• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Ağustos 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

‘Kürt kimliğinin tanınması Türkiye’nin ölçütü olacak’

15 Ağustos 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Dünya, Manşet

Almanya Federal Meclis Başkanvekili Bodo Ramelow ile Türkiye’deki süreci ve Avrupa deneyimini konuştuk:

  • Bir gün Göreme Vadisi’nde büyük bir masanın etrafında oturup birçok insanla, askeri açıdan değil; güçlü bir Avrupa ortağı olan Türkiye’nin ne kadar güzel ve ne kadar güçlü olabileceği üzerine konuşmayı çok isterim
  • Türkiye’de kültürel çeşitliliğin yaşanabilmesi için güvenlik ve anayasal ilkeler güvence altına alınmalıdır. Ve Kürt kimliği, güçlü bir Türkiye’nin nihayetinde ne kadar çeşitli ve ne kadar güçlü olabileceğinin ölçütü olacaktır
  • Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması önemlidir.Abdullah Öcalan’ı serbest bırakın ki bu sürecin bir parçası olabilsin. Ve onun uzattığı eli kabul ederek, ‘Türkiye’de barış için birlikte çalışalım’ diyerek değerlendirin

Erem Kansoy

Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen yasa ile yeni bir döneme girdi. Süreç Avrupa’da da dikkatle takip ediliyor. Sürecin Avrupa’dan nasıl göründüğünü, Almanya’nın yaklaşımını, kültürel çeşitliliğin nasıl korunacağını, barış sürecinin gereklerini ve merkezinde yer alan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumunu Almanya Federal Meclis Başkanvekili ve Die Linke (Sol Parti) Milletvekili Bodo Ramelow ile konuştuk.

Türkiye çok çeşitli

Bodo Ramelow, Türkiye’yi sık sık ziyaret eden, seyahatler düzenleyen bir isim. Ona Türkiye hakkındaki izlenimlerini soruyorum:

“Evet. Türkiye, kültürel açıdan son derece zengin ve gerçekten harika bir ülke. Türkiye’de tatil yapmayı, ülkeyi dolaşmayı ve tekrar tekrar çok ilginç insanlarla tanışmayı seviyorum. Türkiye, çok çeşitli bir ülke. Ancak uzun bir dönem boyunca burada bir ayrımcılık süreci de yaşandı. Bu yalnızca Ermenilere, Aramilere, Êzidîlere ve Alevilere yönelik ayrımcılıkla sınırlı değil. Aynı zamanda Kürt olan, Kürt olarak doğmuş ve kendisini kültürel olarak Kürt hisseden insanlarla da büyük bir çatışma yaşanıyor.”

Avrupa’daki silahlı çatışmalar

Ramelow, yeni başlayan sürecin önemine işaret ederken Avrupa’da yaşanmış deneyimleri de örnek olarak gösteriyor:

“Kürt olmanın normal kabul edildiği, Kürtçe’nin konuşulabildiği ve Kürt kültürünün devlet tarafından ayrımcılığa uğramadan ifade  edilebildiği barışçıl bir döneme girme girişimleri oldu. Bu bağlamda Abdullah Öcalan’ın ve PKK’nin silahlı bir mücadele yürütmüş olması önemli idi ve önemli bir rol oynadı. Ben şahsen silahlı mücadelelere karşıyım. Ancak Avrupa’nın başka yerlerinde de yaşanmış silahlı mücadeleleri biliyorum. Örneğin geçen yüzyılın 60’lı yıllarında Güney Tirol’de bombalı saldırılar ve başka şiddet eylemleri yaşandı. Almanca konuşan nüfusun özgürlük ve hakları için mücadele edildi. Bugün ise orada, İtalya’nın ortak devlet yapısı ve devlet tarafından kabul edilen bir parçası olarak Alman kültürünün doğal biçimde yaşandığını görüyoruz. Aynı durum İspanya’daki Bask bölgesi için de geçerli. Basklılar, Bask olarak kendi kültürlerini yaşamak ve kendi dillerini konuşmak istiyorlar. Arnavutça’nın konuşulduğu ve Müslüman dininin Ortodoks Sırp sistemiyle çatıştığı Kosova’da da çatışmalar yaşandı. Sonunda askeri bir bölünme, şiddetli bir çatışma ve ayrılık meydana geldi. Bu bağlamda, Abdullah Öcalan’ın cezaevinden yaptığı ve silahlı mücadelenin artık hedef olamayacağını, Kürt kimliğine silah elde edilerek ulaşılamayacağını açıklaması son derece önemli bir gelişmedir. Çünkü bu süreçte bütün taraflar açısından çok büyük acılar yaşandı. Ancak bir barış süreci olmak zorunda.”

