Rekabet Kurulu, dünya su tekeli Nestle’nin Türkiye’de su üzerinde tam bir hakimiyet sağlamasına yol açacak ortaklık girişimine onay verdi. Nestle şirketi bu onayla Türkiye’de şişelenmiş su ‘pazarının’ daha da genişleyeceğine işaret etmekte
K. Bülent Ongun
Nestle, küresel su imparatorluğunu daha da büyütmek amacıyla ABD merkezli yatırım şirketi Platinum Equity ile yüzde 50 – yüzde 50 ortaklıklı Peranel adında yeni bir şirket kurdu. Nestle, aralarında S.Pellegrino, Perrier, Acqua Panna ve Nestlé Pure Life’ın da bulunduğu 30’dan fazla küresel ve yerel su markasını bu ortaklıkta birleştirdi. Geçtiğimiz günlerde bu birleşme Türkiye Rekabet Kurulu’na taşındı ve bu markalara Erikli su da eklenmiş oldu. Rekabet Kurulu, Nestle’nin ambalajlı su işi ile ABD merkezli yatırım şirketi Platinum Equity’ye bağlı yapılar arasında kurulacak ortak girişime izin verdi. 2006’da Nestle’nin satın aldığı Erikli de bu yapının içinde yer alacak. Peranel adını alacak olan yeni şirkette Perrier, S.Pellegrino, Acqua Panna ve Nestle Pure Life ile birlikte Erikli markaları da bulunacak.
Rekabet’ten tekelleşmeye izin
Rekabet Kurumu, enerji, gıda, sigorta, bankacılık ve portföy yönetimi alanlarında 8 ve 15 Ekim’de aldığı birleşme, devralma ve muafiyet kararlarını duyurdu. Bu kararlara göre Rekabet Kurulu, Nestle S.A.’nın ambalajlı su işi ile Platinum Equity Advisors tarafından yönetilen ya da danışmanlık verilen ve nihai olarak Platinum Equity’nin kontrolündeki yatırım yapıları arasında “tam işlevsel” bir ortak girişim kurulmasına izin verirken, Türkiye’de su tekelinin hakimiyetine de onay vermiş oldu. Nestle, 2006’da Erikli’yi satın alarak Türkiye’deki ambalajlı su pazarının en büyük oyuncuları arasına girmişti. Peranel adını alması beklenen yeni şirkette Erikli’nin yanı sıra Perrier, S.Pellegrino, Acqua Panna ve Nestle Pure Life markaları da raflarda yer alacak.
Nestle 64 markayla su tekeli
Dünyadaki su özelleştirmelerinin üçte ikisini elinde bulunduran Fransız şirketi Suez ve Vivendi ile İsviçreli Nestle dünya su piyasasına hâkim su tekelleri. Nestle, Türkiye’de şişelenmiş su pazarında Nestle life, Erikli gibi farklı birçok adla piyasanın yüzde 50’sini aşan bir paya sahip olduğu belirtilmekte. Akarsuların HES’lere bağlandığı ve 49 yıllığına kullanım hakkının devredildiği şirketler suyun patronu olmuş durumda. Son yıllarda akarsular başta olmak üzere önümüzdeki dönemlerde kentlerde yeni adımların atılmasıyla birlikte çokuluslu ortaklıkların birçok ülkede ve Muğla’nın Milas İlçesine bağlı belde Güllük’te olduğu gibi kent suyu da şirketlerin yağma sürecine bağlanacak. Diğer yandan Nestle, birçok ülkede 64 şişelenmiş su markasına sahip olan su tekeli bir şirket olması ise dikkat çekici.
2026 ilk 9 ayda yüzde 12,3 büyüdü
2026 yılı üçüncü çeyrek verilerinde Nestle Su yüzde 12,3 büyüme yakalayarak, hacimsel ve fiyatlama bazında sektör ortalamalarının üzerinde bir yere ulaştı. Küresel boyutta Türkiye pazarının yeri ‘çok büyük’ olarak nitelenirken, Erikli Suyu bünyesine kattıktan sonra Bursa’da yer alan tesisleriyle Nestle Waters Türkiye şirketinin dünyadaki en büyük su dolum tesislerinden birine sahip oldu. Nestle’nin Türkiye ambalajlı su ve damacana pazarındaki kesin güncel pazar payı yüzdesi şeffaf rakamlar halinde paylaşılmaması dikkat çekerken, Nestle Erikli ile Türkiye’de en büyük cirolara sahip bir şirket olduğu bilinmekte.
Nestle patronu: ‘Su ticari maldır’
Nestle’nin yalnızca şişelenmiş sudan elde edilen satış geliri 2022 yılında 4,2 Milyar Dolar olarak gerçekleşmişti. Dünya gıda ve su tekeli olan Nestle’nin Yönetim Kurulu Başkanı Peter Brabeck verdiği bir röportajda, suyun bir insan hakkı olmadığını açıkça ifade etmiş ve suyun dünyanın en önemli hammaddesi olduğu belirterek, suların özelleştirilmesi yani sermaye eline verilmesinin suların adil dağılımını sağlamak için en iyi yol olduğunu iddia edebilmişti. Brabeck, “Su diğerleri gibi bir gıda maddesidir ve bir pazar değeri olmalıdır” sözü hafızalarda yer almaktadır. Diğer yandan Dünya Su Konseyi eski başkanı olan Loic Fouchon’un, ‘cep telefonları için ödenen fatura kadar suya da para ödenmesi halinde dünya da su sorununun ortadan kalkacağı’ iddiasında bulunması ise sermayenin su üzerinden nasıl bir süreç yürüttüğünü açığa çıkaran özellikteydi.
Kent suları şirketlere!
Temiz suya erişebilmek temel bir yaşam hakkıdır. İnsan, hayvan ve bitkilerin ortak varlığı olan suyun şirketler tarafından kontrol edilerek bir ticari metaya dönüştürülmesi asla kabul edilemez. Musluklardan içilebilir nitelikte su akması, temel ihtiyaçlara yetecek miktarda suyun ücretsiz verilmesi bugün tüm insanlığın talebiyken iktidar tüm suları şirketlerin hizmetine koşarken, kısa dönem içinde kent ve tarım sularının da şirketlere devredilme hazırlığı yapıldığını söylemek gerekiyor. Halkı ambalajlı suya mahkum eden politikalarla, sağlıksız suları tükettiğimiz yapılan analiz sonuçlarında görebilmekteyiz. Diğer yandan çeşmelerimizden akan suya halkı yabancılaştıranlar, kentsel su hizmetinin şirketlere verilme hazırlığına girişmiş durumda.
Sular çalınıyor şirketler büyüyor
Türkiye’de şişelenmiş su satan şirketlerin örgütü Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) verilerine göre Türkiye’deki ambalajlı su pazarı hacmi 2024’te 11,1 milyar litreyken 2025 sonunda bu rakam yaklaşık 65,4 milyar litreye ulaştı. Şirketlerin iç piyasadaki toplam ciro büyüklüğü 2024 yılında 31 milyar lira olurken 2025 yılı itibariyle 78,1 milyar liraya çıktı. Suyun yurtdışına ihracatı da her yıl katlanırken, 2025 yılında 85,5 milyon dolar ciro yapmış olmaları ise su üzerinden sermaye kesimlerinin sessiz sedasız trilyonlar kazandıklarını ortaya koyarken, doğal yaşam ve halkın temiz suya erişimi yok ediliyor.









