Çocuklarının Besta’daki mezarlarını 9 yıl sonra ziyaret eden anneler, yıkılmış ve kırılmış mezar taşlarının arasında saatlerce çocuklarının isimlerini aradı. Anneler, mezarların yeniden inşa edilmesini talep ederek, benzer acıların yaşanmaması için Kürtlerin barış taleplerinin karşılanmasını istedi
Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için farklı bölgelerde mezarlıklar inşa edildi. Türk devleti ise inşa edilen mezarlıkları 2015 yılından itibaren yıkmaya başladı. Mezar taşları parçalanırken, mezarlar iş makinaları ile yıktırıldı.
Farklı şehirlerden 3 aile, Şirnex’in Besta Bölgesi’nde bulunan Goristana Şehîd Rojat û Şehîd Zelal’i (Şehid Rojat ve Şehid Zelal Mezarlığı) 9 yıl aradan sonra ilk kez ziyaret etti. HPG ve YJA-STAR’lılara ait mezarların bulunduğu alan, 2017 yılında gerçekleştirilen hava saldırısının ardından tahrip edilmiş ve bölge “askeri güvenlik bölgesi” ilan edilerek girişlere yasaklanmıştı.
9 yılın ardından 7 Mayıs 2009’da Besta’da yaşamını yitiren Niyazi Akın’ın (Şervan Sasun) annesi Neslihan Akın İstanbul’dan, Abdurğani Yanar’ın (Celal Çeli) annesi Emine Özkan Gever’den ve Abdurahman Erkan’ın (Koçero Kurdo) annesi Sultan Erkan ise İzmir’den Besta’ya geldi.
‘Şehitlerimizin mezarlarını yeniden yapsınlar’
Sultan Erkan, mezarlığı daha önce ziyaret ettiğinde her yerin yapılı olduğunu, mezarlığın ağaçlar ve çiçeklerle donanmış olduğunu, şimdi ise oğlunun mezar taşını uzun süre aradıktan sonra ancak bulabildiğini söyledi. Sultan Erkan, mezarlığın durumuyla ilgili şunları söyledi:
“Sadece Koçero değil, bu mezarlıktaki herkes bizim evladımızdır. Devletin bizim çocuklarımızın mezarlarını yıkmaya ne hakkı vardı? Bütün isimleri aradık, isimler birbirine karışmış. Artık kimsenin çocuğu ölmesin. Artık şehit haberi duymayalım. Şehitlerimizin mezarlarını yeniden yapsınlar. Çocuklarımızın ziyaretine korkusuzca, şüphesizce gelelim.”
‘Hakkımızı helal etmiyoruz’
Sultan Erkan, çocuklarının mezarlarını ziyaret etme hasretiyle buraya geldiklerini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:
“İzmir’den kalkıp bir avuç soğuk toprak için buraya geldik. Bir avuç soğuk toprağa hasrettik. Onu görsek bize yeterdi. İnanıp geldik, mezarlığımızı bu halde bulduk; devlet hepsini yıkmış. Allah hakkımızı yerde bırakmasın. Hakkımızı helal etmiyoruz. Buraya gelen ailelerle çocuklarımız birlikte şehit düştüğünde birbirimizi tanıdık ve bugüne kadar geldik. Onlar benim canımdan bir parça oldu. Aile dedikleri böyledir. Çünkü kanımız bu Kürdistan topraklarında birlikte döküldü. Çünkü amacımız ve düşüncemiz birdi. Biz sadece dilimizi, kimliğimizi istedik; devletten başka bir şey istemedik.”
‘Önderliğimiz özgürleşse biz de özgürleşeceğiz’
Emine Özkan, annelerin nasıl bir barış istediğine dair şu sözleri söyledi:
“Bütün Kürtleri kapsayacak bir barış istiyorum. Yıktıkları, yaktıkları köyleri inşa etmek zorundalar. Gidip toprağımızda yaşayalım. Bize bu kadar zulüm yapıldı, köyümüz evlerimiz yıkıldı. 30-40 yıldır köyümüzü göremiyoruz. Bu barış sürecinde Önderliğimiz özgürleşse biz de özgürleşeceğiz. Buradaki şehitler de o zaman özgürleşecek. Biz ne askerin, ne polisin, ne de gerillanın ölmesini istemiyoruz. Bizim canımız nasıl yandıysa, bir polisin veya başkasının annesinin canı da öyle yanar. Bütün analar aynıdır.”
‘Bize ait olanı versinler’
İki çocuğunu Kürt özgürlük mücadelesinde yitirdiğini belirten Neslihan Akın, “Biz yine de anneler olarak ‘Barış, barış, barış’ diyoruz. Hakkımızı versinler. Öyle bir barış istiyoruz ki bize ait olanı versinler, hakkımızı versinler” şeklinde konuştu.
Kaynak: MA