Kriminalizasyon bitmeli

Bodo Ramelow, Almanya’nın tutumunu ve demokratik deneyimini de örneklerle anlatıyor. Kürt kimliğinin Almanya’da kriminalize edilme tehlikesinin sürdüğüne dikkat çeken Ramelow, Almanya’da da bu konuda bir değişim yaşanması gerektiğini söylüyor:

“Abdullah Öcalan, Kürt kimliğini yaşamak isteyen insanlar açısından barış sürecinin çok önemli olduğunu açıkça ortaya koydu. Partimin eş genel başkanı (Die Linke) Jan van Aken, ilk silahların yakıldığı sırada oradaydı. Ben de Almanya’da bu barışçıl dönüşüm sürecinin ilerlemesine katkıda bulunmaya çalışıyorum. Bunun için Almanya’da Kürt yaşamını, kendi kimliğini ve kendi kültürünü ön plana çıkaran derneklerin ve kurumların artık PKK’nin terör örgütü olarak tanımlanması ve Avrupa terör listesinde bulunması üzerinden itham edilmemeniz gerekiyor. Çünkü Almanya’da Kürt kimliğiyle ilgili herhangi bir faaliyette bulunduğunuzda, terör örgütünün bir parçası olduğunuzdan şüphe edilmesi tehlikesi hâlâ mevcut. Oysa Türkiye’de uzun zaman önce silahların bırakılması süreci başladı ve Türk hükümeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisi, barışçıl bir dönüşüm sürecinin nasıl başlatılabileceğine ilişkin ilk adımları attı. Bu sürece Almanya’nın da eşlik etmesi son derece önemli olacaktır. Çünkü kendi kimliğini yaşayabilen insanların oluşturduğu çeşitlilikle güçlenen bir Türkiye vizyonunda büyük bir umut görüyorum.”

Almanya’nın azınlıkları

Ramelow, ayrıca Almanya’da kültürel çeşitliliğin nasıl korunduğunu da örneklerle anlatıyor:

“Bir örnek vermek istiyorum. Bugün Berlin’de, Almanya’nın başkentinde, Arami kökenli olarak doğmuş ve yaşayan çok sayıda insan var. Almanya Federal Cumhuriyeti genelinde de yüz binlerce Kürt yaşıyor ve çok güçlü bir Türk toplumu bulunuyor. Almanya’da bütün bunları bir arada yaşatıyoruz. Elbette Almanya’da bizim de yerli azınlıklarımız var. Frizler var, Sorblar var. Sorblar, iki federal eyalette yaşayan, Slav kökenli ve Slav dili konuşan bir halk. Yüzyıllardır bu bölgelerde güçlü bir şekilde varlıklarını sürdürüyorlar. Frizler, Sorblar, Sintiler ve Romanlar toplumumuzun bir parçası. Danimarkalı azınlığın ise Alman Federal Meclisi’nde temsilcisi bulunuyor. Yani mesele, kültürel çeşitliliğin kişinin kendi kimliğinin bir parçası olarak devlet yapısı içerisinde yaşanabilmesi; azınlıkların, hakların ve kültürel kimliklerin devlet içinde güvence altına alınmasıdır.”

Siyasetçiler bırakılmalı

Ramelow, Abdullah Öcalan’ın yaklaşımının kültürel çeşitliliğin korunması anlamına geldiğine vurgu yaparak şöyle diyor:

“Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu yaklaşımı ben böyle anlıyorum. Bu nedenle kendisinin cezaevinden çıkarılmasını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Türk hükümetinin aktif biçimde desteklemesi gereken bu sürecin bir parçası olmasını memnuniyetle karşılarım. Bu açıdan bakıldığında, cezaevinde bulunan çok sayıda Kürt belediye başkanının da artık serbest bırakılması gerekiyor. Çünkü seçilmiş belediye başkanlarının, kendi halklarının seçilmiş temsilcilerinin; ister Türkçe konuşsunlar ve Türk kültüründen gelsinler, ister Kürt kimliğine sahip olsunlar, ister Alevi, Arami, Êzidî ya da Ermeni olsunlar, bu şekilde ayrımcılığa uğraması kabul edilemez. Bütün bunlar Türkiye’deki kültürel çeşitliliğin parçalarıdır. Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu yaklaşım da burada önemli bir başlangıç noktasıdır. Diyor ki: Yol şiddetsiz olmalı. Yol, elinizde silahla yürümemeli.

Artık başkalarını tehdit etmek istemiyoruz. Ancak halkımızın ve toplumumuzun da artık tehdit altında olmamasını istiyoruz.

Artık ‘Kürtler yoktur, onlar dağ Türkleridir’ denilen anlayışın sona ermesi gerekiyor.”

Kürtlerin yok sayılması

Ramelow, 30 yıl önce Türkiye’ye yaptığı bir ziyarette Kürtlerin yok sayılmasını anlayamadığını şöyle anlatıyor:

“Yaklaşık 30 yıl önce Göreme Vadisi’nde ilk kez yürüyüş yaptığımda da bu anlayışla karşılaşmıştım. O zaman Kürtlerin neden var olmaması gerektiğini gerçekten anlayamıyordum. Çünkü o dönemde Almanya’da zaten Kürtlerle arkadaşlıklarım vardı. Sonraki yıllarda bu kadar çok insanın neden sürgüne gelmek zorunda kaldığını da anlayamadım. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin şimdi ilk adımları atmaya başlamasını benim açımdan büyük ve önemli bir gelişme olarak görüyorum. Ancak daha cesur adımlar atılmasını isterim. Almanya’nın da güçlü bir şekilde bu sürece katkı sunması gerekiyor. Çünkü bugün ihtiyaç duyulan cesaret; barış için cesaret, birlikte sivil bir yaşam için cesaret ancak Almanya’daki önyargıları ve önyargıya dayalı mekanizmaları gerçekten ortadan kaldırdığımızda ve bunlara son verdiğimizde mümkün olabilir. Bu açıdan baktığımda büyük bir umut görüyorum.”

Çeşitlilik güçlendirir

Ramelow, Türkiye’nin kimlikleri tanıması ve güvence altına almasının ülkeyi çok daha güçlü ve güzel bir ülke yapacağını belirterek şunları söylüyor:

“Bir gün Ankara’da, İstanbul’da ya da yeniden Göreme Vadisi’nde büyük bir masanın etrafında oturup birçok insanla, askeri açıdan içeride ve dışarıda silahlanan değil; güçlü bir Avrupa ortağı olan Türkiye’nin ne kadar güzel ve ne kadar güçlü olabileceği üzerine konuşmayı çok isterim. Çünkü Avrupa’nın kültürel kimliğinin şekillenmesinde Türkiye’nin de önemli bir yeri vardır. Ben bir Hristiyanım, mezhepsel anlamda Hristiyanım. Şunu söylüyorum: Tarsuslu Pavlus olmasaydı, Hristiyanlık hiçbir şekilde bir dünya dini haline gelemezdi. Pavlus’un izlerini takip ettiğinizde Türkiye’de, bugün Türkiye olarak bildiğimiz topraklar üzerinden Hristiyanlığın Avrupa’ya nasıl ulaştığını görebilirsiniz. Elbette Tarsus’taki kilise de bunun bir parçasıdır; Hristiyan bir kilise, Hristiyanlığın bir sembolüdür. Ama camiler de bunun bir parçasıdır. Alevilerin ibadethaneleri de bunun bir parçasıdır. Cizvitlerin dinlerini yaşama biçimi de bunun bir parçasıdır. Aramiler ise İsa Mesih’in konuştuğu dil olan bir dili konuşuyorlar. Benim için Türkiye, kültürel çeşitliliğin olduğu kadar dini çeşitliliğin de ülkesidir. Eğer Almanya’da ve Avrupa’da barışçıl bir İslam’ın var olmasını istiyorsanız, dini inancın her türlü barışçıl biçimde yaşanmasını kabul etmeniz gerekir. Ben, Türkiye’de insanların başları dik bir şekilde ‘Biz Kürtüz, biz Türküz, biz bu kimliğin bir parçasıyız ama kendi kimliğimizi de yaşamak istiyoruz’ diyebilecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorum. Abdullah Öcalan’ın yaklaşımını ben böyle anlıyorum. Ve bu yaklaşımı desteklemeliyiz.”

