• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Temmuz 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Nedim Seven: Eğer devlet adım atsaydı şimdi Amed’de Ankara’da siyaset yapıyor olurduk

11 Temmuz 2026 Cumartesi - 13:43
Kategori: Güncel, Manşet

11 Temmuz 2025’teki silah yakma eylemine katılan Barış ve Demokratik Toplum Grubu üyesi Nedim Seven, ‘Türkiye şimdiye kadar ciddi adımlar atmış olsaydı, bugün Amed, Dersim, Ankara ve İstanbul’da demokratik siyaset çalışmaları yürütüyor olacaktık’ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının ardından Kürdistan Özgürlük Hareketi tarafından birçok tarihi adım atıldı. Bu adımlardan biri de KCK Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat ve PKK Merkez Komitesi Üyesi Nedim Seven (Behzat Çarçela) öncülüğünde Casena Mağarası’nda gerçekleştirilen silah yakma töreniydi. Silah yakma töreninin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Türkiye tarafından somut bir adım atılmadı. Kürdistan Özgürlük Hareketi üyesi Nedim Seven (Behzat Çarçela), Ajansa Welat’tan Nedim Oruç’a Barış ve Demokratik Toplum süreci ve silah yakma töreninin birinci yıldönümüne ilişkin konuştu.

Nedim Seven, ‘Türkiye şimdiye kadar ciddi adımlar atmış olsaydı, bugün Amed, Dersim, Ankara ve İstanbul’da demokratik siyaset çalışmaları yürütüyor olacaktık’ dedi

‘Adım atma süreci tek taraflı’

Nedim Seven, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısını hatırlatarak şunları söyledi:  “Bu çok önemli ve stratejik bir süreç. Bu süreç, 27 Şubat 2025’te Önder Apo’nun çağrısıyla başladı. Önder Apo, sadece stratejik silahlı mücadele sürecini durdurmak için değil, özünde insanlık, demokrasi, özgürlük ve yeni, demokratik bir toplumun kurulması için yayınlanmış bir manifestoydu. Hareketimiz de bu manifestoyu yürekten bir çağrıyla onayladı. 1 Mart 2025’te ateşkes ilan etti. Ardından PKK 12. kongresini düzenledi. 12. PKK kongresi çerçevesinde barışçıl bir toplum ve demokratik ulus stratejisini onayladı. Bu süreç şöyle okunmalı: Şimdi herkes silahsızlanma ve sorununun çözümü hakkında konuşuyor. Nasıl çözüleceğini söylüyorlar. Bunun yol ve yöntemlerini Önder Apo, siyaset, ideoloji, politika ve örgütlenme açısından belirledi. Sürecin başlamasının üzerinden bir buçuk yıl geçti, ancak… Önder Apo, Apocu hareket ve Kürdistan halkı öncülüğündeki bu süreç tek taraflı yürümez. Elbette bazı adımlar atılmıştır, bu adımları inkar etmiyoruz, ancak hem kamuoyu hem de demokratik, dostane ve sosyalist güçler bunu çok iyi bilmelidir ki, atılan adımlar tek taraflı değildir.”

‘Devlet kullandığı dili değiştirmelidir’

