Havalar sıcak mı sıcak… Haziran bu yıl her zamankinden daha zalim geçti. Asfalt eriyor, caddelerde buğu yükseliyor, bedenler bir damla serinlik arıyor.
Sıcağa katlanmak zor; ama daha beteri var. Şiddetli bir “hazırlık dalgası” sadece başkenti değil ülkeyi sarsarak sürüyor. 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da, Saray’da NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ev sahipliği var.
Savaş örgütü NATO’ya halı seriliyor. Ankara’da yollara, mahallelere, bulvarlara, meydanlara, Esenboğa’ya, o yetmedi Trump’a özel yeni havaalanına kadar her yere hummalı bir çalışma yayılıyor. Kaldırımlar sökülüyor, yollar yenileniyor, duvarlar boyanıyor, çiçekler dikiliyor. Kırk yıllık gecekondular perdeleniyor. Daha şimdiden NATO toplantısı için 12 milyar lira harcadılar.
Parklar, bahçeler, meydanlar halka kapalı
Belediye ile iktidar bu defa gerçekten el ele vermiş görünüyor. “Eskiden ‘izin vermiyoruz’ denilen işler şimdi gece gündüz el birliğiyle yapılıyor…” Tam bir seferberlik hali… Macron’un sabah koşusu için yollar, parklar, bahçeler halka kapalı tutuluyor. Trump için yollara zemzem suyu dökülmediği kaldı!
NATO ve Trump uğruna
İnsanların boğulduğu bu bunaltıcı havada, devlet bütün enerjisini zirveye ve ziyarete yönelterek, halkı adeta nefessiz bırakıyor. Açlık sınırının altındaki asgari ücrette zerre artış yokken, emekli ölüme mahkum edilmiş durumdayken NATO’ya GSYİH’nın yüzde 5’inin ayrılması alkışlanacak. Silah siparişleri için yeni listeler var.
Erdoğan’a yeni bir nefes getirmesi bekleniyor… Yeni roller peşindeler. İç Anadolu adeta yasaklarla kuşatma altındaysa, yüzbinlerce polis, asker, devlet gücü ve olanağı, dünyanın savaş ve şiddetle donatılması hesabı içindeki NATO üyesi liderler için seferberlik halindeyse boşuna olmasa gerek.
Trump müjdeler verebilirmiş…
“Savunma harcamaları”, savaş sanayi üretimi ve Ukrayna desteği, İran, Hürmüz, enerji kaynakları… On milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları ve yeni pazarlıklar bekleniyor. Türkiye “savunma sanayii” için yeni kapılar aralanabilirmiş… Hayat pahalılığı, vergiler, enflasyon altında inleyen halka yok ama savaş aygıtlarına, NATO’ya paralar su gibi harcanıyor. Savaş baronları ihya ediliyor. KAAN’a motor, F-35 konusu, CAATSA yaptırımları ve Halkbank, diğer sorunlar için Trump’tan medet umuluyor, müjdeler bekleniyor.
NATO tutuklamalarıyla tarihe geçtiler
Siyonizme ve emperyalizme karşı mücadelede ant içmişlerdi, şimdi “Külliye” üzerinden “tarihe geçme” telaşı içindeler. Başkentin altını üstüne getiriyorlar, yetmiyor; halklarını ve ülkelerini sevenler hedef seçiliyor; NATO’ya, ABD ve İsrail’e söz etmesinler diye tutuklanıyor. Zirve öncesi Ankara’da yüzlerce kişi gözaltına alındı, yüzden fazla kişi tutuklandı. Tutuklananların içinde akademisyenler, aktivistler, gazeteciler, TEMA Vakfı gönüllüleri, öğretmenler var.
Yurttaşlarını, Gazze’yi, Ortadoğu’yu ve dünyayı kana boyayan Trump ve NATO’nun temsilcileri rahat etsin diye kelepçeleyerek gözaltına aldırıyorlar. Yurtseverler işkenceye uğruyor, hapse atılıyor. 11 ilde ve Ankara’da 13 gün süreyle tüm gösteri ve yürüyüşler yasaklanıyor. İşçi eylemleri, grevler artmasın, öğretmenler “yeter” demesin diye cendere sıkıldıkça sıkılıyor.
Sivas’ta 33 aydın ve sanatçı…
Tam bu hazırlıkların ortasında, 2 Temmuz’un karanlık tarihi gelip çatıyor. 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli yakıldı, 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel görevlisi katledildi. Arkasındaki güçler açığa çıkarılmadı. Katiller hak ettikleri cezayı almadı. Zamanaşımına uğratılan dava, kapanmayan bir yara olarak kanamaya devam ediyor. NATO Zirvesi gerekçesiyle getirilen yasaklar, bu yılki anmaları da etkiliyor. NATO için kırmızı halılar serilirken Sivas katliamının anılmasına engel olunuyor.
Deniz Göktaş’a soruşturma ve gözaltı
Bu baskı dalgası mizahı da hedef alıyor. Aydınların, sanatçıların, yazarların Sivas’ta yakıldığı gün Deniz Göktaş ters kelepçeyle gözaltına alındı. Toplumda yeni pencereler açan, esprileriyle ezber bozan, milyonların gönlünde taht kuran Deniz Göktaş’a yönelik tahammülsüzlük, açılan soruşturma ve gözaltı tam da bu “güvenlik” iklimine, iktidarın zihniyetiyle uyumlu biçimde gelişiyor. Gülmek, sorgulamak, hicvetmek suç sayılıyor. Mizaha “tehlike” kategorisinde yeni yer açılıyor.
Kürt sorunu, çözüm, yasal ve hukuki düzenleme
TBMM’ye gelmesi beklenen Kürt sorununda barışçıl ve demokratik çözüme dair yasal ve hukuki düzenleme ise bir türlü gelmiyor. Gözler Temmuz’da. Meclis tatile girmeden gelmesi bekleniyor. Ancak çözüm adına getirileceği konuşulan düzenlemelerin eşitlik ve hak taleplerini karşılamaktan uzak kalması endişesi yaygın. CHP’ye yönelik hukuksuzluk ise çok yönlü olarak sürüyor: Soruşturmalar, operasyonlar, siyasi engellemeler… Muhalefetin nefes alma alanı daraltılıyor.
Mücadele dinmiyor…
Ancak hiç dinmeyen bir mücadele var. Mizahtan sınıf hareketine, Kürt halkının hak ve eşitlik taleplerinden özgürlük sloganlarına kadar yükselen bir dalga… Deniz Göktaş’ın esprileri, işçi direnişleri, öğretmen eylemleri, Sivas katliamı anmaları, Alevilerin dinmeyen mücadelesi, Kürt halkının özgürlük mitingleri ve Butlan hesaplarını bozan kayyım karşıtı muhalefetin direnci aynı nehrin kolları gibi akıyor. Yani bu dalga, kırmızı halıların altında ezilmeye, sıcakla boğulmaya razı değil…









