Toroslar’da işletilen boksit maden sahasının 21 kat büyütülmesi için yapılan ek ruhsat başvurusunu İdari Mahkeme’ye taşıyan avukat Elif Ece Ceylan, ‘Kamuoyu oluşturmadan, hukuki mücadele verilmeden, sahaya inmeden bu vahşi madenlere karşı direnmenin yolu yoktur’ dedi
Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy Mahallesi’nde boksit madeni işleten Berus Maden İşletmeleri A.Ş., mevcut 23,77 hektarlık sahayı 21 kat genişletmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne ek ruhsat başvurusunda bulundu. Tarım arazilerini, su kaynaklarını ve bölgenin ekosistemini tehdit ettiği için söz konusu plana karşı çıkan bölge halkı ve ekolojistler, ek ruhsat başvurusunun iptali için İdari Mahkemeye başvurdu.
Mahkemeye başvuruyu yapan avukat Elif Ece Ceylan, konuya dair konuştu.
‘Maden arsenik barındırıyor’
Bölgedeki madenden 4 Aralık 2025 tarihinde Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu sürecinde halkın haberdar olduğunu belirten Elif Ece Ceylan, ek ruhsat başvurusuna karşı ise hukuki mücadeleyi başlatarak, süreci takip ettiklerini söyledi. Burada işletilen boksit madeninin arsenik barındırdığına dikkat çeken Elif Ece Ceylan, “Madenin çıkartılması için alanda tonlarca dinamit patlatılacak ve bu arsenik suya, toprağa karışacak. Suyun kirlenmesi, toprağın verimsizliği ve hayvancılığın yapılamaması… İnsan yaşamı sürdürülemez hale gelmek üzere. Patlatılan dinamitler nedeniyle yeraltı suların yer değişimi olacak. Zaten Aslanköy yıllardır su sıkıntı yaşayan bir köy. Kaynağını Toros Dağları’ndan alır. Bu yıl fazla yağış yağdığı için ancak kendini toparlayabildi. Ama maden demek su sorunu demektir” diye belirtti.
‘Hukuk mücadelesi başlattık’
Bir yerle ilgili ÇED raporu sürecinin halka duyurunun yapılmasıyla başladığını söyleyen Elif Ece Ceylan, daha sonra ilgili bakanlık ve müdürlüklerden izin sürecinin olduğunu dile getirerek, ekledi: “Eğer o yerin fizyolojisini, ekolojisini engellemeyecek bir durumda ise ÇED raporu olumlu çıkıyor. Ancak her ne kadar ‘fizyolojik ve ekolojik dengeyi bozmayacak’ denilse de ülkemizde ÇED raporu sağlıklı çıkartılmıyor. Bu nedenle şüphe duyduğumuz için hukuki süreci başlattık. Aslanköy kentsel statüsünde bir köy iken Büyükşehir Belediye Meclis kararıyla kırsal statüye çevrildi. Şuan turizm köyü olarak geçiyor.”
Kamuoyuna seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirten Elif Ece Ceylan, “Halk, farklı siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri destek veriyor. 400 imza toplayarak ilgili müdürlüğe verdik. Yine sahada bu mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Akbelen ve İkizköy’de olduğu gibi mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
‘Kanun ve yönetmelikler çelişiyor’
2025 yılında 7554 Sayılı Kanunun Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla tahribatların yolunun açıldığını kaydeden Elif Ece Ceylan, şöyle devam etti:
“Bu kanun maden şirketlerine daha kolay ruhsat alımını öngörüyor. Bilindiği gibi Özel Çevre Koruma Kanunlarımız var. Milli Parklar Kanunu var. Buradaki izin süreçleriyle ilgili sessiz kalınması halinde hukuki zimmi ret anlamına gelir. Bu kanunun belirli çok tehlikeli maddeleri var. Özellikle 3’üncü madde alanların maden sahasına açılması yönünde belirli kolaylıklar sunan bir maddedir. Onun dışında daha önce izin süreçleri Tarım ve Orman Bakanlığı’nda iken şu an bunu Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü devraldı. Defalarca söyledik, bu Maden ve Petrol Genel İşleri Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı bir müdürlük. O zaman burada asıl sorumlu Tarım ve orman Bakanlığı ancak Tarım ve Orman Bakanlığı gaspını görüyoruz. Petrol ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü asli yetkili mi oldu? Bu süreçlerde ya da yine bahsettiğim 7554 sayılı kanuna bazı maddeler var. Madde ‘kritik madenler olursa süreç kolaylaşır ya da acele kamulaştırma yapılabilir’ diyor. Peki bu kritik maddeler neye göre belirlenecek? Burada asli sorumlu olarak kimi göreceğiz? Çünkü kanun başka kanunlarla ve yönetmeliklerle çelişiyor. Hatta geçen günlerde 2005 sayılı bir yönetmelik de kaldırıldı. Sırf bu yeni maden yasasıyla çelişiyor diye. Şimdi burada şeffaf olmayan süreçler göreceğiz ki zaten görüyoruz.”
‘Mücadelemiz ülkenin dört bir yanı için’
Elif Ece Ceylan, konuşmasına şöyle devam etti: “Ülkenin dört bir yanı doğa tahribatıyla karşı karşıya. Mücadeleyi sadece Aslanköy için değil ülkenin dört bir yanı için vermeliyiz. Aslanköy için avukatlar olarak yürütmenin durdurulması için İdari Mahkeme’de dava açtık. Fakat bunun yeterli olmadığının farkındayız. Ondan dolayı kamuoyu oluşturmak için gerek derneklerle gerekse siyasi partilerle görüşmeler yapıyoruz. Yine sesimizi duyurmak için dijital medyayı kullanıyoruz. Gerek valilik gerek İl Tarım Müdürlüğü ve ilçe müdürlükleriyle görüşmeler yapıyoruz. Haziran ayı içerisinde de Aslanköy’de bir dizi etkinlikler yapacağız. Dilekçelerle halkımızı bilinçlendirip imza dilekçelerini ilçe müdürlüğüne vereceğiz. Kamuoyu oluşturmadan, hukuki mücadele verilmeden, sahaya inmeden bu vahşi madenlere karşı direnmenin yolu yoktur maalesef. Bunun için yolumuza devam ediyoruz. 7554 Sayılı Kanunla tahribatın önü açılan ülkede insanlar maalesef şu anda mağdur durumdalar. Geleceğimiz için bu topraklara, suya ve temiz havaya ihtiyacımız var. O nedenle talebim adrese teslim kanunlar değil kamu yararına kanunlar çıkarılmasıdır.”
Haber: Mehmet Güleş / MA