Nedim Seven, devlet temsilcileri de dahil olmak üzere birçok partinin Barış ve Demokratik Toplum sürecine çok dar bir bakış açısıyla yaklaştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Önder Apo ve Devlet Bahçeli’nin çağrısının amacı ulus devleti değiştirmek ve dönüştürmektir. Ancak birçok parti bunu doğru değerlendirmiyor ve dar bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Bunu silah bırakma, silahsızlanma meselesi olarak anlıyorlar. Özünde, özgürlük mücadelesi, sosyal sorunlar, diyalog, müzakere ve demokratik siyaset yoluyla sorunların çözümüyle ilgilidir. Bunlar sosyal, siyasi, hukuki ve dönüştürücüdür. Kadın özgürlüğünden toplumsal özgürlüğe kadar her şeyi kapsar. Bu nedenle, konuya dar bir bakış açısıyla yaklaşılmamalıdır. Türk devleti Önder Apo’yu muhatap olarak alıyor ve diğer yandan bu süreci bir gerçek olarak kabul ediyor. Ancak diğer yandan, yorumları dar ve bu ‘terörizm ve terörizmle mücadele’ zihniyeti değişmedi. Hem yapılan toplantı ve diyaloglarda hem de basına yapılan açıklamalarda sürecin bir anlamı olmalı ve bu anlam, ‘cümleler ve kelimeler’ ortadan kaldırılmalıdır.” Ne yazık ki, bir yıl geçti ve bu konuda hiçbir tanım veya yorum yapılmadı. Doğru, ilk kez parlamento düzeyinde bir komisyon kuruldu. Yaklaşık yüzde 70-80’i sürece yönelik olumlu bir eğilim gösterdi, ancak süreci anlamlandırmada yetersizlik var. Bu eksik anlamlandırma nedir, hala konuya dar bir şekilde yaklaşıyorlar. Birkaç gün önce, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş hala ‘Terörden arınmış Türkiye, terörden arınmış bölge’ ifadelerini kullanıyordu. Ama bir tanım olmalı. Yüzlerce yıldır var olan bir sorun var. Sorun, Kürdistan halkı, halkın kimliği, halkın kültürü, Kürtlerin ve Kürdistan’ın tarihi kimliğinin tanımıdır. Bu tür anlamsız cümleler kullanılamaz. Bu dil ve bu yaklaşım değiştirilmelidir.”

‘İnsanlık tarihinde böyle bir adım olmamıştır’

Nedim Seven, attıkları adımların Abdullah Öcalan’a bağlılıklarını gösterdiğini belirterek şunları söyledi: “Bütün bunlara rağmen, Önder Apo sabırlı ve ciddiyetle yaklaştığı için süreç bugün sorunsuz bir şekilde bugüne kadar ilerleyebildi. Birçok değişiklik oldu, Rojava Devrimi’nde sorunlar ortaya çıktı, Suriye’de yaşananlar sürece yönelik bir komploydu, Rojhilat Kürdistan’ında savaşlar yaşanıyor ve Amerika ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ufukta görünüyor. Kürt sorunu küresel bir sorun haline geldi. Bu sorun artık sadece Kürdistan’ı veya Ortadoğu’yu ilgilendirmiyor. Bütün bunları göz önünde bulundurduğunuzda, Önder Apo’nun, Apocu Hareketi’nin ve Kürt halkının muhatabı olan Türk devleti çok küçük adımlar attı. Apocu Hareketin stratejik, korkusuz ve ciddi adımlar attığını söyleyebiliriz, ancak bunun muhatabı, kaplumbağa gibi hareket eden Türk devletidir. Adımlarını çok geciktiriyorlar. Pragmatik çıkarlarına göre yaklaşıyorlar. PKK’nin savaşı durduran adımlar attı. Bugün bu adımın yıldönümü 11 Temmuz 2025, Besê yoldaş öncülüğünde 30 yoldaşla birlikte attık. Bu adımı kamuoyuna, açık bir kimlikle, tarihsel bir duruşla, stratejik bir adım olarak attık; insanlık tarihinde bunun benzeri yok. Bu, kararlılığımızı, ciddiyetimizi, duyarlılığımızı ve bağlılığımızı gösterdi. Bu adımımız Önder Apo’nun stratejik çizgisine nasıl bağlı olduğumuza da kanıttır. Ancak ne yazık ki, Kürtlerin ve Kürdistanlıların muhatapları olan Türk devleti çok zayıf adımlar atıyor. Komisyonun kurulması Önderliğin muhatap alınması önemli.”

‘NATO toplantısında barış yerine savaş gücü tartışılıyor’

Nedim Seven ayrıca devletin sürece ve Türkiye’de düzenlenen NATO toplantısına yönelik tutumunu değerlendirerek şunları söyledi: “Önder Apo barıştan yana tutumunu açıkladı. Bu, Önder Apo’nun demokratik siyaseti ve özgürlüğü temsil ettiğini kanıtladı. Kimin terörist olduğu ve kimin insani ve barışçıl bir gündemi olduğu açıkça ortaya çıktı. Önderlik bunu kanıtladı. Ancak buna rağmen savaş tartışılıyor. NATO toplantısında herkes silahlarını artırmaya çalışıyor. Herkes nükleer ve kimyasal silahlarını artırıyor. NATO toplantısı iki gün önce yapıldı ve kararları hala tartışılıyor. Bütün bunlar işgalci, hegemonik politikaların yaklaşımlarını geliştirmek için yapılıyor. Burada hem Önder Apo’nun stratejik yaklaşımlarının hem de Önder Apo’nun çizgisini her aşamada izleyen Apocu Hareketi’nin, Barış ve Demokratik Toplum Grubu olarak, silahsızlanarak demokratik siyaset için adımlar atmaya hazır olduğumuzu ifade etmemize rağmen ne yazık ki bir yıl boşa geçti. Bir çok alanda farklı farklı politikalar uygulanıyor, yarın ne olacağı belirsiz.” Ancak, Apocu Hareket olarak, Önderliğimizin kararlarına bağlıyız. Hâlâ o noktadayız. O noktadan daha ileride olmak istedik. Yavaş bir yürüyüş değil, daha radikal bir yürüyüş ve cesaretle Amed, Dersim, Ankara ve İstanbul’da siyaset yapabilirdik. Şimdi bu dağlarda çağrılar yapmamıza gerek yoktu. Bu kadar uzun sürmesine gerek yoktu ve bu yaklaşım eleştiriyi hak ediyor.”

‘Devlet kendi çıkarlarını bir kenara bırakmalı’

Nedim Seven, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın durumu hakkındaki sözlerini hatırlatarak konuşmasına şöyle devam etti: “Kamuoyuna ve Kürdistan halkı şunu çok iyi bilsin ki,  bu süreçte 53 yıllık emek, yoğunlaşma ve tecrübeyle adımlarımız atıyoruz. Bu doğrultuda, Önder Apo’nun inisiyatifinde sabırlı ve cesaretli mücadele edilmelidir. Bazı aydınlar, filozoflar ve akademisyenler gece gündüz televizyonda haritalar çizip değerlendirmeler yapıyorlar, özünde tüm bunlar kirli bir zihniyetle ve planlı yapılıyor.  Önder Apo 27 Şubat’ta çağrı yaptığında tüm dünya bunu olumlu karşıladı. Kapitalist moderniteyi temsil eden Türk devleti de süreci doğru buldu. Dostlar ve düşman herke bu süreci kabul etti. Adım atmaya gelince herkes kendi çıkarını düşündü. Olmasa gereken neydi? Önderliğin çağrısı yapıldıktan sonra adımlar atılmalıydı. Provokasyonlardan kaçınmak ve güven ortamı yaratmak için müzakereler yapılmalı ve pratik adımlar atılmalı. Bu adımlar Kürdistan halkına güven vermelidir. Aynı zamanda Türkiye halkına da güven vermelidir.” Bunlar için somut adımlar atılmalıydı. Somut adımlar şunlardı: Önder Apo’nun özgürlük, güvenlik ve sağlık statüsü güvence altına alınmalıydı. 12. PKK Kongresi’nin bir kararı var. Bu karar, Önder Apo’nun baş müzakereci olmasıdır. Bu kararla, Önder Apo’nun hepimizi temsil ettiği ve söyledikleri bizim için bağlayıcı olduğudur. Önder Apo 27 yıllık tecrit koşullarında süreci nasıl yürütecek? Önder Apo’nun güvenlik, sağlık ve siyasallaşma koşullarını oluşması gerekiyor. Bunlara özgürlük yasaları diyoruz. Özgürlük yasaları Önder Apo ile başlar. Devlet Bahçeli, Önder Apo’nun statüsünün belirlenmesi gerektiğini, bunun sözde var ancak pratikte yok.”

‘Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü sağlanmadan süreç ilerlemez’

Nedim Seven ayrıca Abdullah Öcalan’ın fiziksel özgürlüğüne değinerek Abdullah Öcalan özgürleşmeden sürecin ilerlemeyeceğini belirterek, “Dünyada Nelson Mandela’nınki gibi süreçler var, Güney Afrika’daki modelin aynısı olmasa bile örneğin ev hapsi yöntemini kullanabilirler. Bunun ‘Türkiye Modeli’ olması gerektiğini ve kendi aramızda yapalım diyorlar. Süreç kamuoyuna açık olmalı, şu anda dünyada neler olup bittiği hakkında herkes bilgi sahibi. Yapılması gereken ilk şey, Önder Apo’nun karşılıklı görüşmelerin gerçekleşmesi gerekirdi. Önder Apo, arkadaşlarıyla, akademisyenlerle görüşebilmeli, basına ve basın aracılığıyla tüm Türkiye’ye kamuoyuna ulaşabilmeliydi. Dünyanın dört bir yanından onlarca gazeteci, akademisyen ve heyet Önder Apo’la görüşebilmeliydi. O zaman daha çok ilerici adımlar atılabilinirdi. Daha fazla toplantı yapılmalıydı. Her 45 günde bir, her iki ayda bir görüşmeyle “Süreç nasıl ilerleyecek?” Bu, yüzlerce yıldır süregelen ve tüm Ortadoğu’yu etkileyen bir sorun. Bugün, 47 gündür Önderlikle hiçbir görüşme yapılmadı. Demokratik siyaset böyle yapılamaz. Önder Apo 24 saat boyunca özgür olmalı ve herkesle iletişim kurabilmelidir. Bu henüz yapılmadı. Bu yapılmadıkça süreç ilerlemeyecektir.”

25 Mayıs’tan bu yana görüşme olmadı

Çerçeve yasasıyla ilgili olarak Nedim Seven, yasaların tek taraflı olarak çıkarılamayacağına dikkat çekerek şunları söyledi: “45 gündür Türk televizyonları çerçeve yasasının çıkarılacağını, bu yasanın Meclis kapanmadan önce çıkarılacağını söylüyor. Onların muhatabı biz değilmişiz gibi sadece kendi aralarında konuşuyorlar. Bize de henüz hiçbir şey ulaşmadı. 25 Mayıs’tan beri Önder Apo’dan hiçbir görüş, mesaj bize ulaşmadı. 25 Mayıs’tan beri Önderliğin yanına kimin gittiğini bilmiyoruz. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar, sonra da süreci ilerleteceklerini söylüyorlar. Eğer süreç tek taraflı olarak ilerletilmeyecekse, bu halay birlikte tutulmalı. Eğer halay demokratik ve barışçıl bir halay olacaksa, muhatabınızla 24 saat boyunca karşılıklı görüş alış verişi içinde olmalısınız. Bu önce Önder Apo ile, sonra Apocu Hareket ve demokratik güçlerle olur. Bakın kaç defa Nobel ödüllü insanlar çağrı yaptılar. Bu aydınlara saygı duyulmalı, Türk devleti duymuyor. Bu devlette saygı yok. Devletin bugün kullandığı yöntem, provokasyonlara zemin hazırlıyor. Çıkarlarına uygun olduğunda görüşme yapıyorlar, uygun olmadığında yapmıyorlar. Bu yöntem provokasyonlara yol açar ve sürece zarar verir. Biz, devlet temsilcilerini ve bu konuda kendilerini sorumlu hissedenleri uyarıyoruz. Daha somut, açık ve net adımlar atmazlarsa, çok büyük tehlikeler var. Bu süreç birincisi alçakgönüllülükle, ikincisi niyet okumadan, güven ve siyasetle yürütülmelidir. Sonuç olarak, her iki taraf da 46-47 yıldır savaşıyor. Biri Kürdistan halkını temsil ediyor, diğeri Türk devletinin tarafı. Doğru bir politika ile yürütülmeli, seçim çıkarları veya geçici çıkarlar, bazı ekonomik politikalar uğruna feda edilmemelidir. Stratejik bir sorun var, bu sorun Kürdistan halkının özgürlüğü sorunudur. Türk devletinin anayasasında inkar edildi. Anayasada değişiklikler yapılmalıdır. Kürdistan halkının kimliği anayasada ifade edilmeli ve bu kabul edilmelidir. Şimdi kendi aralarında yasanın çerçevesini tartışıyorlar. Bu yasaların adı ne olursa olsun, muhataplarla çözüme kavuşturulmalıdır. Şimdi, meclis kapanmadan önce gerçekleşeceğini söylüyorlar, içinde ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl kabul edeceğiz? Kürdistan dağlarında binlerce güç var. Bundan etkilenen binlerce insan var. Ülke içinde ve dışında bu sorundan etkilenen on binlerce insan var. Tüm bunları yasaya dahil etmezseniz, kaos nasıl çözülecek?

