• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
12 Temmuz 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Masa denklemini anlamak

12 Temmuz 2026 Pazar - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Ergin Atabey İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden sürece dair gazetemiz için bir yazı kaleme aldı:

  • Kürtler fiziki ve kültürel soykırıma uğramış. Mezara gömülmüş, üzeri betonlaşmış ve darağacında son sözlerini söylemiştir. Rêber Apo mezardan çıkartmıştır; masaya getirmiştir, ama ip hâlâ sallanmaktadır. Rêber Apo’nun kırdığı bu travmatik ve paradoksal durumdur
  • Rêber Apo geliştirdiği hamleyle meseleyi masa denklemindeki mücadeleye çekti. Bu tarihi bir hamledir. Anlaşılmayan bu masa denklemi mücadelesidir. Oysa masa denkleminde çelişkiler en üst düzeyde yoğunlaşıyor. Tek rauntluk değildir. Hep yeni raunta hazırlanma söz konusudur
  • Israrla Kürtleri savaş içinde tutmak istemektedir. Psikolojik savaşla Kürtler tahrik ediliyor. Bu tahrike kapılıp ‘olmuyor’ demek tuzağa düşmektir. Rêber Apo’nun stratejik kişiliğiyle yaptığı bu tuzağa düşmemektir. İnşa ettiği Kürt aklıyla mücadeleyi devlet içine taşıran hamleleri geliştirmektir

Ergin Atabey

Devletin geliştirilmesinden itibaren tarih boyunca devlet ile toplum ilişkisi ve özelde de sosyalist devrimcilerle ilişkisi ve çelişki hep çatışmalı düzeyde olmuştur. Devlet özünde bir şiddet organizasyonudur. Geliştirildiği andan itibaren toplumla ilişkisi şiddet temeli olmuştur. Zaten bu nedenle kapitalist modernite döneminin devlet felsefecileri şiddet tekelinin devlete ait olduğunun hukuki altyapısını oluşturmuşlar. Günümüze kadar devlet toplum ve devlet, sosyalist devrimcilerin ilişkisi ve çelişkisi şiddet, çatışma, isyan döngüsünü aşamamıştır.

Temel çelişki

Bu ilişki ve çelişki nedeniyle sosyalist devlet-devrim sorununu temel öncelikli sorun olarak belirlemişlerdir. Özünde sorunun böyle belirlenmesi doğrudur. Ancak mesele sorunun çözüm yönteminde düğümlenmiştir. Egemenler doğası gereği şiddet tekeli olarak devleti toplumun üzerine sürerek toplumu süreklileşen bir baskı altında sindirirken, devrimciler de isyan ile devlet şiddetine cevap vermiştir. Sadece bu da değil; özellikle devrimciler egemenlerin şiddet tekeline son vermeye çalışırken, egemenleri yok etmek için ezilenler adına şiddet tekelini kurup aynı kısır döngüye yol açmıştır. Rêber Apo buna “Yıkarken kötü devlet, kurarken iyi devlet” dedi.

Dönemi doğru anlamak

Gerek egemenlerin şiddet tekeli olarak devleti toplum üzerine sürmesinden gerekse de devrimcilerin bu devlet sorununu doğru yöntemle çözemeyip yeni türden şiddet tekelini kurarak özünde devlet-toplum ilişkisini ve çelişkisini doğru çözememeleri sonucu oluşan sorunsalı çözümleyen Rêber Apo yeni bir yaklaşım geliştirmiştir. Son 25 yıllık zihinsel, paradigmasal, politik, ideolojik ve örgütsel yönelimi, son bir yıllık süreçte daha olgunlaşarak somutluk kazanmıştır. Son bir buçuk yıldır başlayan bu süreç ciddi şekilde olumlu ve olumsuz olarak tartışılıyor. Bu işin doğası gereği doğaldır. Fakat tartışmaların doğru zeminde ve ne yapılmak isteniyor konusunda yetersizlikleri taşıması nedeniyle devlet, Kürt halkı ve genel olarak toplum ilişkisi ve çelişkisinin geleneksel sosyalist devrimcilikten farklı olarak nasıl çözülmek istendiği ve yeni düzlemde nasıl biçim aldığı tam anlaşılmıyor. Bu nedenle Kürtler açısından bir kafa karışıklığının olduğu anlaşılmaktadır. Her şeyden önce koşullar ne olursa olsun Rêber Apo özgür irade ile ilişki kurar, diyalog geliştirir. Özgür iradeyi asla baskı altında tutmaz. Koşullar esaret olsa da özgürce tartışır, konuşur. 20 yıllık Ortadoğu sahasında, 27 yıllık İmralı’da özgür iradeyi hep korumuştur.

Özgür irade esastır

“Özgür İrade” derken Rêber Apo’nun oluşturduğu ilkeler bütünlüğünü kastediyoruz. Yaşanan sürecin başladığı koşullar düşünüldüğünde; Rêber Apo tarafından yapılan çağrıya karşı ciddi şüpheler oluşmuştu. Özellikle Kürtlerin ortaklaştığı temel nokta yapılan çağrının özel savaş rejiminin psikolojik savaşının bir parçası olduğuydu. Böylesi bir yaklaşım tümden gözardı edilemez. Ancak Rêber Apo’nun farkı tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Önderlik Kürtlerin devletle travmatik, paradoksal ilişkisini aşmıştır. Kürtler fiziki ve kültürel soykırıma uğramış. İsyan etmiş, yenilmiştir. Mezara gömülmüş, üzeri betonlaşmış ve darağacında son sözlerini söylemiştir. Bir kısmı yine direnmiş, bir kısmı da Judenrat olmuştur. Hâlâ da soykırım kıskacındadır. Rêber Apo mezardan çıkartmıştır, ama hâlâ mezarlıktadır; İngiliz sicimini koparmıştır, masaya getirmiştir, ama ip hâlâ sallanmaktadır. Tüm bu gerçeklikler Kürtlerde devletle ilişkide travma ve paradoksa yol açmıştır. Bu nedenle özgür irade ile ilişki kuramamaktadır. Tüm bu nedenler anlaşılırdır. Fakat sonsuza dek travmatik ve paradoksal yaşanmaz ki. İşte Rêber Apo’nun kırdığı ve aştığı bu travmatik ve paradoksal durumdur.

Kısır döngüyü aşmak

Burada şu husus önem kazanmaktadır. Özel savaşın psikolojik savaş oyunu olsa da önemli ve değerli olan Rêber Apo’nun çözüm ilkesi ile cevap vermesidir, hazırlıklı olmasıdır. Bu bir mücadele olduğuna göre mücadele faz değiştiriliyorsa ona göre cevabın olması gerekiyor. Diğeri savaş lobisinin sürgit tuzağında kalmaktır. Norm dışı veya savaş lobisi şöyle bir oyun kurmuş: Meseleyi güvenme-güvenmeme, kabul etme ve reddetme denklemine sıkıştırmıştır. Bu denklem içinde kalındığı sürece onların oyun sahasında tuzağa düşürülmüş olur ve kışır döngü devam eder. Dikkat edilirse son 30 yıllık süreç hep böyle geçmiştir. Rêber Apo’nun yaptığı bu denklemi kırmaktır. Mesele güvenme-güvenmeme, kabul edip reddetme meselesi değildir. Bilinmelidir bu denklem tuzaktır. Mesele Kürt varlığını demokratik cumhuriyet ve demokratik entegrasyona dayalı demokratik toplum/ulus temelinde özgürlüğünün sağlanmasıdır.

Paradoksu aşmak

Rêber Apo geliştirdiği hamleyle meseleyi norm dışının denkleminden çıkartıp masa denklemindeki mücadeleye çekti. Kim ne derse desin bu tarihi bir kırılma ve hamledir. Anlaşılması gereken norm dışının denkleminin kırılması ve masa denklemindeki mücadeledir. Anlaşılmayan bu masa denklemi mücadelesidir. Mücadelenin masa denkleminde yürütülmesi yine özgür ve özgür irade ile mücadelenin devam edeceğidir. Devletle ilişki ve çelişkinin travmatik ve paradoksal düzlemden çıkartılıp ideolojik-politik mücadele ilişki ve çelişki denklemi düzlemine alınmasıdır. Dikkat edilirse bu düzlemde ilişki ve çelişki karakteri yeni biçime çekilmek istenmektedir. Bu düzlemde demokratik toplum/ulusun tüm boyutlarıyla mücadelesi ve inşası devam edecektir.

Beklemek kaybettirir

Bu düzlemde en kötüsü ve kaybettirecek olan beklentili olmaktır. Masa denkleminde devrimci dirilik önemlidir. Rêber Apo’nun masa denkleminde daha da canlandırdığı devrimci ruh ve diriliktir. Onun asla çiğnenmemesi için nefes nefese mücadele etmektir. Bunun doğru anlaşılmaması durumunda asıl o zaman kaybedilir. Esas olarak engel bu masa denkleminin mücadelesini, ilişki ve çelişkisini anlamamaktır. Masa denklemi bir ilişkidir, ama kendine göre çelişkisi de vardır. Sanki masa denklemi çelişkiyi ortadan kaldırıyormuş bir anlamı tarzı olduğu için karşı gücün kendi mantık sistematiğinde yaptığına karşı tepkilenmeler oluyor. Sanki mesele doğruları dayatmakla bitiyormuş gibi doğrular dillendiriliyor. Oysa masa denkleminde çelişkiler en üst düzeyde yoğunlaşıyor. Çünkü çözüme çekilmek isteniyor. Tek rauntluk değildir. Hep yeni raunta hazırlanma söz konusudur.

Masa denklemi

Karşı güç köşeye sıkıştırıp tek darbe ile devirmek de isteyebilir. Önemli olan doğru cevap vermektir. Masa denklemi kolay sanılıyor. Masa denklemine gelene kadar nasıl ki mezarı çatlatmak, İngiliz sicimini kesmek zorlu geçtiyse, mezarlıktan çıkmak ve dar ağacını tamamen ortadan kaldırmak da o kadar zorlu geçecektir. Zaten son bir buçuk yıllık süreç bunu yeterince kanıtlamıştır. Bu noktada özellikle inşacılar inkarcı zihniyetin ne olduğuna dair doğruları ve tespitleri dillendirip “olmuyor” demekle sorumluluk yerine getirilmiş olmuyor. Gerekli olan masa denklemine göre mücadeledir. Bu denkleme göre inşacı olmamak, asıl o zaman psikolojik savaşın oyun tuzağına düşülmüş olur. “Madem masa denklemi var, neden çözüm olmuyor, psikolojik savaş oyunları devam ediyor” demek, özünde varlığın özgürlük mücadelesini anlamamaktır. Bilinmelidir ki Kürtler üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. Bu oyunların odağında inkarcı zihniyetin Kürtleri tamamen çökertmesi yatıyor. Masa denklemi her şeyin çözüldüğü anlamına gelmiyor. Öte yandan demokratik cumhuriyet ve demokratik entegrasyon çözümü gelişse de komün ve devlet ilişkisi ve çelişkisi sürecektir.

Marks ve Engels’in çizgisi

Masa denklemi bir de bu yönüyle anlaşılmaya muhtaçtır. Rêber Apo devletle ilişki ve çelişkiyi yeni düzleme taşırmaya çalışırken özellikle devlet içerisinde mücadele çizgisini de geliştirmektedir. Bu çizgi özelde Kürtler genelde sosyalistler ve tüm devlet dışı toplum kesimleri için yenidir. Devlet şiddetini ve devleti yıkacak türden yeni devlet şiddet tekelini aşmaktadır. Aslında geçmişte Engels ve Marks’ın bir dönem savunup ama gerçekleştiremediği bir çizgidir. Engels, eğer imkan varsa barış mücadelesi temelinde sorunların çözülebileceğini belirtirken, Marks imkanları açığa çıktığında hukuki mücadelenin verilebileceğini ifade etmiştir. Rêber Apo’nun farkı teorik ve pratik olarak bu çizgiyi ete-kemiğe büründürmesidir. Sınıfa karşı sınıf (sınıf gerçekliğini tamamen inkar etmemekle birlikte) mücadelesini ve teorisini aşıp komün-devlet çelişkisini, ilişkisi ve mücadelesini tam da bu noktada ortaya koymuştur. Bir tarafta norm devleti esas alıp norm dışını etkisizleştirmeye çalışırken, öte yandan da komün-devlet ilişkisi ve çelişkisi temelinde mücadeleyi esas almaktadır. Dikkat edilirse bu çizgide ileri bir hamle var. Bu hamlenin özü mücadeleyi devlet içine taşımasıdır. Devlet içi mücadele sosyalistlerin ihmal ettiği bir mücadeledir. Devlet sınıfa karşı sınıf anlayışıyla homojen, tek devlet olarak görüldüğü için mücadele hep devlet dışını esas almıştır.

Kürt aklı ne yapmalı?

Oysa homojen devlet yoktur. Toplumsal gerçeklik devlete yansır. Bu da devlet içindeki kümelenmelere yol açar. Bu gerçekliği görmeyip mücadeleyi devlet içine taşımamak, özünde savaş lobisinin tuzağına düşmek olur. Dikkat edilirse, norm dışı/savaş lobisi devletin asıl sahibinin kendisi olduğunu iddia edip öyle savaşı geliştiriyor. Oysa durum tersidir. Bu gerçekliği görmemek sürgit savaş lobisinin istediği düzlemde kalmaktır. Zaten savaş lobisi bunu istemektedir. Israrla Kürtleri savaş içinde tutmak istemektedir. Bunun için her şey yapılıyor, psikolojik savaşla Kürtler tahrik ediliyor. Bu tahrike kapılıp “olmuyor” demek kurulan tuzağa düşmektir. Rêber Apo’nun stratejik kişiliğiyle yaptığı bu tuzağa düşmemektir. İnşa ettiği Kürt aklıyla mücadeleyi devlet içine taşıyan hamleleri geliştirmektir.

Bu açıdan masa denkleminde devletle ilişki ve çelişki düzlemi büyük bir fırsat ve imkandır. Bilinmelidir ki bu düzleme kendiliğinden ve birilerinin icazetiyle geçilmemiştir. Yarım yüzyıllık bir tarihi direnç gerçekliği vardır. Kimse getirip sunmamıştır. Başkalarının bu düzlemi anlamama lüksü olabilir. Ama bu düzlemin oluşmasında ve ona geçilmesinde emeği, bedeli olanın anlamama lüksü yoktur.

Masa denklemi bu açıdan önemlidir. Elbette masa denkleminde yem olmamak da işin diğer yönüdür. Bunun için komün-devlet ilişkisinin ve çelişkisinin anlaşılması ve yaratıcı-politika geliştirilmelidir. Kürdün özgür varlık olarak yaşaması buna bağlıdır. Bu açıdan ilişki-çelişki ve mücadele diyalektikliğinin bütünlüğünü anlamak önem kazanıyor. Sadece ilişkiye, sadece çelişkiye veya sadece mücadeleye odaklanmak tek yönlülük olur. Üçü iç içedir. Eğer inşacı bu diyalektiği zihniyet, kişilik, yaşam ve pratik haline getirirse sorumluluğunu yerine getirmiş olur.

*İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürt sinemasında yeni dönem: Çalıştaydan inisiyatife

Sonraki Haber

 Tayland’da restoranda yangın: En az 27 kişi yaşamını yitirdi

Sonraki Haber

 Tayland'da restoranda yangın: En az 27 kişi yaşamını yitirdi

SON HABERLER

 Tayland’da restoranda yangın: En az 27 kişi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Masa denklemini anlamak

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Kürt sinemasında yeni dönem: Çalıştaydan inisiyatife

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

İktidar tarihi bir vebal altında kalır

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Bazı kahramanlar pek zarif olur

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

ABD’den uzaydan güneş ışığı yansıtacak dev ayna projesine test izni

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Amedspor taraftar grubu Barikat Adana’dan uyuşturucuya karşı farkındalık çalışması

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır