Kobanê’de yaz sıcaklarıyla birlikte artan elektrik kesintileri günlük yaşamı giderek zorlaştırıyor. Kobanê’li kadınlar elektrik dağıtımında eşitsizlik olduğunu belirtirken, kente verilen birkaç saatlik elektriğin dahi ‘lütuf gibi’ sunulmasına tepkili
Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye geçici yönetimi arasında imzalanan 29 Ocak anlaşması kapsamında, demokratik entegrasyon süreci başlamış ve kamu hizmeti merkezleri dahil birçok kurum geçici yönetime entegre olmuştu.
Entegrasyonu gerçekleştirilen kurumların başında kamu hizmet merkezleri vardı. Bu kurumlar arasında barajlar da bulunurken, bölgedeki su ve elektrik sisteminin sorumluluğu Şam yönetimine geçti.
Bu tarihten itibaren Kobanê’de elektrik kesintileri ciddi bir soruna dönüştü. Kent halkı elektrik kriziyle karşı karşıya kaldı. Geçmiş döneme kıyasla günde toplam elektrik verilen saatin büyük ölçüde azaldığı ve halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediği belirtiliyor. Fırat Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesine rağmen elektrik sorununun devam etmesi tepkilere neden oluyor.
Yerel kaynaklara göre Kobanê ve kırsalı bu sorundan özellikle etkileniyor. Kaynaklar, sorunun baraj yetkililerinin elektrik dağıtım saatleri konusundaki ihmallerinden kaynaklandığını belirtiyor.
Kobanêli kadınlar da yaşanan elektrik krizine ilişkin tepkilerini NûJINHA’ya anlattı.
‘Elektrik minnetle veriliyor’

Neîma Aqîl, elektrik sorununa sert bir tepkiyle şunları ifade ediyor:
“Elektrik durumu Kobanê’de çok kötü. Elektriğin verildiği saatler ihtiyaçlarımızı karşılamıyor. Zaten elektrik geldiğinde de voltaj çok düşük olduğu için kullanamıyoruz. Kobanê’ye verilen birkaç saatlik elektriğin bile bize minnet edilerek verildiğini hissediyoruz. Birçok aile genel elektrik şebekesine ihtiyaç duymayacak şekilde kendi alternatiflerini oluşturdu. Ancak yüzlerce ailenin ekonomik durumu bunu yapmaya yetmiyor. Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu kadar yüksek sıcaklıklarda bir kent nasıl elektriksiz bırakılabilir?”
‘Su da, baraj da bize ait, o hâlde neden susuz ve elektriksiz kalıyoruz?’
Suyun ve barajın bu bölgeye ait olduğunu, buna rağmen neden böyle bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını sorgulayan Neîma Aqîl, şöyle devam etti:
“Halkımız, suyunu ve elektriğini korumak için Tişrîn Barajı’nda canını siper etti. Bunca fedakârlığın ardından bugün Kobanê’ye karşı aynı politikaların yürütüldüğünü ve büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Bu nedenle hükümete çağrımız şudur: Baas rejiminin iktidar anlayışından artık kurtulduğumuzu düşünüyorduk ancak aynı yaklaşımın tekrarlandığını görüyoruz. Bölgeler arasında ayrım yapılıyor ve elektrik saatlerinin dağıtımında eşitsizlik yaşanıyor. Fırat Nehri de Tişrîn Barajı da bu halka ve bu ülkeye ait. O halde biz neden susuz ve elektriksiziz?”
‘Ağaç ve duvar diplerinde serinlemeye çalışıyoruz’

Mûna Silêman, yaşadıkları sorunlara dikkat çekerek şunları aktardı:
“Kobanê halkı olarak bu yaz çok ağır sorunlarla karşı karşıya kaldık ve hala bu sorunları yaşamaya devam ediyoruz. Elektrik hizmetinden de mahrum bırakılıyoruz. Bu nedenle evlerimizden çıkıp ağaçların ve duvarların gölgesinde oturmak zorunda kalıyoruz. Şu anda Kobanê’de elektrik iki saat bile kesintisiz verilmiyor, sürekli kesiliyor. Bu yüzden soğuk su bulamıyor, çamaşırlarımızı dahi yıkayamıyoruz. Başlangıçta elektrik durumunun iyi olduğunu inkâr etmiyoruz ancak bir süredir bu kentte elektriğin varlığını dahi hissedemiyoruz.”
Mûna Silêman, yaşananlara büyük öfke duyduklarını şöyle ifade etti:
“Kobanê’ye yönelik farklı yaklaşımları gördüğümüzde öfkemiz daha da artıyor. Özellikle şehitler mezarlığını gördüğümde ve Kobanê’yi korumak için genç kadın ve erkeklerimizin verdiği emeği hatırladığımda büyük bir üzüntü duyuyorum. Bugün ise bir kent olarak en temel ve meşru haklarımızdan mahrum bırakılıyoruz. İstedikleri zaman elektrik veriyorlar, istemedikleri zaman da şu an yaşadığımız tablo ortaya çıkıyor.”

‘Elektrik olmadığı için çok öfkeliyiz’
Emîne Îbo, maruz kaldıkları durumla ilgili duygularını şöyle anlattı:
“Elektriğin durumuyla ilgili artık söylenecek söz kalmadı. İnsan Kobanê’nin böyle bir duruma düşürülmesine üzülüyor. Küçük bir güneş enerjisi sistemim var, onunla da sadece vantilatörü çalıştırabiliyoruz. Ancak bu da yazın sıcağına yetmiyor. Gecemiz gündüzümüze karıştı; tek duamız bu yazın bir an önce bitmesi. İnsan birçok şeyin yokluğuna bir şekilde dayanabilir ama elektriksizliğe dayanamıyor. Gözümü açar açmaz kendimi kapının önüne atıp orada oturuyorum. Böyle bir yaşam olur mu? Bilinçli olarak yürütülen bu tür politikalar halkın öfkesini artırıyor”
KOBANÊ









