Polonya’da Tusk hükümeti, parlamentonun seçtiği yargıçların göreve başlamasını engelleyen Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı görevden alarak polis eşliğinde mahkemeye müdahale etti
2015 ile 2023 yılları arasında iktidarda bulunan muhafazakâr PiS hükümeti, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere yargının üst kademelerini kendisine yakın isimlerle doldurmuştu. Bu yapı nedeniyle, 2023 seçimlerinin ardından iktidara gelen Tusk hükümetinin birçok düzenlemesi engellenirken, PiS saflarından gelen Cumhurbaşkanı da yargı ve bürokraside eski yönetimin atadığı isimleri korumaya devam ediyordu.
Anayasa Mahkemesi’nin başkanı görevden alındı
Yaşanan son gelişmelerle birlikte Anayasa Mahkemesi’nin en yaşlı üyesi Anna Korwin-Piotrowska, Polonya Olağan Mahkemeler Teşkilat Kanun’nun 130. maddesini (Söz konusu madde, bir yargıcın “suçüstü yakalanması veya davranışlarının yargının saygınlığını ve mahkemenin işleyişini derhal durduracak derecede tehdit etmesi” durumunda, geçici olarak (1 aylığına) görevden uzaklaştırılabileceğini öngörür) gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Yardımcısı’nı geçici olarak (1 ay) görevden aldığını duyurdu. Bunun ardından polisler Anayasa Mahkemesi binasına gelerek görevden alınan yargıçların binaya girişini engelledi. Eski iktidara yakın çevreler ise bu müdahaleyi “darbe” olarak nitelendirdi.
Macaristan ve Polonya arasındaki farklı dinamikler
Bölgedeki siyasi dönüşümler sürerken Macaristan’da Magyar’ın kazandığı açık seçim zaferi, Orbán iktidarını ve onun yargı ile bürokrasi üzerindeki hâkimiyetini sarsmıştı. Buna karşın Polonya’da iktidara gelen koalisyonun ideolojik açıdan heterojen yapısı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybedilmesi benzer bir dönüşümün önünü tıkadı. Polonya örneği, seçimleri kazanmanın iktidarı devralmak anlamına geldiğini, ancak devlet kurumları üzerindeki yerleşik otoriter mirası tasfiye etmeye her zaman yetmediğini gözler önüne seriyor.
DIŞ HABER