‘Bir yıldır elimiz havada’

Nedim Seven, silahlarını yakan gerillaların barış elinin bir yıldır havada olduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti: “Önderliğin çağrısı üzerine, büyük bir coşku ve heyecanla 30 arkadaşımızla demokratik siyasete doğru bir adım attık. Silahlarımızı yaktık ama elimiz havada kaldı. Bu adım atmama tavrıyla bize gidip tekrar silahlarımızı almamızı söylüyorlar. Anayasada veya yasal çerçevede demokratik siyasetin belirlenmesi için bir yıldır bekliyoruz. Şu anki durum ‘Silahlardan kurtuluyorum. Stratejik olarak silahlı çatışmaya son verdim. Şiddet zihniyetinden kendimi uzaklaştırıyorum. Birbirimizden ne kadar çok insan öldürmüş olursak olalım, kardeşlik elini uzatıyoruz. Ama siz o eli havada bırakıyorsunuz. Demokratik siyasi çözüme giden yol açılmazsa, Kürdistan dağları on binlerden milyonlara dönüşecek.”

‘Devlet harekete geçmeyi geciktirmemeli’

Nedim Seven, Türkiye’nin geç kalmış adımını eleştirerek şunları söyledi: “Devlet bu konuda geç kalmamalı. Devlet ciddi olmalı, elbette bizim de kendimizi savunma hakkımız var, bıçak altında kuzu değiliz. Eğer devlet temsilcileri Önder Apo’nun çağrısı karşısında ciddi olsalardı şu anda Ankara’da önderlikle masada oturuyor olurlardı. Ya da Önder Apo Amed’de devlet temsilcileriyle görüşüyor olurdu. Kürdistan devrimi şehitlerinin yarattığı değerlere bağlıyız. On binlerce şehidimizin 53 yılını, inşa edilen binlerce değeri, dil, kültür, sanat ve toplum değerlerini, kadın özgürlüğünün öncülüğünde tüm dünyaya örnek teşkil eden demokratik toplum değerlerini terk etmemiz gerektiğini kimse düşünmemeli. Bunları terk etmemiz bir hayaldir. Kürdistan, Türkiye ve dünya halkının görüşü böyle olmalı; bu insanlar ciddi, demokratik siyasette, özgürlük ve demokrasi felsefesinde kararlıdırlar.” Sosyalizmin yolları, enternasyonalizmin mutlak çizgisini güvence altına alacaktır. Ancak tüm bunları şiddet kullanmadan uygulayacağız. “Şiddet kullanmadan adımlar atabilmemiz için muhatabımızın da bu politikalardan vazgeçmesi gerekir. Vazgeçmezlerse bizim tecrübelerimiz var. 53 yıldır nasıl  mücadele ettiysek, 53 yıl daha mücadele ederiz.”

‘Barış Annelerinin mücadelesini kutluyoruz’

Nedim Seven, annelerin feryatlarını artık duymak istemediklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Annelerin ve çocukların feryatlarını artık duymak istemiyoruz. Eğer devlet bunu istemiyorsa, Barış Annelerini dinlesin. Bu süreç için Barış Annelerinin mücadelesini kutluyoruz. Çocuklarından onlarcası şehit oldu, ama ‘Erdoğan, Bahçeli, çözüme gelin’ dediklerinde, Türk devletini adım atmaya çağırıyorlar. Eğer adım atmazsanız çocuklarımız mecburen kendilerini savunacaklarını söylüyorlar.”

‘Demokratik siyaset, yapıcı çalışmalar için yorulmadan çalışsın’

Nedim Seven, Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu doğrultusunda örgüt olarak kendilerini dönüştürdüklerini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu yıl, Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu doğrultusunda kendimizi eğittik. Demokrasi zihniyetine göre kendimizi değiştirdik ve dönüştürdük. Tüm kadrolarımız Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu temelinde eğitildi. Kendimizi hazırlıyoruz. Ancak, bir yol yoksa kimse gelip hapse girmez. Geçmişte birçok grub arkadaşımız barışa giden yolu açmak için geldi, ancak hepsi hapse atıldı. Bu dönemde kimse bizden aynısını yapmamızı beklememeli. Kendi isteklerine göre bazı yasalar çıkarıp, bunun bir çözüm olmadığını, hatta yarım bir çözüm bile değil. Demokratik siyaset için 100 yıllık sorunu çözmek ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden kurmak gereklidir. Bunlar ileriye doğru atılan adımlardır. Cumhuriyetin birdenbire tamamen değişmesi gerektiğini söylemiyoruz. Bir tutum olarak, sonuna kadar Önder Apo’nun çizgisine bağlıyız. Tartışmaya yer yok. Sözleri bizim için geçerli. Tüm kadrolar ve militanlar bu duyguyla, bu tutumla, bu yaşamla kendilerini eğitiyorlar. Bu konuda daha ciddi adımlar atacaklarına inanıyoruz. Türk devletini, Türk temsilcilerini ve AKP’yi ciddiyete çağırıyoruz. Sürece pragmatik ve kendi çıkarlarına göre yaklaşmasınlar. Süreci stratejik olarak değerlendirsinler, bu şekilde değerlendirirlerse daha iyi adımlar atılacaktır. Aksine, geçmiş deneyimlerimizi düşünsünler. Siyaseti nasıl yürüteceğimizi ve kendimizi nasıl savunacağımızı bilmek için yeterli tarihsel deneyime sahibiz. Kürdistan halkının, dostlarımızın ve yoldaşlarımızın kalpleri de rahat olsun. Demokratik siyaset de toplumsal düzeni inşa etme mücadelesini kesintisiz bir şekilde ciddiyetle sürdürsün.”

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Cumartesi Anneleri: 1111 bir sayı değil, kayıp ailelerinin mücadelesidir

Sonraki Haber

Qoser’de Bahar Bilge’nin taziyesine kitlesel ziyaret

Sonraki Haber

Qoser'de Bahar Bilge'nin taziyesine kitlesel ziyaret

SON HABERLER

Mithat Sancar: Çerçeve yasada silahsızlanma sağlanmalı, Abdullah Öcalan’ın rolü belirlenmeli

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Qoser’de Bahar Bilge’nin taziyesine kitlesel ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Nedim Seven: Eğer devlet adım atsaydı şimdi Amed’de Ankara’da siyaset yapıyor olurduk

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Cumartesi Anneleri: 1111 bir sayı değil, kayıp ailelerinin mücadelesidir

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Tülay Hatimoğulları sürece dair açıklamalarda bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

İran, ABD saldırılarının bilançosunu açıkladı: 17 ölü, 115 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Kadınlar Meclis önünde çağrı yaptı: Yasal adımlar atılsın

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır