CHP ve İBB’ye yönelik yargı süreçleriyle siyaset yapmanın ‘kriminalize’ edildiğini ifade eden akademisyen Nesrin Nas, hukuk ve demokrasi tartışmalarının olağanüstü bir siyasal iklim içinde yürütüldüğünü söyledi
CHP’ye yönelik yargı operasyonları ve parti yönetimine dönük müdahaleler, Türkiye’de demokrasi, hukuk ve siyasal temsil tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin sürdüğü bir dönemde yaşanan gelişmeler, demokratikleşme ve barış tartışmalarının birlikte ele alınması gerektiğine ilişkin değerlendirmeleri de beraberinde getirdi.
Akademisyen Nesrin Nas, CHP’ye yönelik operasyonlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve Türkiye’deki siyasal tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Siyaset yapmak suç sayılıyor’
CHP ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) üzerindeki yargı baskısının geçmiş iddianamelerle ilmek ilmek örüldüğünü ifade eden Nesrin Nas, siyaset yapma hakkının suç sayıldığını belirtti.
Nesrin Nas, “Zaten İBB davası açılırken hazırlanan iddianame ve casusluk iddianamesinde bugünlerin geleceği çok net yazılmıştı. Orada, CHP’nin seçim güvenliğini koruma ve seçmen iradesini etkileme çabaları, demokratik düzene sistematik bir müdahale olarak yorumlanıyor. Casusluk iddianamesinde ise 2019 yerel seçimlerini manipüle ederek Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasını sağlamak doğrudan siyasal casusluk suçuna sokuluyor” şeklinde konuştu.
‘Hukuki çerçeveyi tartışmak yaşananları olağanlaştırır’
Yargı kararlarının hukuki normlar üzerinden tartışılmasının tehlikeli sonuçlar doğuracağını söyleyen Nesrin Nas, Türkiye’deki yönetim biçiminin tamamen olağan dışı bir evreye geçtiğini ifade etti.
Nesrin Nas, “Bu meseleyi hukuki çerçeve içinde tartışmak, yaşananları olağanlaştırmak ve meşrulaştırmak demektir. İşlemin tamamı zaten hukukun dışına çıkılarak yapılmış, koca bir seçim düzeni ve anayasal sistem yok sayılmıştır. Bizim en başta yapmamız gereken şey, bu olağanüstülüğün altını çizmektir. Biz 10 yıldan fazla bir süredir fiili bir olağanüstü hal altında yaşıyoruz. 2016’dan sonra getirilen OHAL kararnameleri, normal mevzuatın içine yedirilerek olağan uygulamalar haline getirildi. Yani sözde olağanüstü hal yok ama fiilen hayatımızın tam merkezinde var” diye belirtti.
‘İktidar CHP’yi etkisizleştirmek istiyor’
İktidarın CHP’ye yönelik temel stratejisinin partiyi tamamen etkisizleştirmek olduğuna dikkat çeken Nesrin Nas, “Erdoğan açısından, son yerel seçimlerde gücünü kanıtlayan çoğulcu bir CHP’nin varlığı, kurmak istediği sultanik rejim için açık bir tehdittir. Bu yüzden CHP’yi tamamen kapatmak yerine, onu ana muhalefet pozisyonundan çıkarıp devlette bir genel müdürlük statüsüne indirmek istiyorlar” dedi.
CHP’deki krizin hukuk mekanizmalarıyla çözülemeyeceğini belirten Nesrin Nas, Özgür Özel liderliğindeki yapının toplumsal umudu yaşatmak adına yeni bir yol açması gerektiğini savundu.
Haber: Melike Aydın / JINNEWS









