Cezayirli ressam Firoz Baba Amer, ‘Nuba’ adlı sergisinde kadınları kültürel hafızanın taşıyıcısı olarak ele alıyor. Gelenek, müzik ve kişisel anılarla şekillenen eserler, kimlik ve kolektif belleği sanatla yeniden yorumluyor
Kadın teması, Cezayirli ressam Firoz Baba Amer’in eserlerinde merkezi bir yer tutuyor; geleneklerin taşıyıcısı ve kültürel hafızanın aktarıcısı olarak öne çıkıyor. Bu güçlü varlık, sanatçının aile çevresinden düğünler ve hamamlar ile aile toplantıları gibi geleneksel sosyal alanlardaki günlük deneyimlerinden besleniyor.
Cezayirli sanatçı, son sergisini “Nuba” başlığıyla Gassoum Gallery’de açtı. Sanatçı, bu başlığın Cezayir kültüründeki kutlama müziğiyle bağlantılı olduğunu belirterek, “nuba”nın Endülüs müziğiyle ilişkili bir form olduğunu ve özünde sevinç, kutlama ve kolektif hafıza anlamları taşıdığını ifade etti.
Firoz Baba Amer, sanatının kadın merkezli bir bakış açısı taşıdığını; kadını kimliğin korunması ve kolektif hafızanın sürdürülmesinde temel bir unsur olarak ele aldığını ve dolaylı bir mücadele dili benimsediğini söylüyor.
Muhasebe ile resim arasında çift yönlü yol
Sanatçı iki farklı yolu bir arada sürdürüyor: Bir yandan mali müşavir olarak çalışırken, diğer yandan çocukluğundan beri resim yapıyor. Güzel sanatlar eğitimi alma hayaline rağmen ticaret alanında eğitim gördüğünü, ancak resimden hiç kopmadığını ve kendi atölyesinde hafıza ve kimlik temelli bir görsel dünya kurmaya devam ettiğini belirtiyor.
Sanatçıya göre “Nuba” yalnızca bir müzik türü değil, ritüellerin ve toplumsal geleneklerin iç içe geçtiği bir kültürel alan. Bu da eserlerinin kimlik kutlamasına dayanan ruhuyla örtüşüyor.
Bu çerçevede sanatçı, “Nuba” deneyimini de kişisel ile kolektif olanın iç içe geçtiği, hafızanın canlı bir sanatsal malzemeye dönüştüğü bir süreç olarak tanımlıyor.
Kişisel hafızanın sanata dönüşümü
Sergi aynı zamanda sanatçının çocukluğunda geniş bir kadın aile çevresi içinde yaşadığı deneyimlerin yansıması. Halalar ve teyzelerle çevrili bu dünya, özellikle “Hamam” ve “Teyzeler ve Halalar” temalı eserlerinde Cezayirli kadının geleneksel yaşamını belgeleyen bir anlatı olarak ortaya çıkıyor.
Firoz Baba Amer, bu mekanların geçmişte kadınlar için önemli bir nefes alma alanı olduğunu; hamamlar ve düğünlerin buluşma, süslenme ve sohbet etme yerleri olarak işlev gördüğünü vurguluyor. “Hamam” adlı eserinin çocukluğuyla doğrudan bağlantılı olduğunu ve Cezayir’in Blida vilayetindeki büyükannesine ait “Hamam Nasif”ten ilham aldığını ifade ediyor.
Gelenek ve müzikten beslenen görsel ritim
Sanatçı, eserlerinde geleneksel kıyafetler, takılar, kumaşlar, müzik aletleri ve kimliğe dair sembollerden ilham alıyor. Müziği de görsel ritmin temel bir unsuru olarak kullanarak eserleriyle kolektif hafıza arasında güçlü bir bağ kuruyor.
Sanatın, küresel dönüşümler karşısında kültürel kimliği korumada önemli bir rol oynadığını belirten sanatçı, mirasın çağdaş bir dille yeniden sunulması gerektiğini vurguluyor. Ona göre sanat yalnızca estetik bir ifade değil, aynı zamanda kültürel özgünlüğü korumanın bir yolu.
Sanatçı, sanat deneyiminin kuşaklar arasında devamlılığının önemine dikkat çekerek her neslin bu birikime kendi izini bırakması gerektiğini ifade ediyor.
Ayrıca sergide, Cezayirli önemli ressamlardan Meryem Ben Khadda ile buluşmasını da hatırlatan sanatçı, öncü sanatçıların tanınmasının kuşaklar arası sürekliliği güçlendirdiğini ve sanatsal birikimi ulusal görsel kimliğin parçası haline getirdiğini belirtti.
Firoz Baba Amer, serginin gördüğü yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ziyaretçilerin eserlerini yalnızca sanat çalışmaları değil, aynı zamanda herkesin kendinden bir parça bulabileceği insani deneyimler olarak değerlendirdiğini aktardı. Bu etkileşimin kendisini derinden etkilediğini ve sanatın sanatçı ile izleyici arasında ortak bir alan yarattığını ifade etti.
Haber: Nejva Rahim / NûJINHA









