Sürecin muhatabının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğuna işaret eden DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, ‘umut hakkı’nın ve yasal düzenlemelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti
DEM Parti Grup Başkanvekili ve Mûş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’de uzun süredir tartışılan umut hakkı, Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin çerçeve yasa çalışmalarına dair ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.
‘Umut hakkı evrensel bir haktır’
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için verdiği “Umut Hakkı” kararının konuşulduğu bir süreçte AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının yasal güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, umut hakkının yalnızca Abdullah Öcalan için değil, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan tüm mahpuslar açısından evrensel bir hak olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Halihazırda Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf ve bu sözleşmeye taraf olduğu için ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını da tanıdığı için iç hukuka tabi olduğu için bu konuda hızlı adım atması ve düzenleme yapması gerekiyor. Ama burada ciddi anlamda bu meseleyi görmezden gelen bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Bu doğru değil açıkçası.
‘Sayın Öcalan’a yaklaşım Kürt halkına yaklaşımdır’
Yaklaşık iki yıldır devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecine işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun demokratik çözümünün temel muhatabı olduğunu ifade ederek şunları belirtti:
“2. yılı gelmek üzere olan bir barış ve demokratik toplum süreci var ve bu süreç içerisinde de bu sürecin yürütücüsü, Kürt sorununun demokratik çözümünün muhatabı da Sayın Öcalan’ın bizzat kendisi. O anlamıyla bu süreç içerisinde de hâlihazırda mevcut konumun sürdürülmeye çalışılması, sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanmaması, özgür iletişim koşullarının hâlihazırda sağlanmamış olmasının doğru olmadığını ifade etmemiz gerekiyor.
Çalışan, çabalayan ve bunu pratiğe de döken, sadece söz kuran değil, aynı zamanda bunun pratik gereklerini de yapan bir Sayın Öcalan gerçekliği var. Bu anlamıyla burada Sayın Öcalan’a yaklaşımın, aynı zamanda Kürt sorununun demokratik çözümüne yaklaşım, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik geleceğine yaklaşım, aynı zamanda Kürt halkının eşitlik, özgürlük ve demokrasi talebine yaklaşımla eşdeğer olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bunların hepsi göz önünde bulundurularak da sürece uygun, Sayın Öcalan’ın konumuna uygun bir yaklaşımın elbette ortaya konulması ve sadece ortaya konulması fiili olarak yapılması değil, aynı zamanda bunun hukuksal güvenceye de kavuşturulması gerekiyor.”
‘Çerçeve yasa geçiş dönemi hukuku niteliğinde’
Çerçeve yasa tartışmalarının anayasa değişikliğiyle ilgisi bulunmadığını vurgulayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, söz konusu düzenlemenin bir geçiş dönemi hukuku niteliği taşıdığını ifade ederek şunları belirtti:
“Öncelikle bu çerçeve yasanın anayasayla hiçbir ilgisi yok. Çerçeve yasa diye ifadelendirdiğimiz ya da geçiş süreci yasası ya da işte kod kanun, Sayın Öcalan’ın kök hücre diye ifade ettiği kanunun kendisi aslında bir geçiş dönemi hukukunu tanımlıyor ve silah bırakanların aslında siyasal ve sosyal hayata katılımının önünü açan bir yasal düzenlemeden bahsediyoruz. O anlamıyla bu yasal düzenlemenin hızlı bir şekilde yapılması gerekiyor.”
‘Hükümet taslak sunmadı’
Gülistan Kılıç Koçyiğit, çerçeve yasaya ilişkin olarak hükümetin hâlâ taslağını görmediklerini belirterek şunları aktardı: “Sayın Öcalan’ın aslında kendi arkadaşlarıyla beraber çalıştığı, en azından genel çerçevesini ortaya koyduğu görüşleri ve düşünceleri var. Ama bu konuda hükümet de çalışma yaptığını söylüyor. Ama bütün bunların sonucunda şunu diyemeyiz. Yani biz hükümetin taslağını görmüş değiliz. Hükümet bize bir taslak sunmuş değil. Kamuoyuna da bir taslak sunmuş değil. Çalışma yaptıklarını söylüyorlar. O anlamıyla üzerinde mutabakata varılmış, bağlanılmış bir taslak yok. Öncelikle onu ifade edelim. Ama DEM Parti olarak bizim taslağımız hazır. Bizim zaten talebimiz bir an önce bu taslağın hükümet tarafından, iktidar tarafından oluşturulması ve bunun aslında tartışmamız, birlikte bunu tartışmamız, birlikte istişare etmemiz. Sadece DEM Parti olarak da değil, en geniş muhalefet cephesi olarak bunu konuşmamız ve tartışmamız.”
‘Taslak oluştuktan sonra Öcalan’la görüşülmeli’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerinde söz söylemediği bir yasanın nihayete eremeyeceğini ifade eden Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle devam etti:
“Tabii bu taslak oluşturulduktan sonra Sayın Öcalan’la da görüşülür. Sayın Öcalan’ın görüş ve düşüncelerinin de alınması gerekiyor. En nihayetinde kendi örgütüne çağrı yapan bir pozisyonda ve onların da görüş belirtmediği, değerlendirmediği, üzerinde söz söylemediği bir yasanın en nihayetinde yaşamsallaşma ve başarı şansının düşük olacağını ifade etmek gerekiyor.
O anlamıyla bir an önce de bu süreci başlatmak gerekir ama hâlihazırda dediğim gibi henüz elimizde bir taslak yok. Tabii biz taslağımızın maddelerini henüz kamuoyuna açıklamış değiliz açıkçası. Ama taslağımızın içeriği üzerinden iktidarla da, diğer muhalefet partileriyle de görüşmelerimizi o çerçevede yürütüyoruz. Burada tabii ki Sayın Öcalan’ın görüş ve düşüncelerinin temel belirleyici olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.”
’Çatışma ve şiddetten demokratik siyasete geçiş sağlanmalı’
Hazırlanacak çerçeve yasa, çatışma ve şiddet ortamından demokratik siyaset zeminine geçişi sağlayacak bütünlüklü bir düzenleme olmalıdır diyen Gülistan Kılıç Koçyiğit şunları dile getirdi:
“Çerçeve yasa şiddetten aslında yasal düzleme geçmeyi sağlayacak bir yasa olmalı. Yani meselenin yasallaşmasını ve siyasallaşmasını sağlayacak bir çerçeve yasa olmalı. Tabii ki bir bütünlüklü olmalı. Bu anlamıyla bütünlüğü olmayan bir yasanın, kategorize edilmiş bir yasanın da doğru olmayacağını ifade ediyoruz. Diğer bütün başlıkları içerik olarak da yani demokratik siyasetin önünü açacak, sivilleşmenin önünü açacak bir yasa olması, bir çerçeve yasa olması gerekiyor ve bu çerçeve yasanın içerisinde tabii ki yine Sayın Öcalan’ın aslında son İmralı görüşmesinde ki İmralı heyetimizden Sayın Mithat Sancar da bunu bir demecinde ifade etti. Kendi konumunun da aslında bu çerçeve yasada yine belirlenmesi gerektiğine dair görüşleri var. Bu anlamıyla aslında bir bütünlük arz eden bir çerçeve yasadan bahsediyoruz. Ama en nihayetinde bütün bunlar tabii ki öncelikle konuşulmalı, tartışılmalı. Herkesin bir bakış açısı var. Her siyasal partinin bir çerçeve taslağı var. Ama bu taslakların gerçekten en akılcı, en doğru şekilde ve sürece hizmet edebilecek, başarı şansını arttırabilecek, sürecin ilerlemesini, derinleşmesini sağlayacak bir anlayışla ele alınması gerekiyor.”
‘Çerçeve yasa taslağı kamuoyuyla paylaşılmalı’
Çıkarılacak çerçeve yasanın bir an önce hükümet tarafından bir taslak haline getirilip halk ile paylaşması gerektiğini sözlerine ekleyen Koçyiğit şunları aktardı:
“Yani Kürt sorununun demokratik çözümüne katkı koyabilecek, gerçek anlamda sivilleşmenin, siyasetin ve demokratik siyasetin önünü açabilecek meseleyi şiddet ve çatışma zemininden çıkarıp siyasal zemine, hukuksal ve siyasal zemine taşıyacak bir geçiş süreci yasası, bir çerçeve yasası olması gerektiğini bir kez daha ifade etmiş olalım. Bu anlamıyla biz hızlı bir şekilde hükümetin bu çerçeve yasa taslağını oluşturması ve hem kamuoyuyla hem de bizlerle paylaşmasını ve bunun üzerinden de aslında daha somut tartışmaların yapılması gerektiğini hem kendilerine hem de kamuoyuna ifade ediyoruz sürekli. Evet, İmralı heyetimiz bu görüşme trafiğini yürütüyor. AKP ile bir görüşme gerçekleştirdiler. Yine diğer partilerle de bir dizi görüşmeyi gerçekleştiriyorlar. Onların takvimleri yavaş yavaş netleşiyor. Ama bunlar çoğu zaman her biri basına açık olmadığı için zaten kendi mecrasında yürüyen diyaloglar o anlamıyla o görüşme trafiği aslında şu anda hâlihazırda var. “
HABER MERKEZİ









