• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Ağustos 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar M. Ender Öndeş

‘Özel mülktür girilmez’

28 Temmuz 2021 Çarşamba - 16:00
Kategori: M. Ender Öndeş, Yazarlar

M. Ender Öndeş

İşler iyiden iyiye karıştı, kafalar da öyle. Bir yandan İran sınırında dağlardan inen Afganların korkutucu görüntülerini izlerken, diğer yandan sanki adamlar dağdan iner inmez Caddebostan’a yerleşmişler gibi sosyal medyayı kaplayan plaj tacizi görüntüleri ve “amanın n’apacaz şimdi” feryatları. İnsanlar bir tuhaf! Evlerin kıytırık bahçe duvarlarında görürüz ya bazen hani, “Özel mülktür girilmez” diye, sanırsın ki mülkünde altın madeni var!

Aslında bir açıdan bakınca çok karışık değil mesele. Bu memleketin kadınlara karşı işlenen suçlar bakımından hiçbir ‘dış mihrak’ katkısına ihtiyacı yok. Genel olarak mültecilerin ülkedeki suç oranını artırdığı yolunda bir bilgi de bulunmuyor. Aksine mültecilere karşı işlenen suçlar (iş cinayetleri ve kadınların, çocukların satılması, istismar edilmesi vb.) bakımından berbat bir halde olduğumuz kesin. Her çekik gözlüyü Çinli diye döven Ülkü Ocakları misali, Beyoğlu’nda ya da tatil beldelerinde gördüğü Katar, BAE ve Suudi zenginlerini Suriyeli zannedenler nefret kusarken, o esnada Suriyeliler tekstil atölyelerinde, tarlalarda köle ücretiyle çalışmakla meşgul. Afgan çocuklar da bizim mahallenin marketinde sipariş dağıtıyor.

İşin o tarafında karışıklık yok yani. Ama şunu anlarım, anlamak da lazım. İşsizliğin ve yoksulluğun bu kadar arttığı bir ülkede, ekonominin bir köşesine tutunup zor bela durumu idare eden insanlar kaygılanırlar. Kendileri de paryanın paryası oldukları halde, hiçbir biçimde sahip olmadıkları ‘ev sahipliği’ statüsünü var zannedip yeni gelenlerden dehşet duymaları mümkündür. O bakımdan sınıf mücadelesini hakikaten zor günler bekliyor. Ama AB şimdi ‘serbest dolaşım’ dese ülkede bir saniye bile durmayacak milliyetçi sürüleriyle konuşulacak bir şey yok. Boş! Fakat başka bir şey var, o önemli.

90’lardan sonra ortaya çıkan kaotik dünya tablosu, birçok şeyi altüst ederken özellikle dünyanın karışık bölgelerinde yeni bir durum yarattı. Eski ‘emperyalizm ve uşakları’ kalıbının tam ifade edemediği bu yeni durumda oluşan boşluk alanlarında yerel despotlar, mafyatik aile iktidarları eskisinden daha fazla kapris ve hareket alanı kazandılar. Kuşkusuz sınırsız bir alan değil bu ama jeopolitik konumlara yaslanan bu güçler, kapitalizmin genel çıkarlarını koruma konusundaki taşeronluklarının ücretini ‘iktidarda kalma süresi’ olarak tahsil edebiliyorlar. Hayli gergin de olsa bir ‘al gülüm ver gülüm’ ilişkisi çıkıyor ortaya. Vahşi dünya düzeninin bütün gerekleri (‘dünyaya meydan okuma’ şovuyla karışık!) harfiyen yerine getirilirken, dünya düzeninin efendileri de bu arada onun yaptığı ettiği zulme, haydutluklarına karışmıyor ya da ‘endişe’ duymakla yetiniyor.

Mülteciler sorunu tam burada merkezi bir nokta oluyor. Gizli kapaklı bir şey yok. Avrupa’nın efendileri, -hiç öyle şantaja filan da gerek olmaksızın- kesenin ağzını açıp ‘sınır başçavuşu’ tayin ettikleri Türkiye’ye para akıtıyor ve bunun karşılığında da “İstanbul’dan Diyarbakır’a, Metîna’dan Efrîn’e kadar nerede ne yaparsan yap” diyor.

Sonuç olarak, ‘ev sahibi’ kibriyle mülteci lincine kalkışanlara karşı çıktığımız kadar bu rüşvet ilişkisine de karşı çıkmak ve genel olarak sisteme yönelmek, çok açık bir tutumla, bu insanların her nereye gitmek ve nerede yaşamak istiyorlarsa oraya gitme ve yaşama hakkını savunmak zorundayız.

Bütün kapıları ardına kadar açın ve ülkesini mahvedip ocağını söndürdüğünüz insanlarla yüzleşin!

Bu kadar basit ve net bir cümle gerekiyor artık.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Devrim uzun sürer…

Sonraki Haber

Sevdamdandır deliliğim

Sonraki Haber

Sevdamdandır deliliğim

SON HABERLER

Deştadarê’de Jinkom Kadın Dayanışma Merkezi açıldı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Rusya, Starlink’e alternatif uydu internet ağını genişletiyor

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Qamişlo Tugayı askerlerine silahlı saldırı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

İran’da üniversite öğrencisi Keşani’nin hapis cezası onandı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Erdoğan, Kurtulmuş ile görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Gimgim’de JES nöbeti 101’inci gününde: Yurttaşlar Licik direnişine destek verdi

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Maden işçileri Ankara’da bir kez daha gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır