‘Jin jiyan azadî’ eylemlerinin 4’ncü yılına dair açıklama yapan KJK, ‘Kendimizi koruyabilmek için Jin Jiyan Azadî serhildanının 4. yıl dönümünde bilinçlenmeli, mücadelemizi büyütmeli ve derinleştirmeliyiz’ dedi
Kürdistan Kadın Toplulukları (KJK) Koordinasyonu, “Jin Jiyan Azadî” eylemlerinin dördüncü yılı nedeniyle yazılı açıklama yaptı. 21. yüzyılda çok hızlı değişimlerin yaşandığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin 4. yıl dönümünde Şilêr Resûlî ve Jîna Emînî şahsında, katliamı protesto etmek amacıyla İran-Rojhilat sokaklarında katledilen ve idam edilen devrimin tüm şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz. Yine Jîna Emînî’nin katledilişinin 4. yıl dönümünde, İran güçleri tarafından vahşice işkence edilerek katledilen Nîlûfer Mucawîr’i anıyor; sessiz kalmayacağımıza ve mücadele ve örgütlenmeyle katillerden hesap soracağımıza söz veriyoruz. Kadınlara yönelik sistematik ve örgütlü şiddet, Nîlûfer Mucawîr şahsında bir kez daha kendini gösterdi. Bu örgütlü ve kastik katil sisteme karşı özgür ve anlamlı bir yaşamda ısrar etmek, biz kadınlar açısından tek çözüm yoludur.
İran demokratikleşmeli
21. yüzyılda kuşkusuz çok hızlı değişimler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Önder Apo öncülüğünde Kürtlerin yeniden diriliş süreci, yalnızca Türkiye-Bakûrê Kürdistan’da değil, Kürdistan’ın dört parçasında ve Avrupa’da da derin bir yankı uyandırdı. Bölgedeki dört devletle demokratikleşme temelinde demokratik entegrasyon projesini dünya kamuoyunun gündemine taşıdı. Bu temelde Rojhilat-İran, zaman zaman devam eden savaş nedeniyle mutlaka demokratikleştirilmesi gereken alanlardan biridir. Çünkü baskıcı İran rejimi, İran halkının sorunlarına yanıt ve çözüm olamamaktadır. Dolayısıyla İran demokratikleşmediği sürece ne bir çözüm ne de bu derin krizden çıkış mümkün olacaktır. İran halkları, 13 Eylül 2022’de Jîna Emînî’nin başörtüsü gerekçesiyle katledilmesiyle başlayan ve Jin Jiyan Azadî felsefesine dayanan süreç temelinde bugün ayaklanmalarının 4. yıl dönümünde demokratik bir İran alternatifi için mücadele ederse, kuşkusuz İran’ın demokratikleşmesi de mümkün olacaktır.
‘Jin jiyan azadi ile zirveye ulaştı’
İran-İsrail-ABD savaşının farklı biçimlerde devam etmesine rağmen İran rejiminin hâlâ halka saldırdığına, tutuklama ve idamlara devam ettiğine yer verilen açıklamada, şöyle sürdürüldü:
“Özellikle İranlı kadınlar, hem İran-İsrail-ABD arasındaki ağır savaş nedeniyle hem de rejimin saldırıları nedeniyle adeta nefessiz bırakılmaktadır. Kadınlara ve özellikle Kürt kadınlarına ölümden daha kötü bir durum dayatılmaktadır. Bu nedenle bu durumun sorgulanması hayati bir meseledir. Arayış ve sorgulama insanı doğru cevaplara götürür. İran’daki protestolarda kadınların öncülük etmesi bu sistemi sorgulamayla başladı. İran’da Kürt, Azeri, Beluc ve Fars halkları ile kadınlar üzerinde bir kölelik dayatılıyordu. Jîna Emînî şahsında İranlı kadınlar bu dayatmayı kabul etmediler ve özgür yaşam arayışına girdiler. Bu arayış, Önder Apo felsefesinin ve Kürt Kadın Hareketi’nin 30 yılı aşkın mücadelesinin temelini oluşturan Jin Jiyan Azadî sloganıyla zirveye ulaştı. Bir kez daha ortaya çıktı ki arayış ve sorgulama, özgürlük ve eşitlik mücadelesi kadın öncülüğünde sonuçlanmaktadır.
‘Mücadele kesintisiz sürmeli’
Anlamsız ve kadın öncülüğü olmadan bir yaşam kalıcı ve sürdürülebilir değildir. Aynı zamanda özgürlükten uzak bir yaşam da yaşanamaz. Kadın öncülüğünde halk sokaklara indikçe, bu rejim ve sistemden rahatsız olan erkekler de direnen kadınların izinden giderek sokaklara çıktılar. Bu erkek gerçeği de İran’da demokratikleşme temelinde değişimlerin yaşanacağını göstermektedir. Esasında erkekler yalnızca kadınlara yönelik baskılara karşı değil, kendileri üzerindeki baskılara karşı da alanlara çıkarak Jin Jiyan Azadî ayaklanmasına katıldılar. Bir tarafta egemen ve katı erkeklik gerçeği, diğer tarafta özgür ve eşit yaşamak isteyen erkek gerçeği, Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin ayaklanmasında açık biçimde ortaya çıktı. Jîna Emînî, Şilêr Resûlî, Nîlûfer Mucawîr’in direnişi ve direnen tüm kadınlar şahsında İran-Rojhilat kentlerinde katledilen kadın ve gençler, Jin Jiyan Azadî felsefesini korumanın ve sürdürmenin yolunu bize göstermektedir. Aynı zamanda Zeynep Celaliyan, Pexşan Ezîzî ve Werîşe Muradî öncülüğünde İran rejiminin cezaevlerinde gösterilen duruş ve direniş, Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin mücadelesinin kesintisiz sürdürülmesini ortaya koymaktadır.
Devrimi tüm kadınlar sahiplenildi
Eğer direnen kadınların izinden gidersek katil sisteme karşı örgütlü bir şekilde mücadele edebiliriz. Çünkü örgütsüz ve komünsüz bir kadın, kadının düşmanı olan katil sistem içerisinde savunmasız kalır. Kendimizi koruyabilmek için Jin Jiyan Azadî serhildanının 4. yıl dönümünde bilinçlenmeli, mücadelemizi büyütmeli ve derinleştirmeliyiz. Önder Apo, Kürtleri infaz masasından çözüm masasına taşıdı. Özellikle Kürt, Fars, Beluc ve Azeri kadınlar dayanışma ve birlik içerisinde komünlerini, örgütlenmelerini ve akademilerini; eğitim, bilinçlenme ve paylaşım alanlarını geliştirebilirler. Kadınlar paylaştıkça büyür ve tüm kadınlara ulaşırlar. Bu nedenle Jin Jiyan Azadî Devrimi tüm kadınlar tarafından sahiplenildi. Çünkü tecavüz kültürü dünyanın her yerinde kadınlara ve topluma karşı aynı biçimde yürütülmektedir.
Demokratik yaşamı inşa etme mücadelesi
Bu tecavüz kültürü örgütlü bir şekilde büyümekte; katil sistem ise kadınların öncülük etmesinden ve örgütlenmesinden korkuyor. Ancak saldırılar arttıkça kuşkusuz kadınların birlik, dayanışma ve paylaşımı da artmaktadır. Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin 4. yıl dönümünde, kadınların katledilmesine ilişkin bilanço tabloları yerine komünlerin, akademilerin ve kadınların özgür öğrenme alanlarının dünya kamuoyunun gündemine girmesini umut ediyoruz. Yine Jîna Emînî’nin katledilişinin 4. yıl dönümünde, başta kadınlar olmak üzere herkesin, alanlara çıkarak tepkilerini göstermesi gerekmektedir. Bu temelde inanıyoruz ki bütün kadınlar, gençler ve halklarımız, kadın özgürlük mücadelesini demokratik ve ortak bir yaşamı inşa etme mücadelesine dönüştürecektir.”
HABER MERKEZİ









