber alınamayan bir yakını ya da arkadaşı var.”
Bir manavın izi
Eugenio Grosso, bu süreçte tanıştığı insanların, gördüğü dayanışmanın ve dinlediği hikâyelerin kendisini Kürt halkına odaklanmaya ve araştırmalarını bu alanda derinleştirmeye yönelttiğini belirtti.
Cizîr’de yaşadıklarının ardından Londra’ya dönen Eugenio Grosso, burada Cizîr’de yaşananları anlatmak amacıyla düzenledikleri etkinliklerden birinde yaşadıklarını da paylaştı:
“Bu etkinliklerden birinin ardından dinleyicilerden biri yanıma geldi. Biraz sohbet ettikten sonra bana oldukça ilginç bir soru sordu: Cizre Hastanesi’nin karşısında, ana caddenin köşesinde bulunan manavı görüp görmediğimi, hatırlayıp hatırlamadığımı öğrenmek istiyordu. Bu soru bana elbette tuhaf gelmişti ve neyi öğrenmek istediğini anlayamamıştım. Adam, mahcup bir sessizliğin ardından dükkanın ailesine ait olduğunu ve kardeşinin çatışmalardan sonra kaybolduğunu söyledi. O an benim için çok anlamlıydı. Cizre’de tanık olduğum acı ve yıkım kadar insanların gücünü ve güzelliğini de ilk kez kendi gündelik hayatımda bu kadar derinden hissettim. Bir araya geldiğimiz o salonda, zihnimde hala capcanlı olan tüm o görüntüler bir anda ete kemiğe büründü.”
Mezopotamya’nın kadim kültürü
Eugenio Grosso, 2016 ve 2017 yıllarında Federe Kürdistan Bölgesi’nde çektiği fotoğrafları bir araya getirdiği Kurdistan Memories (Kürdistan Hatıraları) adlı kitabından da bahsetti. Başlangıçta kitap yayımlama gibi bir düşüncesi olmadığını belirten Eugenio Grosso, yaşadıklarını ve belgelediklerini gözden geçirdiğinde bir kitap oluşturacak kadar çok malzeme biriktirdiğini fark ettiğini söyledi.
Eugenio Grosso, şunları anlattı:
“Ocak 2017’de Londra’dan Hewlêr’e taşınmadan önce, 2016 yılında Irak Kürdistanı’na üç ya da dört kez seyahat ettim. Kürt halkına ilişkin Batı’daki klişelerin ötesinde, bölgenin farklı yönlerini keşfedebildim. Mezopotamya’ya, kadim kültürlerin, dinlerin ve medeniyetin beşiğine her zaman büyük bir ilgi duymuştum. Böylesine zengin bir mirasın, Batı medyasının gösterdiklerinden ibaret kalmış olduğuna inanamıyordum. Kendi merakımdan kaynaklı Yahudi arkeolojik alanlarını ziyaret ettim; gece kulüplerini, sanat galerilerini, cephe hattından birkaç mil uzaklıktaki ‘gösterişli’ benzin istasyonlarını ve lüks konakları, kadın dövüş sanatçılarını, at yarışlarını ve gençlerin birbirlerine kartopu attığı kış tatil merkezlerini fotoğrafladım. Belki de başlangıçta bunun farkında değildim ama Kürdistan’dan ayrılıp İtalya’ya, evime döndükten sonra geriye dönüp baktığımda, çatışmayla yalnızca kısmen bağlantılı, farklı konuları kapsayan zengin bir fotoğraf çalışması ortaya koyduğumu fark ettim.”
Çatışmanın içinde günlük yaşamın izleri
Kürdistan’da yaşadığı süre boyunca diğer foto muhabirlerinden farklı olarak, çatışmanın kendisini değil, çatışmanın insanların yaşamlarında bıraktığı izleri fotoğraflamaya daha fazla ilgi duyduğunu belirten Eugenio Grosso, şöyle devam etti:
“Asıl ilgimin çatışmadan etkilenen insanların yaşamlarına ve çatışmanın kökenlerine yöneldiğini fark ettim: sigara içen yorgun gerillalar, çatışmanın ardından durumlarının iyi olduğunu arkadaşlarına ve ailelerine göstermek için kendi fotoğraflarını çeken askerler, bir dönem DAİŞ’in işgali altında kalan manastırlarına geri dönen rahibeler, patlayıcıların yanında oynayan çocuklar, Kürdistan’da yaşayan azınlıklar ve bölgedeki aktörlerin uğruna mücadele ettiği doğal kaynaklar… Bütün bu parçalar, çatışmanın kendisine ve insanların gündelik yaşamları üzerindeki etkisine dair daha kapsamlı bir tablo oluşturmama yardımcı oldu.”
Doğanın ve insanın unutulmaz izleri
Kürdistan’da geçirdiği süre boyunca çok sayıda kıymetli anı edindiğini aktaran Eugenio Grosso bu yolculukların kendisinde bıraktığı etkileri, “Kürdistan’a ilk yaptığım yolculuklar oldukça yoğun ve heyecan vericiydi. Ancak bölgeyi yakından tanıdıkça, her geri dönüşümde içimi tatlı bir özlemin kapladığını hissettim” sözleriyle dile getirdi.
Eugenio Grosso, Kürdistan’da belleğinde yer edinen anıları ise şu sözlerle paylaştı:
“Çatışmaların haber takibini yaparken bile, akşam alacakaranlığında Mezopotamya’nın yeşil tepeleri arasından eve dönüş yolculuklarını, dağlarda kamp yaptıktan sonra sabahın ilk ışıklarını, aileleriyle birlikte bir kamyonetin arkasında yolculuk yapan genç kadınların kahkahalarını ya da yol kenarında durmuş küçük bir arabanın içinde derin bir sohbete dalmışken bir polisin camdan bizi izleyişini hatırlıyorum. Kalbimde en çok yer eden anlar bunlar. Bir keresinde dağdan inerken gökyüzünün mora büründüğünü, ılık havayı, toprağın ve yabani otların kokusunu hatırlıyorum. O an, bu hissi hayatım boyunca içimde taşımak istediğimi düşündüm. Öyle olağanüstü bir şey değildi; yalnızca o anın hissettirdikleri ve insanın yalnızca doğa karşısında duyabileceği o derin özlem vardı.”
Kürdistan’da yaşananlar unutulmamalı
Eugenio Grosso, 1 Kasım 2023’te yayımlanan bir diğer çalışması “Nergiz” adlı kitabından da söz etti. Eugenio Grosso’nun 2016-2022 yılları arasında Kürdistan’da yaşadığı deneyimlere dayanan kitap, bölgede yaşananları ve bu insanları unutturmamayı amaçlıyor. Kitabın arka kapağında bu amaç, “Kürdistan’da yaşananları hatırlatmak ve duyurmak, bu insanların hiçbirinin unutulmamasını sağlamak” sözleriyle ifade ediliyor.
Bu tanıklığı, “enkazların arasında açan bir nergis” olarak tanımlayan Eugenio Grosso, kitaba dair şu şekilde konuştu:
“Çoğu zaman fotoğraflarımın, ardında yatan hikayenin tamamını anlatmaya yetmediğini hissettim. Üstelik çoğu kez, o fotoğrafları çekebilmek için yaşanan süreç, fotoğrafların kendisinden çok daha ilgi çekiciydi; hatta bazen inanılması güç olaylar içeriyordu. Asıl hikaye çoğu zaman fotoğrafın kendisinde değil, o fotoğrafı çekebilmek için yaşananlardaydı. Ayrıca bana göre biri kendi hikayesini sizinle paylaştığında, bu hikayeyi olabildiğince iyi aktarmak gibi bir sorumluluğunuz var. Benimle içlerini açan ve çoğu zaman acı dolu hikayelerini, sanki eski bir dostları ya da aileden biriymişim gibi paylaşan herkese derin bir minnet duyuyorum. Bana emanet edilen ve başka türlü anlatamayacağım tüm bu anlar nedeniyle Nergiz’i yazmaya karar verdim. Amacım, bütün bu yaşamdan parçaların kaybolup gitmesini önlemekti. Onları elimden geldiğince korumak ve deneyimleme fırsatı bulduğum bu güzelliği başkalarıyla paylaşmak istedim.”
Barış Kürt kültürünü anlatmayı sağlayacaktır
Barış olması halinde Kürt halkının hafızasının daha doğru bir şekilde aktarılabileceğine işaret eden Eugenio Grosso, son olarak şunları söyledi:
“Barışın Kürt halkına, diaspora da dahil olmak üzere, daha güçlü bir toplum inşa etme ve tarihini ve kültürünü Kürdistan sınırlarının ötesine bugünkünden daha fazla, daha doğru ve özgün bir şekilde tanıtma fırsatı sunabileceğine inanıyorum. Kültür siyasettir. Bana göre Kürt kültürü ve Kürt halkı, sürekli asimilasyon ya da yok edilme tehdidi altında kalmadan gelişip filizlenirse, Kürtlerin siyasi mücadelesi de bundan güç kazanacaktır. Dünyanın geri kalanı, binlerce yıllık tarihi, dili ve gelenekleri olan bir halkı tanıdığında, er ya da geç bu halkı tanımaktan ve hak ettiği değeri göstermekten başka seçeneği kalmayacaktır.”
HABER MERKEZİ








