Amedspor 1-Erokspor 1
Amedspor 2-Ümraniyespor 2
Amedspor 2-Bandırmaspor 2
Amedspor 1-Bodrumspor 1
Amedspor 3-Iğdırspor 3
Son beş maçıyla dört beraberlik ve bir mağlubiyet alarak “kötü final koşusuna” rağmen şampiyonluğa yükselmiş kaç takım vardır?
Amedspor şampiyonluğu sadece sahada kazanılmış bir başarının kutlaması mıydı, taraftarlar aslında neyi kutluyor?
Amedspor yerine şampiyonluğu Diyarbakırspor yakalasaydı acaba yine aynı kutlamalar olur muydu?
Amedspor’un şampiyonluğu hikâyesi içinde bir halk kendini nasıl buldu?
Amedspor’un kendi sahasında oynadığı maçlardan birine tanıklık etmeniz, bu kulübün o halk için neyi temsil ettiğini anlamanıza yeterli olabilir. Türkiye’de lig seviyesi ne olursa olsun taraftar kitlesi en kalabalık ve etkili takımlardan biri. İç saha maçlarında tribünler hıncahınç dolu; 70 yaşındaki Kürt anası da, hiç futboldan anlamayan biri de dört yaşındaki bir çocuk da o maçlara aynı coşkuyla katılarak, tezahüratlarda bulunuyor. Çocuklar için takımın “çocuklar ölmesin” sözü, saç örgüsü sembolünün temsilini oyuncularda bulması, kitlesiyle kurduğu bağı domine ediyor. Maça gitmek için stada doğru yol alsanız taraftarların Amedspor bayraklarıyla arabalarında “Mezin Apo”, Rojava marşlarıyla son seste araçlarıyla maça yetişmeye çalıştığını görürsünüz. Öyle ki bazen maça Karacağ’dan süslenmiş atlarıyla gelenleri bile görmeniz mümkün. Burada bir performans ilişkisinden öte bir ilişki var. Örneğin maç 21. dakikasına girdiği anda tüm tribünlerde sadece “Diren Diyarbakır” şarkısını tek bir ağızdan söylüyor. Yaratılan sembolik zaman koduyla bir tribün ritüeli oluşturularak kolektif bir irade anı ortaya konuluyor. Maç için karşı tribünlerden biri “Kîne em” diye slogan atarken, diğer tribün “Kurdin em” diye muhteşem bir uyumla karşılık veriyor. Bu maçlar boyunca sahada sürekli çalınan Kürtçe parçalarla duygu, aidiyet ve kimlik üretimi sağlanıyor. Oradaki kitle maçın izleyicisi olmaktan çıkarak oyunun bir parçası haline geliyor ve kolektif bir kimlik aidiyeti oluşturuyor. Dinlenilen ve senkronize şekilde söylenen Kürtçe şarkılar, marşlar aslında yok sayılan bir halkın kendini görünür kılma alanı ve eylemi haline geliyor. Amedspor maçı olarak kendi sahasında oynadığı bu maçlar sadece Amedlilerin taraftar olduğu maçlar değil, Kürtlerin her şehirden ve mekândan taraftarlık sağladığı maçlar.
Amedspor sadece bir takım olmaktan çıkıp Kürt halkının kimliğini temsil eden sembolik bir kimlik haline gelmekte. Bu nedenle ortaya çıkarttığı ruhun oyunculara da yansıması gerekiyor. Amedsporlu oyuncuların kimlik aidiyetini ve o halkın çeperlerinde oluşturduğu ruhu iyi hissederek oynaması sürekli başarı kazanmasının da kaynağı haline gelir. Nitekim son maçta viral olan bir görüntü bunu anlatmaya yetiyor; bir Kürt anası Amedspor ilk 10 dakikada gol yiyince elinde Amedspor bayrağıyla maçı terk edip, yaşadığı kırgınlığı ve öfkeyi Kürtçe yansıtıyor. Benzer manzaraları son beş maçta galibiyet yaşamadığı için öfkelenen taraftar kitlenin “bu halk bunu hak etmiyor” sitem ve eleştirilerinde de görüyoruz. Deplasmanda oynayan takımların da Amedspor maçlarında yaşadığı duygu da Türklük ve Kürtlük aidiyeti etrafında örülüyor; taraftar “Kîne em! Kurdin em!” sloganlarını attığı zaman ortaya çıkan Kürt aidiyeti karşısında büyük bir baskı altına girmemesi mümkün olamıyor. Bundandır ki Amedsporlu oyuncuların taraftar kitlesinin kendisiyle yarattığı “Kürt aidiyeti, direnişi ve halkın takımı” tanımlı ruh ve kimliğe odaklanması önemli olmakta. Oyunculuk iş, kariyer ve paraya indirgenirse orada futbol endüstrisine payende olmuş bir takım ortaya çıkar. Kulüp ticarileşir, taraftar müşteri haline gelir, oyuncu da bir meta haline gelerek taşıdığı anlama yabancılaşır. Süper lig’e çıkacak bir takım için de en büyük tehlike bu olmaktadır.
Amedspor taşıdığı anlama yabancılaşmamak için kutlamalar esnasında ortaya çıkan tabloyu iyi okumalıdır. Kürtler yaşadıkları her yerden sokaklara çıktılar. Kürt aidiyeti yerel ve bölgesel düzeyde yapılan kutlamalarla coşkulu bir şekilde kendini dışa vurdu. Adeta sosyolojik ve politik gurur patlaması yaşandı. Yüzyıldır bastırılan ve inkar edilen Kürt kimliğinin artık kazanılmış olduğunun kolektif enerjiyle dışa vurumu sağlandı. 52 yıllık Kürt özgürlük mücadelesinin kazandığı Kürt kimliği Rojava eylemlerinde öfkeyle, Newroz’da politik irade beyanıyla, Amedspor maçında da duygusal bir coşkunlukla kendini dışa vurdu. Ellerinde bayraklarla sadece Kürdistan’da değil Türkiye’nin birçok ilinde Kürtler sokağa çıktı, konvoylar oluşturdu. Adeta Kürtlüğünden sarhoş olmuş bir coşkunluk hali vardı meydanlarda. 15 Şubat 1999 komplo süreciyle beraber ulusal yas sürecini yaşayan politik Kürdün ilk defa bu yastan ulusal kıvanç başarısıyla çıkmaya başladığına şahitlik ettik. Kıvançta ve acıda dört parça Kürdistan’da ve yaşadıkları her ülkede bir araya gelmeyi başarması o halkın ulusal bilinç için gerekli olan duygu birlikteliğini de ortaya koyar.
O kutlamalarla açığa çıkan bir başarma hissi varsa sebebini o günün kazanılmış şampiyonluğuyla sınırlamamak gerekiyor. Tarihsel arka planını en iyi yansıtan anekdot tüm halk röportajlarına yansıyan şu cümle oldu; “Bize göre ‘Amed’ diye bir yer yoktur, ‘Amedspor’ diye bir kulüpten de bahsedilemeyecektir” diyenler görsün, “Amedspor vardır!” Nitekim bu sözün sahibi de kutlamalar esnasında kulüp başkanına yazılı bir tebrik göndererek; olumlu, başarıyı tebrik eden bir dil kullanarak var olduğumuzu kabul etmiştir.
Bu kutlamaların Türkiye ayağına şahitlik ettiğimizde karşımıza çıkan gerçek şu oldu; savaş nedeniyle Mersin’e, Adana’ya, İstanbul’a, İzmir’e göç etmek zorunda kalan yoksul Kürt bugün şehirlerde büyük bir siyasi ve aynı zamanda ekonomik güç haline gelmiştir. Birçok ekonomik alanda ya işçi olarak ya da işveren, sermaye sahibi olarak bulundukları alanlarda etkin olmuşlardır. Her yerde sokaklarda kutlamalara katılanların sınıf, yaşam tarzı ve seküler- dindar ekseninde geniş bir yelpazede mobilize olduğunu görmek Kürtler için yeni bir sürecin alametini de işaret etmektedir. Kürt halkı kimlik temelli aidiyet duygusuyla alanlarda tüm renkliliğiyle bir olmuştur. Kültürel olarak farklı yaşam tarzlarına sahip Kürtler ortak duyguda buluşarak heterojen yapıları homojen buluşma alanlarında ortaklaştırmıştır. Amedspor’un şampiyonluğu Kürt ulusal kimliğinin modern, çoğulcu ve kapsayıcı bir versiyonunu sokaklara taşımasına vesile olmuştur. Bu politik vitrin Türkiye siyasetinde demokratik entegrasyonunda şayet bu sağlanamazsa aksi olasılıkların da bir moment olarak devreye girdiğini gösteren tarihsel bir olay olmaktadır.
Kürtler Amedspor maçıyla beraber kendi varlıklarının kazanıldığını da ilan etmiş oldu. İnkar edilen, sahalarda yok sayılan ve terörist ilan edilerek halkının kaderini yaşayan bir takım bu başarıyla berber artık bir halkla beraber varız deme duygusunu kolektif olarak yaşamıştır. Kürtler varlığının statü kazanacağı ve kendi varlığını inşa ederek özgürlüğünü kazanacağı bu dönemle beraber Amedspor da her alanda toplumu bir araya getirecek ve gençliği kurumsal yapısıyla kendine katacak bir alt yapı gücüyle kendini yapılandırarak, bir halkı her alanda temsil edecek güce kavuştuğu taktirde başarısını süreklileştirecektir. Bu kazanıldıkça zamanın “seni de seni seveni de severiz” sloganı Amedspor’un da her dönem sloganı haline gelecektir…









