• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Kemal Can: Sürecin iktidar tarafından ele alınış biçimi demokrasi içermiyor

26 Mayıs 2026 Salı - 09:58
Kategori: Güncel, Manşet

Devlet Bahçeli’nin ‘yol haritası’ ile teknik ‘tasfiye’ operasyonunu netleştirdiğini belirten Kemal Can, sürecin iktidar tarafından ele alınış biçimi itibariyle demokrasi iddiası içermediğini söyledi

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında, “tıkanma” tartışmalarının gündemde olduğu bir tabloda, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünü de ele alan bir “yol haritası” açıkladı. Süreç kapsamında başta “barış yasası” ve Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsünün sağlanması talepleri ve beklentileri yükselirken, Bahçeli’nin bu çıkışı ise süreç bağlamında tartışılmaya devam ediyor. Yaşanan bu gelişmelerin yanı sıra CHP kurultay davası hakkında mutlak butlan kararı çıktı.

Siyasal gerilimin yükseldiği bu atmosferde, Devlet Bahçeli’nin yol haritası, sürecin gereklilikleri, CHP’ye mutlak butlan kararı ve etkilerini gazeteci Kemal Can değerlendirdi. Kemal Can, Devlet Bahçeli’nin sadece başlatıcı hamleleri yaparak değil, kritik aşamalarda hızlandırıcı, cesaretlendirici ve bazı açılardan da yeni bir aşamaya geçilmesine neden olabilecek çıkışlarla, elini sürecin üzerinden hiç çekmediğini belirtti.

‘Kararlı bir tutum izledi’

Kemal Can, “Çerçeveyi ve rotayı takipte atak ve kararlı bir tutum izledi. TBMM’deki Komisyon’un toplanması, daha sonra komisyonun İmralı ziyareti konularında çok üst perdeden çıkışlar yaptı. Mesela ‘kimse gitmezse ben giderim’ diyecek kadar ileri gitti. Sürecin ikinci aşamasının başlaması ve Öcalan’ın statüsü konularında da benzer ataklığı gösterdi” dedi.

‘Çıkışın ardından Erdoğan da, hızlanmak gerek, dedi’ 

Devlet Bahçeli’nin “koordinatörlük” önerisi ile somut adım atılmasına zorladığını ifade eden Kemal Can, Bahçeli’nin baştan itibaren “dar” tarif ettiği süreci, teknik “tasfiye” operasyonu olarak netleştirdiğinin altını çizdi. Kemal Can, “Yavaşlama ve tıkanma tartışmalarının başladığı günlerde kısa bir suskunluk dönemi yaşamıştı ama ‘statü’ önerisini bir adım daha ileri götürerek, bunu kurumsal bir çerçeveye taşıdı ve somut bir yol haritası haline getirdi. Ancak bunu yaparken baştan itibaren hayli dar biçimde tarif ettiği süreç mimarisini daha teknik bir ‘tasfiye’ operasyonu şeklinde netleştirmiş oldu. Hatta Öcalan’ın statüsüne karşılık olarak kurulacak devlet yapılanmasını da ‘tasfiye merkezi’ olarak isimlendirdi. Bu çıkışın ardından Erdoğan da, ilk defa hızlanmak gerektiğini söyleyen bir açıklama yaptı” diye belirtti.

İktidar kanadında çok genel ifadeler dışında somut bir yol haritası ve şeffaf bir bilgilendirilmediğinin ortaya konulmadığına işaret eden Kemal Can, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu konuda en konuşkan olan yine Bahçeli’ydi. PKK fesih kongresi ve sonrasındaki silah bırakma seremonisi ertesinde, süreçle ilgili tıkanmanın ağırlıklı olarak Suriye ile ilgili olduğu söylendi. Ayrıca meclis komisyonunun raporu da bir merhale olarak işaret edilmişti. Ancak Suriye ve YPG’nin durumu netleştikten ve meclisten rapor çıktıktan sonra, herkesin ikinci hatta asıl aşama olarak tarif ettiği yasal düzenlemeler ve fiili adımlar aşamasına yine geçilmedi. Bahçeli’nin çıkışı ve somut bir kurumsal çerçeve ve yol haritası önermesi, bir hızlanma yaratmasa bile tartışmanın alenileşmesine, yavaşlamanın görünür hale gelmesine yol açabilir.”

‘Devletin ciddiyeti’nin devam etmesi anlamına gelecek’ 

Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsünün sağlanmasının süreç açısından önemi ve etkilerine dair Kemal Can, şunları söyledi:

“Öcalan açısından kendi statüsünün netleştirilmesinin, birkaç konuda belirleyici önemi olduğu anlaşılıyor. Her şeyden önce muhataplık meselesinin yasal ve kurumsal bir çerçeveye oturtulması netleşme demek. Ayrıca bu dikenli konunun aşılabilmesi, Öcalan’ın sık sık referans verdiği ‘devletin ciddiyeti’nin devam etmesi anlamına gelecek. Ciddiyetin sürmesi, cesaret gösterilmesiyle kararlı tutum olarak ele alınabilir olacak. Ayrıca Öcalan, sürecin yavaşlamasını eleştirdiği son görüşme notlarında, süreci ve kendisini araçsallaştırma girişimleri olduğunu, bundan çok rahatsız olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla, statü meselesinin netleşmesi böylesi araçsallaştırma hamlelerinin önünün kesilmesini sağlayacak.” 

‘Suriye’deki rolü ve etkisi, süreç bakımından bir fragman gibi gösteriliyor’ 

İktidarın bir “tasfiye” süreci olarak tanımlamakta ısrar ettiği sürecin entegrasyona dönüşmesi için hukuki statü meselesinin çözülmesi gerektiğini belirten Kemal Can, “Bahçeli’nin son çıkışında Öcalan’ın statüsü meselesini, sürecin ‘iki taraflı’ olmasının gereği olarak gösteriyor. ‘Öcalan sözünü tuttu, sıra bizde’ değerlendirmesi tam olarak böyle anlaşılabilir. Ayrıca Öcalan’ın süreçteki fonksiyonunun artarak devam etmesi ve Kürt siyasi hareketi üzerindeki etkisi açısından da statü netleşmesine vurgu yapıyor. Öcalan’ın Suriye’deki rolü ve etkisi, Türkiye’deki süreç bakımından bir fragman gibi gösteriliyor” diye belirtti.

‘Sürecin gerekçesini açıkladığı ilk konuşmalar perspektifiyle uyumlu’

Bahçeli’nin “yol haritasında” vurguladığı “tek merkezli karar mekanizması”nı değerlendiren Kemal Can, “Bahçeli hiç saklamadan gizlemeden, sürecin çok katmanlı, çeşitli bileşenlerin dahil olduğu, toplumsallaşan bir yol haritası yerine; iki tarafta da iradesi güçlendirilmiş ‘tek adamların’ yürüttüğü, mümkün olduğu kadar az aktörün rol aldığı ve hızlı biçimde yürütülmesini yararlı gördüğünü söylüyor. Bunu muhtemel yol kazalarını engellemek için gerekli olduğunu söylüyor ama bu tür bir kurumsallaşmanın hız yanında kontrol imkanlarını artıracağını da saklamıyor. Bahçeli’nin milliyetçi çevrelerde sık eleştirilen ‘kurucu önder’ sıfatını kullanma gerekçesini de Öcalan’ın etkisini büyütmek için seçtiğini söylüyor. Bu yaklaşım Bahçeli’nin sürecin gerekçesini ve çerçevesini etraflıca açıkladığı ilk konuşmalarındaki perspektifiyle uyumlu” dedi.

‘Kürt sorunu, yine paranteze girmiyor’ 

Kemal Can, “Bahçeli, ‘Kürt sorunu yoktur ve biz de onu müzakere etmeyeceğiz’ demiş ve Kürtlerle ilişkiyi tarihsel bir arka planla destekleyerek elitler arası bir mutabakat halinde tarif etmişti. Son çizdiği çerçevede de gerek statü gerekse kurumsallaşmayı ‘tasfiye’ operasyonuyla sınırlıyor. ‘Kürt sorunu’ yine paranteze girmiyor. Ayrıca Bahçeli’nin ‘fazla karışan olmasın’, hızla ilerletsin tavrı; küresel trendle, Trump veya Barack yaklaşımıyla da gayet uyumlu” diye belirtti.

‘İktidar içindeki yaklaşım farklarını ifşa etti’

“Bahçeli açıklamalarında, ikinci anlamlar çıkarmaya açık kapılar bırakılsa bile yakın ve yalın anlamlar hep daha belirgindir” diyen Kemal Can,  “O yüzden Bahçeli’nin sözlerini birinci anlamıyla okumak daha az yanıltıcı olur” dedi. Bahçeli’nin son açıklamasında Abdullah Öcalan’ın statüsünün Kürt sorununun müzakeresi ile ilgili olmadığını belirttiğini ifade eden Kemal Can, “Sadece uzun süren inkar söylemini terk edip, Kürtlerin ‘Türk milletinin birliği’ne katılmasından söz ediyor. Bu anlamda baştan itibaren gayet açık olan niyet ve gerekçelerini gayet açık sözlü biçimde berraklaştırdığı söylenebilir” dedi.

İktidar bloğu içinde konu ile ilgili farklı yaklaşımların olup olmadığı konusunda ise Kemal Can, şunları söyledi:

“Bahçeli’nin bu çıkışını çeşitli biçimlerde yorumlamak mümkün. Süreci hızlandırma çabasını sürdürüyor ya da iktidar içindeki yaklaşım farklarını ifşa etti denilebilir. Somut önerileri, kurumsallaşma yaklaşımı ve hızlanma vurgusunun tekrar iyimserliğe kapı açacağı da iddia edilebilir. Bir başka bakış açısıyla, çeşitli tereddütler geçiren Erdoğan’ı cesaretlendirmek veya elini rahatlatmak için hamle yaptığı da düşünülebilir. Bir taraftan statü önerisi yaparken, bir taraftan da süreci iyice teknik bir tasfiye operasyonuna indirgediği de değerlendirilebilir. Bahçeli’nin açıklamasıyla aynı tarihlerde Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum da aynı konularda bir makale kaleme aldı. Uçum o makalede ‘Öcalan’ın devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine bağlı olarak etnik siyaset tarzının Türkiye siyasetinin önüne çıkartılmasından ve geçiş sürecinin koşuluna dönüştürülme çabasından vazgeçilmesinin çok önemli olduğu tartışmasızdır’ diyor. Dolayısıyla statü meselesini ele alışta iktidar içinde hala farklı pozisyonlar var ya da hala böyle görünmesi isteniyor ama bunlar farklı yönleri göstermiyor.”

