İran’da kadınlar birlik olmadan ne rejim ne de toplumun değişebileceğini söyleyen KJAR Dış İlişkiler Komitesi Sözcüsü Rozerîn Kemanger, ‘Devletin bileşenleri erkektir, merkezidir. ‘Jin, jiyan, azadî’nin birleşenleri ise kadınlar ve toplumdur. İki çok keskin çizgi karşı karşıya’ dedi
İran’da, başörtüsünü uygunsuz şekilde takarak zorunlu kıyafet kuralını ihlal ettiği iddiasıyla İrşad Devriyesi tarafından gözaltına alındıktan 3 gün sonra (16 Eylül 2022) yaşamını yitiren Jîna Emînî’nin ölümü sonrası yeni bir dönemin kapıları aralandı. Rejimin baskı ve yasaklarına karşı kadınlar öncülüğünde başlayan “jin, jiyan, azadî” direnişi kısa bir sürede tüm dünyaya yayıldı.
Bu mücadele, ilerleyen süreçte kadın örgütlerinin aynı çatı altında birleşmesinde de etkili oldu. Kürdistan Kadın Özgürlük Örgütü (Nîna), Kürt Kadının Ufku (Komala Kadın Örgütü), İran Kürdistanı Kadın Mücadele Örgütü, İran Kürdistanı Demokratik Kadınlar Birliği ve Rojhilat Kürdistan Özgür Kadın Topluluğu (KJAR), “Rojhilat Kürdistan Kadınları Platformu-JÎNA” çatısı altında birleşerek, ortak mücadele kararı aldı.
Platformun temel hedefi ise, “Kadınların düşünce ve mücadele gücünü birleştirmek; İran’daki Kürt kadınlara yönelik her türlü cinsiyet, ulusal, kültürel ve sınıfsal ayrımcılığa karşı mücadele etmek. Bu bağlamda kadın hakları mücadelesini ulusal kurtuluş mücadelesiyle birleştirmek ve Kürdistan halkının kendi kaderini tayin hakkı mücadelesinin bir parçası olduğunu kabul etmek” olarak belirlendi.
KJAR Dış İlişkiler Komitesi Sözcüsü Rozerîn Kemanger, İran’da kadınlara yönelik gerçekleşen baskılar ve buna karşı verilen mücadeleyi değerlendirdi.
Rozerîn Kemanger, “Sadece çağrılarla değil bu çağrıların pratik yansıması olması gerekiyor. Öyle yapalım ki sokaklarda özgürlük için canlarını veren kadınların ruhu şad olsun” sözleriyle kurdukları platformun önemine dikkati çekti.
‘Jin, jiyan azadî’ direnişi
ABD-İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşa dikkati çeken Rozerîn Kemanger, “Bu savaş birden çıkmadı. Bu savaşta herkesin bir çıkarı var. Ülkeler (Ortadoğu’daki ulus devletler) artık planlarına göre hareket etmediği için şimdi değiştirmeye çalışıyorlar. Son 40-50 yıllık süreçte İran’ın bazen politikası değişse de içeride baskı ve zulüm, dışarıda ise başka ülkelerin topraklarına yerleşme politikası değişmedi. Yani Irak, Lübnan ve Suriye gibi ülkelerde savaşı sürdürmek, ama içeride de halkın taleplerine baskılama politikası izledi. Ancak İran rejiminin asıl yürüttüğü savaş topluma ve halka yönelik yürüttüğü savaştır. Topluma saldırdıkları anda sistemleri zayıfladı ve çökmenin eşiğine geldi. İran gibi bir devlet eğer imkanlarını halkı için harcasaydı, her halkın kendisini eşit hissedeceği bir sistem kursaydı belki bugün bu durumda olmayacaktı” diye konuştu.
İran’ın özellikle “jin, jiyan, azadî” direnişinden sonra çok zayıfladığını ifade eden Rozerîn Kemanger, “İran’ın toplumsal yapısının özü direniş, başkaldırı ve itirazdır. Mesela 1996, 1998, 1999’da büyük isyanlar oldu, ama ‘jin, jiyan, azadî’ tüm bu serhildanlara damgasını vurdu. İran’daki kadın meselesi sadece cinsiyet meselesi değil, siyasi ve bir toplumun varlık-yokluk durumudur. Toplumsallaştığı için tüm kadınlar ayağa kalktı ve direnişe geçtiler. Yani tüm kadınlar bir araya geldikten sonra ‘jin, jiyan, azadî’ oldu. İran’daki tüm yapılar ilk kez bir sloganın tüm kadınları bir araya getirdiğini söylediler. Hem teori hem de pratik olarak kadınlar tüm bu sürecin öncülüğünü yaptılar. Kadınlar topluma sokağa çekti ve isyana uyandırdı. ‘Toplumun özgürlüğü kadının özgürlüğüdür’ mesajı net bir şekilde ortaya çıktı” diye kaydetti.
‘Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez’
“Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez” diyen Rozerîn Kemanger, “İran İslam Devletinin birleşenleri erkektir, merkezidir, otokritiktir. Ama ‘jin, jiyan, azadî’nin birleşenleri gençler, kadınlar ve toplumdur. İki çok keskin çizgi karşı karşıya geldi ve ‘jin, jiyan, azadî’ kazandı. Bu da bize toplumun büyük bir uyanışını gösteriyor” dedi.
‘İran demokratikleşmek zorunda’
Direniş büyüdükçe rejimin de baskılarını arttırdığını söyleyen Rozerîn Kemanger, “Bu siyaset ölüme yürümektir. Halk bir yolunu buluyor ve buna karşı mücadele ediyor. Özellikle kadınlar üzerindeki baskı ağırlaşıyor. Cezaevlerinde ağır bir durum var, kimse orada ne olup bittiğini bilmiyor. Ancak bu politika asla başarıya ulaşmayacaktır. Rejim artık siyasetsizliğinde boğuldu ve artık üretemiyor. Zayıflamış ve bitmekte olan bir rejim, karşısında ise zinde ve direnişe hazır bir toplum var. Halkımız örgütlüdür, toplumlar arasında bir birlik oluşmuştur. İran, mührünü ömrünün sonuna vurdu. Çünkü artık siyaset yapacak durumu ve gücü kalmadı. Rejimin artık sürdürülecek bir durumu yok. İran demokratikleşmek zorundadır yoksa bu halk böyle bir sistemde yaşayamaz. Bizim mücadelemiz de rejimin demokratikleşmesidir” ifadelerini kullandı.
‘Kadınlar birlik olmadan rejim değişmez’
Rozerîn Kemanger, savaş sonrası önce Kürt örgütlerinin daha sonra kadın örgütlerinin aynı çatıda bir araya geldiğine işaret ederek, “Tüm direniş ve isyanlarda gördük ki kadınlar birlik olmadan ne bir rejim ne de bir toplum değişebilir. İran’da yaşanan soruna kadınların ortak bir çözüm bulması ve değiştirme iradesi göstermesi gerekiyor. Çünkü orada kadınların sorunları ortaktır ve ortak olduğu için de birlikte çözüm bulunması gerekiyor. Biz Kürt kadınlarının bir projesi var ve buna dönük çalışma yürütüyoruz. KJAR kadınların sorunlarını bireysel bakmıyor. Kadın meselesi siyaset üstü bir durumdur. Şuan erkek egemen bir devlet ve sistem var, bu sistem değişmeden nasıl bir yaşam olacak? Rojhilat kadınları olarak birçok farklı kadın örgütleri ile ilişkilerimiz var. İran’daki kadınların sorunlarını tüm dünya ve kadınlara anlatıyoruz” şeklinde konuştu.
Kadınların sorunlarının ortak olduğunu ve çözümün de ortaklıkla gerçekleşebileceğini dile getiren Rozerîn Kemanger, şunları söyledi:
“Her ideolojinin bir bakışı var ama kadın meselesi çok başka bir durumdur. Şuan Kürdistan’da birçok örgüt var, onlarla birlikte yürümek istiyoruz. Kadınların sorunlarının çözümü ancak böyle olur. KJAR olarak İran’daki tüm kadınlar, Afganistan ve Ortadoğu’daki kadınlarla sorunları konuşuyor ve mücadele hattı çiziyoruz. Rojhilat’ta özgürlük, kadınlar öncülüğünde olacak. Sokakta, cezaevlerinde ve her alanda kadınlar öncüdür. Umudumuz var ve bu umudumuz hayat buluyor. Bu nedenle özgürlüğün yakın olduğunu söylüyorum. Bunun için örgütlenmek, birlikte olmak gerekiyor. Çözümümüz kadınların hakları ve siyaset hakkı olmalıdır. Birçok kadın siyasi hakları için şuan cezaevinde. Yine toplumsal sorunlar var. İran’ın en büyük sorunu kadının ve toplumun özgürlüğüdür. Bu sorun çözülmeden özgürlükten söz edilemez. Sadece çağrılarla değil bu çağrıların pratik yansıması olması gerekiyor. Öyle yapalım ki sokaklarda özgürlük için canları veren kadınların ruhunu şad edelim.”
Haber: Adnan Bilen / MA