Barışçıl bir Kürdistan

Bodo Ramelow, Avrupa’da silahlanma ve Türkiye’nin sürece rağmen askeri tehdidi sürdürdüğünü belirterek şunlara dikkat çekiyor:

“Avrupa genelinde silahlanma ve yüksek düzeydeki askeri yığınak meselesi var. NATO müttefiki Türkiye’nin sınırında, Rojava’ya, Kobanê’ye ve Kürt öz savunma güçlerine karşı Türk ordusunun ilerleme ihtimalini endişe verici buluyorum. Bunun hakkında da konuşmamız gerekiyor. Çünkü komşu ülkeler Suriye ve Irak’ta da Türk toplulukları ve Kürt toplulukları bulunuyor.

Ve bir Türk ordusunun başka ülkelerin topraklarına müdahale etmesine izin verilmemeli. Dolayısıyla barış süreci, bütün bölgedeki insanlara, onların sahip olduğu çeşitlilik üzerinden yaklaşmayı gerektiriyor. Asıl mesele de şu: Barışçıl bir Ermenistan’ı, barışçıl bir Kürdistan’ı —bir devlet olarak değil, bir kimlik olarak— nasıl bir arada yaşatabiliriz? Bu nedenle komşu ülkelerin her birinde Kürt kimliğinin, o ülkelerin kendi kimliklerinin bir parçası olarak kabul edilmesinden söz ediyorum.

İşte çeşitlilik budur. Ve bu, Türkiye çevresindeki Kürtlerin yaşadığı bölgelerin Avrupa için güçlü ve barışçıl bir ilham kaynağı olacağı bir barış süreci büyük bir umut olacaktır.”

Öcalan’ı serbest bırakın

Bodo Ramelow, Abdullah Öcalan’ın süreç konusundaki belirleyici rolüne işaret ederek serbest bırakılması çağrısı yapıyor:

“Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve Türkiye’deki barış sürecinin bir parçası haline getirilmesi önemlidir. Türkiye’de kültürel çeşitliliğin yaşanabilmesi için güvenlik ve anayasal ilkeler güvence altına alınmalıdır. Ve Kürt kimliği, güçlü bir Türkiye’nin nihayetinde ne kadar çeşitli olabileceğinin ve ne kadar güçlü olabileceğinin ölçütü olacaktır. Bu nedenle söylüyorum: Lütfen Abdullah Öcalan’ı serbest bırakın ki bu sürecin bir parçası olabilsin. Ve onun uzattığı eli kabul ederek, ‘Türkiye’de barış için birlikte çalışalım’ diyerek değerlendirin.”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

15 Ağustos’tan Çerçeve Yasa’ya

Sonraki Haber

15 Ağustos atılımı birçok kentte kutlandı: Barış mücadelemizi büyüteceğiz

Sonraki Haber

15 Ağustos atılımı birçok kentte kutlandı: Barış mücadelemizi büyüteceğiz

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Zimbabve’de feribot alabora oldu: 68 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ağustos 2026

Amed’de hayatını kaybeden 7 kişi defnedildi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ağustos 2026

Adalet Peşinde Aileleri Platformu Semsûr Temsilciliği: 4 yıldır adalet sağlanmadı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ağustos 2026

15 Ağustos atılımı birçok kentte kutlandı: Barış mücadelemizi büyüteceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ağustos 2026

‘Kürt kimliğinin tanınması Türkiye’nin ölçütü olacak’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ağustos 2026

15 Ağustos’tan Çerçeve Yasa’ya

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır