Şam’da hangi konu başlıklarının ele alındığı, entegrasyon sürecinin hangi aşamada bulunduğu, Rojava–Şam hattında uygulanması gereken adımların neler olduğu ve sahadaki durumun nasıl şekillendiği soruları görüşmenin ana eksenini oluşturuyor
16 Nisan’da Şam’da gerçekleştirilen temaslarda, Suriye Demokratik Güçleri (DSG) Komutanı Mazlum Abdi, Özerk Yönetim Dış İlişkiler Sorumlusu İlham Ahmed, Geçici Şam Hükümeti Başkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Cumhurbaşkanı Danışmanı Ziyad el-Ayiş bir araya geldi.
Görüşmede, Suriye’nin temel siyasi ve güvenlik başlıkları, entegrasyon sürecinin ilerletilmesi ve uygulanması gereken maddelerin takvimi ele alındı. Tarafların, özellikle 29 Ocak Mutabakatı çerçevesinde belirlenen askeri, idari ve siyasi düzenlemelerin hayata geçirilmesine ilişkin kapsamlı ve detaylı bir değerlendirme yaptığı belirtildi.
Şam’da hangi konu başlıklarının ele alındığı, entegrasyon sürecinin hangi aşamada bulunduğu, Rojava–Şam hattında uygulanması gereken adımların neler olduğu ve sahadaki durumun nasıl şekillendiği soruları görüşmenin ana eksenini oluşturuyor.
Yerel kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, Ahmed Şara ile Mazlum Abdi arasında gerçekleşen görüşmede, Şara’nın Abdi’ye yönelttiği ‘Ne zaman Şam’a geliyorsun?’ sorusu dikkat çekiyor. Geçmiş süreçlerde Mazlum Abdi’nin, ‘Bir cumhurbaşkanlığı seçimi yerine halkımın arasında ve ulusal birlik çalışmalarında yer alacağım’ mesajı biliniyordu. Ancak bu görüşmeden anlaşıldığı üzere, Ahmed Şara, Mazlum Abdi’nin Şam’da görev almasını hayati ve kaçınılmaz bir adım olarak değerlendiriyor. Mazlum Abdi’nin cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ya da başka bir unvanla Şam’a geçip görev alması, 29 Ocak Anlaşması’nın uygulanması ve Suriye’de çözülmesi gereken siyasi sorunların DSG–Şam koordinasyonuyla sahada yürütülmesi açısından kritik görülüyor.
Ortak bir Suriye yönetimi tartışılıyor
DSG–Şam arasında, 16 Nisan görüşmesi öncesinde de gündeme gelen bir başlık bulunuyor. Yerel kaynaklara göre Şam, geçmiş görüşmelerde DSG–Özerk Yönetim yetkililerine, Suriye Dışişleri Bakanlığı’nda görev alabilecek bir isim talebini iletmişti. Suriye Geçici Hükümeti’nden bu konuda resmi bir açıklama yapılmamış olsa da bunun entegrasyon sürecine bağlı bir başlık olduğu tahmin ediliyor.
YPJ için ara formül
Kadın Koruma Birlikleri’nden (YPJ) Şam’ı ziyaret eden heyetin temaslarında ise Şam’ın çok sıcak bakmamasına rağmen kadınların ordu ve İç Güvenlik Güçleri içinde yer almasına yönelik makul ve ortak bir formül arayışının sahada sürdüğü belirtiliyor. Anayasal düzenlemelerin tartışılması, uzun süreli bir çalışma olarak ele alındığında, Suriye’de öncelikler ve hayati tartışmalar öne çıkıyor.
Vatandaşlık tanımının yeniden yazılması
Kürtçenin resmi statüye kavuşması; Kürtçe–Arapça dillerinin eğitim ve öğretim sürecinde kullanılması, Rojava’da bulunan okullar ve üniversitelerin Şam’da geçerli bir resmiyet kazanması, her bir üniversite öğrencisinin kazandığı veya okumak istediği bölümden diplomasını Eğitim Bakanlığından alabilmesi gibi başlıklar masada duruyor. Vatandaşlık ve kimlik tanımı da yeniden yazılıyor.
Özerk Yönetim’e bağlı tüm kurumların devlet kurumlarıyla birlikte yeniden bir idari ve siyasi yapıya kavuşturulması da entegrasyon sürecinin temel maddeleri arasında. Vali atamalarından belediye başkanlarının halk tarafından seçilmesine; iletişim, ziraat, sağlık, ekonomik ve kültür bakanlıklarının oluşturulmasına kadar uzanan başlıklarda, taraflar arasında kurulan komitelerin bu maddeler üzerinde ortak bir mekanizma oluşturması hedefleniyor.
Ekonomik ve idari mekanizmalar
Petrol tesisleri, gümrükler, sınır kapıları ve havaalanı gibi alanlarda ortak personel ve görevlilerin yerleştirilmesi planlanıyor. Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılması da bekleniyor. Net bir tarih verilmemiş olsa da bu ay içinde Geçici Şam Hükümeti’nin Nusaybin Sınır Kapısı’na ilişkin resmi bir açıklama yapması öngörülüyor.
Geçtiğimiz bir ay içinde kafileler halinde yerine dönen Êfrinliler’in dönüşünün tamamıyla sağlanması, savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalan binlerce yurttaşın evlerine dönebilmesi de hedefleniyor. Bu kapsamda 612 ailenin Êfrin’e dönmesi bekleniyor. Serêkanîye kentinde ise yurttaşların dönüşü için hazırlık komitesinin bir an önce hareket etmesi talep ediliyor.
Tutsakların durumu siyasi bir kriz olarak duruyor
Tutsak olan ve akıbeti henüz belli olmayan yüzlerce kişinin Suriye cezaevlerinde kalması siyasi bir kriz olarak öne çıkıyor. Suriye’nin kentlerinde eylemler düzenleyen ailelerin talebi, çocuklarının hapishanelerde çürümemesi ve bir an önce serbest bırakılması.
Haber: Enes Yıldız / ANF