‘Yasal düzenleme gerektirmeyen hamlelerin hiçbiri yapılmış değil’

Sürecin iktidar tarafından ele alınış biçimi itibariyle demokrasi iddiası içermediğini ifade eden Kemal Can, “Bunu bir imkan olarak canlı tutmak önemli olabilir ama sürecin hedeflerinin zorunlu olarak demokratikleşmeye varacağı iddiası çok gerçekçi değil. Hele şimdi ortaya konulan son derece dar bir çerçevenin doğal olarak böyle bir rota oluşturacağının hiçbir işareti yok. Zaten herhangi bir yasal düzenleme gerektirmeyen hamlelerin hiçbiri yapılmış değil. Ayrıca bütün dünyada çatışma çözümlerinin demokratik açılımla paralel olacağı konusundaki genel kabul da terk edilmiş durumda. Artık uzlaşma ve rıza merkezli bir müzakere yerine güç merkezli müzakereler öne çıkıyor” dedi.

‘CHP kurultaya sıkışırsa iktidarın istediği olur’

CHP’ye dönük mutlak butlan kararını değerlendiren Kemal Can, iktidar tarafından uzun zamandır yürütülen bir darbe dinamiğine işaret etti. Olası risklere dikkati çeken Kemal Can, “Aslında süreç de bu genel siyasi tanzim tablosunun içine yerleşiyor zorunlu olarak. ‘Mutlak butlan’ kararı da Türkiye ve dünya siyasi tarihinde örneği pek olmayan hukuk ve siyaset dışı ağır bir darbe. Parti kapatmalara, siyasi yasaklara, kanallara el koymalara bir de ana muhalefet partisine kayyum atama hamlesini eklediler. İktidar yargı eliyle bir partinin yönetimini belirledi. Şimdi bu tablonun ardından CHP’nin yeniden iç gündeme sıkışması, muhalefet partisi olarak elinin kolunun bağlanması, kurultay tartışmaları içinde 19 Mart ile başlayan potansiyelin sönümlenmesi riski ortaya çıktı. Bunun gerçek sonucunu verilecek cevap belirleyecek. Ancak teknik olarak çok daha fazla problem yaratacağı ortada. Eğer CHP bu hamle sonrasında ‘partiyi korumak’ gibi dar bir savunma hattına dönerse başka, iktidarın darbe dinamiğini kıracak daha geniş bir muhalefet atağı başlatabilirse başka sonuç ortaya çıkar. Evet teknik olarak pek çok zorluk olduğu ortada ama eğer tekrar içine kapanarak ‘kurultay’ gündemine sıkışırsa, tam da iktidarın istediği yaratılmış olur” şeklinde konuştu.

Mutlak butlan kararının sürece dair yansımalarına ilişkin ise Kemal Can, şunları söyledi:

“DEM Parti’nin bu hamlenin sürece gölge düşürdüğünü açıklaması, süreçle demokrasi arasında kurduğu ilişkinin gereği. İki senedir CHP ve DEM kurumsal olarak, yoğun manipülasyonlara hatta zaman zaman taban tazyikine rağmen dışlayıcı olmayan tavrı korudular. Şimdi Kılıçdaroğlu ile kurulacak ilişki meselesi DEM açısından da ciddi bir paradoks. İlişki kurulsa kararı meşrulaştırma, ilişki kurmasa kurumsal boşluk oluşması ihtimali söz konusu. Üstelik Erdoğan’ın bu hamleden sonra mecliste bazı anayasal düzenlemelere girişme olasılığı da küçük bir ihtimal değil.”

Haber: Diren Yurtsever \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Berkin direniş ve umudun simgesi oldu: Umudunu büyüteceğiz

Sonraki Haber

Liman işçilerinin direnişi 146’ncı gününde: Çocuklarımıza bayramlık alamıyoruz

Sonraki Haber

Liman işçilerinin direnişi 146’ncı gününde: Çocuklarımıza bayramlık alamıyoruz

SON HABERLER

Kızının mezarı için 10 yıldır aynı yolda

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Köykent Projesi’nden geriye kalan ‘yıkım’: Önce zorla getirdiler, şimdi de çıkın diyorlar

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

CHP’nin internet sitesinden PM ve MYK üyelerinin isimleri kaldırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Ertekin: Yargı politik mücadelenin aracı oldu

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Dr. Mithat İshakoğlu: ABD-Çin ziyareti gelişen savaşın yansıması

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Süveyda’dan Şam’a giden bir aile çocuklarıyla birlikte kaçırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

İnegöl’de erkek şiddeti

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır