30 yıl sonra tahliye olan Murat Arslan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin amacına ulaşması halinde Ortadoğu’da büyük değişimlerin olacağını belirterek, ‘Önderliği ve partiyi karalamak, süreci sabote etmek isteyen o kirlenmiş çevrelere asla fırsat vermeyeceğiz’ dedi
1992 yılında gözaltına alındıktan sonra devletin birlik ve bütünlüğünü bozduğu iddiasıyla tutuklanan Murat Arslan’a ağırlaştırılmış hapis cezası verildi. 18 yıl Erzurum Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Murat Arslan ardından Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi. Cezasının 2,5 yılını Erzincan’da, bir bölümünü de Patnos’ta tamamlayan Murat Arslan son olarak Dumlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kaldı. Murat Arslan, buradan tahliye edilerek 52 yaşında özgürlüğüne kavuştu.
Murat Arslan, cezaevi sürecini ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair MA’ya konuştu.
‘Hapishanedeki gelişimimizi halkımızın ve devrimimizin hizmetine sunmak istiyoruz’
Murat Arslan, cezaevi sürecinin kendisi için bir kırılma ve inşa dönemi olduğunu belirtti. Uzun yılların insan üzerinde bilinç, perspektif ve kişilik değişimi yarattığını ifade ederek şunları söyledi:
“Biz hiçbir zaman özümüzden taviz vermedik. İnsanların içinde de zamanla bazı değişimler yaşandı; ancak onur yönünden hiçbir zaman taviz vermedik ve dışarıya kendi onurumuzla çıktık. Cezaevini kullanmayı bildiğiniz takdirde orası gerçekten de bir akademidir; zihniyet, feraset, düşünce ve kişilik olarak kendinizi geliştirmenize olanak tanır. Lakin paradigmaya, Önderliğe ve kendini disipline etmeye dayalı bir bilinç oluşmazsa cezaevi süreci oldukça zorlaşır; insan ister istemez birçok sorgulamayla karşıya kalır. Biz önderlik paradigmasının birer neferi ve çözümü olmak istedik, kendimizi onurlu bir gelişime adadık ve az çok bazı şeyleri hayatımıza geçirdik. Bugün de bunları pratikte uygulamak, halkımızın ve devrimimizin hizmetine sunmak istiyoruz.”
Murat Arslan, 30 yılın ardından dışarıdaki büyük gelişmeleri şöyle anlattı:
“Şunu söyleyebilirim ki, bu 30 yıl içinde en dikkat çekici değişim bilim ve teknik alanında yaşandı. Elbette kapitalist sistem, bunu kendi çıkarlarına göre şekillendirmek ve toplumu öz değerlerinden tamamen uzaklaştırmak istemektedir. Aidiyeti, paylaşımı, özgürlüğü, hakkını aramayı ve kendini sorgulamayı toplumdan koparmak istediler, böylece bencilliği ve bencil bir toplumu hâkim kılmaya çalıştılar.”
Barış Ve Demokratik Toplum Süreci
Murat Arslan, Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ortadoğu halkı binlerce yıldır kültür, dil ve ilişkiler bakımından her zaman ortaklıklara sahip olmuştur. Avrupa nasıl ki mezhep savaşlarının ardından savaşla bir yere varılamayacağını anladıysa, Ortadoğu da bilinç, zihniyet ve düşünce yönünden kendini dönüştürerek bir birlik oluşturabilir. Mevcut devletler zamanla kendilerini dönüştürebilir ve demokrasiyle aydınlanabilirler. Bu da doğrudan halkların iradesiyle, Ortadoğu’da sosyal demokrat ve demokratik karakterli yönetimlerin kurulmasıyla mümkündür. Önderlik bu çağrıyı bunun için başlatmıştır.”
Süreç çalışmalarına aktif katılım çağrısı
Murat Arslan, süreci sabote etmeye çalışan çevrelere dair şu sözleri söyledi:
“Ancak bazı çevrelerin internet sitelerinde ve mecralarda Önderliğimizi, partimizi ve bu süreci karalamak istediğini görüyoruz. ‘Neymiş efendim, PKK kendini tasfiye etmiş, PKK silah bırakmış!’ diyerek kara propaganda yapıyorlar. Biz o çevrelere şunu söylüyoruz: PKK’nin ilk çıktığı günden beri binlerce şehidi vardır. Bugün başlayan süreç çok farklı bir aşamadır. Türk devleti 45 yıl sonra tarihindeki isyancılarla veya sorunların aktörleriyle ilk defa masada müzakere etmektedir. Sayın Öcalan’ın ‘Kürt sorununu darağacından masaya getirdim’ söylemi somut bir gerçektir. Bu yüzden Önderliği ve partiyi karalamak, süreci sabote etmek isteyen o kirlenmiş çevrelere asla fırsat vermeyeceğiz. Herkes elini taşın altına koymalı, çalışmalara aktif olarak katılmalıdır.”
Gençler mücadeleye
Murat Arslan, gençlere bu süreçte önemli bir rol düştüğünü söyleyerek şu sözleri dile getirdi:
“Özellikle Kürt gençleri metropollere veya Avrupa’ya göç etmek yerine kendi topraklarında, ülkelerinde kalmalı ve bu mücadelenin içinde yer almalıdırlar. Gençlerin enerjisi ve gücü bu harekete ve halkımıza zaferi getirecektir. Ben tutuklandığımda 22 yaşındaydım, 52 yaşındayken ise tahliye olup dışarı çıktım. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki Önderliğin ödediği bu bedel, ortaya koyduğu emek ve devrim hareketinin şehitlerinin yanında bizim çektiklerimiz hiçbir şeydir, adeta okyanusta bir su damlası gibidir.”
AGIRÎ








