• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Haziran 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Kerbela: Anlamak, yaşatmak ve ders çıkarmak

24 Haziran 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Kerbela’yı doğru anlamak, yalnızca tarihsel bir olayı kavramak değildir; aynı zamanda günümüzde süren benzer zihniyetleri de anlamaktır. Bu nedenle Kerbela’yı sadece Yezid ile Hz. Hüseyin arasında yaşanmış bir çatışma olarak görmek eksik bir yaklaşımdır

Ergin Doğru

İnsanlığın gelişim süreci kolay olmamıştır. Barbarlıklarla dolu, büyük acıların yaşandığı dönemlerden geçerek bugüne gelinmiştir. Ancak buna rağmen insanlık hâlâ büyük sorunlarla mücadele etmektedir. Bu nedenle bugünü anlamak için tarihsel yaşanmışlıkları doğru okumak büyük önem taşır. Bir yönüyle bugün, dünün içinde gizlidir.

Uygarlıkların doğduğu ve insanlığın gelişimine büyük katkılar sunan kadim Mezopotamya, aynı zamanda büyük acıların da coğrafyası olmuştur. Bugün bölgede yaşanan kaosun, çatışmaların ve acıların kökleri de bu tarihsel birikimde saklıdır. İktidar hırsının yarattığı yıkımlar ve ektiği düşmanlık tohumları, bugün hâlâ etkisini sürdürmektedir.

Bu tarihsel acıların en çarpıcı örneklerinden biri de Kerbela’dır. Kerbela, Muhammed sonrası ortaya çıkan iktidar mücadelelerinin bir sonucudur. Halifelik döneminde başlayan ve Muaviye bin Ebu Süfyan ile Ali bin Ebu Talib arasındaki gerilimle derinleşen bu çatışma, İslam dünyasında büyük bir ayrışmaya yol açmıştır. Bu sürecin devamında Yezid bin Muaviye’nin, Hüseyin bin Ali ve beraberindekileri Kerbela’da katletmesi, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.

Kerbela’yı doğru anlamak, yalnızca tarihsel bir olayı kavramak değildir; aynı zamanda günümüzde süren benzer zihniyetleri de anlamaktır. Bu nedenle Kerbela’yı sadece Yezid ile Hz. Hüseyin arasında yaşanmış bir çatışma olarak görmek eksik bir yaklaşımdır. Kerbela, her şeyden önce bir zihniyetler çatışmasıdır.

Bir tarafta iktidarını korumak için korkuyu, şiddeti ve her türlü yöntemi meşru gören bir anlayış; diğer tarafta ise inandığı değerlere bağlı, insan onurunu, adaleti ve hakikati savunan bir duruş vardır. Hz. Hüseyin’in direnişi, bu anlamda yalnızca bir tarihsel olay değil; insanlığın eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinin sembolüdür.

Kerbela, Yezid zihniyetinin dayattığı korkuya, şiddete, köleleştirmeye ve değersizleştirmeye karşı; cesaretin, vicdanın ve ahlakın savunusudur. Hz. Hüseyin’in duruşu, karanlığa karşı aydınlığın; kötülüğe karşı iyiliğin adı olarak bugüne kadar taşınmıştır.

Bugün dünyada ve bölgemizde yaşananlara baktığımızda, Kerbela’nın yalnızca geçmişte kalmadığını görmek zor değildir. Savaşlar, yıkılan şehirler, katledilen insanlar, açlık ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışılan toplumlar, düşüncelerinden dolayı baskı gören aydınlar… Tüm bunlar, Yezid zihniyetinin farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.

Bu nedenle Kerbela’yı anmak, yalnızca bir yas tutma eylemi değildir. Kerbela’yı anmak; onun neyi temsil ettiğini anlamak ve bu değerleri bugüne taşımaktır. Eğer bugün hâlâ zulüm sürüyorsa, insanlığa düşen görev; Hz. Hüseyin’in duruşunu örnek alarak adalet, özgürlük ve hakikat mücadelesini sürdürmektir.

Günümüzün Kerbela’sında, zalimler varlıklarını sürdürürken; insanlıktan yana olanların da sessiz kalmaması gerekir. Fabrikalarda, tarlalarda, sokaklarda, yaşamın olduğu her yerde; adalet ve eşitlik mücadelesi verilmelidir.

Tarih kendini tekrar ediyorsa, herkes kendi safını belirlemek zorundadır. Ya zulmün yanında yer alarak lanetle anılanlardan olacağız ya da Hüseyin bin Ali gibi insanlığın onurunu, cesaretini ve ahlakını temsil edenlerden…

Kerbela şehitlerini anmak, ancak onların temsil ettiği değerlere sahip çıkarak mümkündür. Onları yaşatmanın yolu, zulme karşı mücadeleyi sürdürmektir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

17 yaşındaki Ali’nin infazını durdurun

Sonraki Haber

Siyaset Godot’yu beklerken

Sonraki Haber

Siyaset Godot’yu beklerken

SON HABERLER

Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Siyaset Godot’yu beklerken

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Kerbela: Anlamak, yaşatmak ve ders çıkarmak

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

17 yaşındaki Ali’nin infazını durdurun

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Soyuttan somuta barış

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Ne deli ne veli: Dêrsim’in Budelaları

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Türkiye nükleer atık deposu mu oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır