DEM Parti Meclis Komisyon Üyesi Saruhan Oluç, sürecin devam ettiğini belirterek, ‘Komisyon çalışmaları açısından baktığımızda kimi zaman sorunlar yaşanıyor’ dedi
Halep’te Kürtlere yönelik saldırıların arkasındaki güç olarak gösterilen Türkiye’nin Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve kendisine bağlı paramiliter grupların Kürtlere yönelik saldırılara teşvik etmesi, yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin daha kırılgan hale getirdiği sık sık ifade edilmeye başlandı.
Sürecin ana aktörlerinden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la yapılması planlanan görüşmenin yapılmaması sürecin kırılgan hale geldiğine dair görüşü güçlendirdi. Abdullah Öcalan’la 2 Aralık’tan bu yana görüşme yapılmaması, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’nin beklenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşmesinin henüz gerçekleşmemesi, kuşkuları beseleyen gelişmeler arasında gösteriliyor.
DEM Parti’nin Meclis Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, Abdullah Öcalan’la yapılan aylık rutin görüşmelerde gecikme olduğunu, ama görüşmenin mutlaka gerçekleşeceğini söyledi. Yaşanan gelişmeler nedeniyle görüşmenin önemine işaret eden Saruhan Oluç, “O nedenle bir an önce görüşmenin yapılması iyi olacaktır. Ayrıca Suriye’de yaşanan gelişmelerin değerlendirilmesi ve bu konuda Sayın Öcalan’ın görüşlerinin öğrenilmesi açısından da önemli. Bu yüzden beklentimiz, görüşmenin çok fazla gecikmeden yapılmasıdır” dedi.
‘Öcalan ile bir an evvel görüşülmesi gerektiğini düşünüyoruz’
Abdullah Öcalan’la görüşmenin gecikmesinde “özel bir durumun” olmadığını dile getiren Saruhan Oluç, “Ancak hatırlarsanız, heyetimiz siyasi parti grupları ve liderlerle çeşitli görüşmeler yapmıştı. Son olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşülmesi planlanıyordu. Bu görüşme henüz gerçekleşmedi. Heyetin bu konuda henüz bir başvurusu da olmadı. O görüşmenin ardından Sayın Öcalan’la görüşülmesi planlanmıştı. Ama illa o şekilde olması gerekmeyebilir. Dolayısıyla biz Sayın Öcalan ile bir an evvel görüşülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Umarız çok gecikmeden bu gerçekleşir” diye konuştu.
Saruhan Oluç, Erdoğan’la görüşmenin İmralı Heyeti’nin ada ziyaretinden sonraya da kalabileceğini söyledi.
‘Sürecin başaktörü Sayın Öcalan’dır, ‘Bitti’ demeden bitmez’
Halep’te Kürtlere yönelik saldırıların ardından sürecin tıkandığına dair yorumlar yapıldığına işaret eden Saruhan Oluç, “Süreç devam ediyor, bitmedi. Sürecin başaktörü Sayın Öcalan’dır. Sayın Öcalan ‘Bitti’ demeden süreç bitmez. Ama kimi pürüzler yaşanıyor. Komisyon çalışmaları açısından baktığımızda kimi zaman sorunlar yaşanıyor ki bu doğal, yaşanır böyle sorunlar” ifadelerini kullandı.
‘Kürt düşmanı anlayışın orada tekrar tezahür ettiğini gördük’
Halep saldırılarının insanlarda büyük kırılma yarattığının altını çizen Saruhan Oluç, “Süreç bir taraftan devam ederken Halep’te yaşananlar aslında herkese şunu düşündürttü: Bu iktidar ve Türkiye Cumhuriyeti devleti geleneksel kodlarına dönerek Halep’te davrandılar. Bir Kürt düşmanı anlayışın orada tekrar tezahür ettiğini gördük. Nerede tezahür etti? Türkiye’nin desteklediği çeşitli gruplar ve Suriye’deki geçiş iktidarının el birliği ile Halep’te bir kuşatması oldu ve bir katliam gerçekleştirildi” diye konuştu.
‘Ateşe benzin dökülmesi insanlarda çok ciddi soru işaretleri yarattı’
Türkiye’nin saldırılara dair açıklamalarla “ateşe benzin döktüğünü” söyleyen Saruhan Oluç, “Suriye’de demokratik bir rejimin ve demokratik bir ortamın oluşması, farklı halkların, kimliklerin ve inançların eşit koşullarda bir arada yaşayabileceği bir zeminin teşvik edilmesi gerekirken, bunun yerine ateşe benzin dökülmesi insanlarda çok ciddi soru işaretleri yarattı” diye belirtti.
‘Süreç karşıtları Halep’ten memnun oldu’
Türkiye’nin Suriye’de Kürtlerle değil, HTŞ ile hareket etmesinin sürece zarar verdiğini, bunun yanlış bir tercih olduğunu dile getiren Saruhan Oluç, Türkiye’nin bu tutumundan vazgeçmesi gerektiğini ifade etti. Saruhan Oluç, 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasını teşvik etmek, bu doğrultuda işleri kolaylaştıracak adımlar atmak ve bir çatışma zeminini değil, uzlaşma zemininin büyümesini sağlamanın önemli olduğunu söyledi. Saruhan Oluç, “Halep’te yaşananlara dair hem iktidara yakın hem de muhalefete yakın medya açısından baktığımızda, şöyle bir tablo ortaya çıktı. Yapılan yorumlara, haberlerin veriliş usullerine baktığımızda ne kadar süreç karşıtı varsa; Halep’te yaşananları teşvik ettiklerini gördük. Bu çok çarpıcı bir tabloydu. Süreç karşıtları Halep’ten memnun oldu. Süreç karşıtları çatışma ortamının büyümesinden memnun oldu. Süreç karşıtları istiyorlar ki, hem Suriye’de çatışma ortamı büyüsün hem Türkiye’de sürecin önündeki engeller artsın ve süreç akamete uğrasın. Bunu istiyorlar. Bunun uluslararası güçler alanına da baktığımızda isteyenler var. Yerel alana baktığımızda da isteyenler var” şeklinde konuştu.
‘Geleneksel kodlardan vazgeçilmesi gerekiyor’
Türkiye’nin desteğiyle HTŞ’nin yeni saldırı planlarına dair hazırlıklara işaret eden Saruhan Oluç, şöyle devam etti:
“Bu, aslında Cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülen geleneksel devlet politikalarına ve kodlarına geri dönme adımıdır. O hevestir. Peki, geleneksel kodlara baktığımızda neyi görüyoruz? Tekçi anlayışı görüyoruz. Yani Suriye’de farklı halkların, kimliklerin ve kültürlerin özgürce kendilerini ifade edebildikleri anayasal bir zeminin oluşmasını; kendilerini yönetebildikleri ve aynı zamanda Suriye’yi ortaklaşa yönetebildikleri bir yapının ortaya çıkmasını istememektir. Geleneksel kodlar bunlardır. Bundan vazgeçilmesi gerekiyor.”
‘Suriye’deki çatışmalar Türkiye’ye de zarar verir’
Türkiye’nin 10 Mart Mutabakatı’nın gereklerine göre hareket etmesi gerektiğini, bunlardan endişe duymaması gerektiğini ifade eden Saruhan Oluç, Türkiye’nin bunu tercih etmemesi halinde Suriye’de yeniden çatışma ortamının doğmasının muhtemel olduğunun altını çizerek, şunları söyledi:
“Suriye’de yeni bir çatışma ortamının ortaya çıkması demek; aslında büyük sorunların tekrardan Türkiye’ye taşınması demek. Suriye’de demokrasinin olmaması, Suriye’de barışın olmaması, Suriye’de huzurun ve eşitliğin olmaması Türkiye’de de huzursuzluk, barışın olmaması, demokrasinin olmaması, eşitliğin olmaması anlamına geliyor. Türkiye’nin yapması gereken şey; barışın gerçekleşmesi, demokratikleşmenin gerçekleşmesi, bir ortak yönetim modelinin, bir ortak paylaşım modelinin ortaya çıkmasını sağlamaktır. Bunun Türkiye’ye de faydası olacaktır. Türkiye’de yaşayan herkese de faydası olacaktır.”
‘Yazım ekibi 7 başlık belirledi’
Meclis’te hazırlıkları süren ortak rapora dikkat çeken Saruhan Oluç, rapor yazım ekibinin 7 başlık belirlediğini paylaştı. Saruhan Oluç, ortak rapora dair parti olarak Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a yazılı görüşlerini de ilettiklerini söyledi. Diğer partilerin de görüşlerini iletmesi gerektiğini, ancak bu aşamada bütün partilerin henüz iletip iletmediklerini bilmediklerini belirten Saruhan Oluç, “Şimdi bu 7 başlık aslında üzerinde konuşulabilecek, uzlaşılabilecek başlıklar olarak birlikte tespit edildi. O nedenle ortak raporun çıkmasının önünde şu anda görünen herhangi bir engel yok. Tabii ki farklı görüşler var belli konularda, ama bunları ortaklaştırmak mümkün” dedi.
AKP ve MHP raporlarının, silahların tamamen bırakılmasının teyit edilmesinden sonra yasal düzenlemelerin çıkarılacağı yönündeki söylemlerine de dikkat çeken Saruhan Oluç, bunun süreci geliştiren ve teşvik eden doğru bir adım olmadığını dile getirdi. Teyit mekanizmalarını reddetmediklerini belirten Saruhan Oluç, “‘Her şey bitsin, teyit edilsin, ondan sonra yasa çıksın’ yaklaşımını yanlış buluyoruz. Yasaların çıkarılması ile silahların bırakılması süreci eşzamanlı olarak gelişmelidir” ifadelerini kullandı.
‘Yazım ekibi son kez toplanacak’
Rapor yazım ekibinin çalışmalarına değinen Saruhan Oluç, şunları kaydetti:
“Kürt sorununun kök nedenleri üzerine anlaşmamız gerekmiyor. Kürt sorununun kök nedenlerinin nasıl ortadan kaldırılacağı konusunda da bu raporda tam olarak anlaşmamız gerekmiyor. Ortak raporda Meclis’e bazı tavsiyelerde bulunacağız. Diyeceğiz ki: ‘Şu konularda şu gerekçelerle yeni yasalar çıkarılması lazım ya da var olan yasalarda şöyle düzenlemeler yapılması lazım.’ Böyle tavsiyelerde bulunacağız. Bunlarda anlaşmak gerekiyor esas olarak ve ortak rapor bu tavsiyeler üzerine şekillenecek esas itibariyle. Eğer çok büyük bir aksilik olmazsa ortak rapor konularında bir uzlaşma sağlanacağı doğrultusunda bir eğilim var. Ama dediğim gibi bunu önümüzdeki hafta göreceğiz. Orada bir kez daha toplantı olacak. Ortak rapor üzerinde son bir tartışma daha yapılacak. Umarız büyük bir aksilik olmadan ortak rapor şekillenmiş olur. Rapordaki ortaklık, daha sonra çıkarılacak yasalarla ilgili de işimizi kolaylaştıracak bir ortaklık olur.”
Haber: Mehmet Aslan \ MA









