• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Ağustos 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Sessizliğin iki sesi: Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu

7 Ağustos 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Forum

Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nun birlikteliğini yalnızca iki müzisyenin yan yana gelişi olarak görmek mümkün değil. Aralarındaki bağda, uzun yılların kazandırdığı bir tanışıklık var. Birbirlerinin ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını bilen insanların rahatlığı…

Sabri Ejder Öziç

Yıl 1998…

Kulaktan kulağa, bir şehir efsanesi gibi yayılan sıra dışı bir albüm Kalan Müzik etiketiyle çıktı: “Gülün Kokusu Vardı…” Kapak tasarımı bile alışılmışın dışındaydı. Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nun halk müziğinde köklü bir değişimin önünü açan müziği, belki de yıllardır özlediğimiz iç sesimizle buluşmanın adıydı.

Albümü alıp büyük bir heyecanla dinlemeye koyuldum. O benzersiz sessizliğe, sadeliğe ve toprağın sesine yakınlığım da böyle başladı.

Ve o unutulmaz ilk hoyrat…

“Pencereden kar geliyor aman annem
Gurbet bana zor geliyor
Sevdiğimi eller almış aman annem
O da bana ar geliyor…”

Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu ile buluşmamız böyle başladı. Sonrası, yıllara uzanan bir dostluğun; ağabeyliğin ve kardeşliğin hikâyesi…

Bazı sesler duyulmak için yükselmez.

İnsan, onları ancak sustuğunda işitir.

Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nu dinlerken bunu hatırlıyor insan. Çünkü onların müziği, kendini dinletmekten çok insanı kendisiyle baş başa bırakıyor. Bir türkü bitiyor, ama sessizliği bitmiyor.

Onları anlatmaya albümlerinden, konserlerinden ya da ödüllerinden başlamak mümkün.

Ama eksik olur.

Çünkü bu yazının konusu müzik değil.

İnsan…

Erkan Oğur, içeri girdiğinde kendisiyle birlikte bir sakinlik de getiriyor. İlk istediği bir bardak çay. Sonra sandalyesine oturuyor; çevresindeki telaşın biraz dışında, kendi zamanının içinde… Elinde çayı, gözlerini uzaklara bırakıyor. Konuşmak için acele etmiyor.

Onun sessizliği, söylenecek sözü olmayanların sessizliği değil. Çok şey görmüş, çok ses duymuş, hayatı uzun uzun dinlemiş birinin hâli…

İsmail Hakkı Demircioğlu ise ilk anda başka bir yerde duruyor. Çevresine bakıyor, olup biteni anlamaya çalışıyor. Bakışlarında merakla temkin arasında gidip gelen bir ifade var. Sanki içinden, “Bizim burada ne işimiz var?” diye geçiriyor. Bulunduğu yere hemen teslim olmuyor; önce anlamak, tartmak, karşısındakini tanımak istiyor.

İki ayrı hâl, aynı masanın etrafında buluşuyor.

Biri uzağa bakıyor.

Diğeri bulunduğu yeri anlamaya çalışıyor.

Sohbet başladığında, ilk bakışta birbirinden ayrı görünen bu iki karakterin yıllar içinde nasıl yan yana yürüdüğü daha iyi anlaşılıyor.

Aynı türkünün içinde

Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nun birlikteliğini yalnızca iki müzisyenin yan yana gelişi olarak görmek mümkün değil. Aralarındaki bağda, uzun yılların kazandırdığı bir tanışıklık var. Birbirlerinin ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını bilen insanların rahatlığı…

Birinin sözü diğerinin sözünü bastırmıyor. Biri anlatırken öteki bekliyor. Bazen aynı meseleye farklı yerlerden bakıyorlar; fakat birbirlerinin cümlesini düzeltmeye ya da kendi doğrularını öne çıkarmaya çalışmıyorlar.

Birlikte yürümek biraz da budur belki.

Her konuda aynı şeyi düşünmek değil; aynı masada birbirinin sesine yer açabilmek…

Onların müziğinde de bu denge hissediliyor. Hiçbir ses diğerini örtsün diye yükselmiyor. Ezgi, sözün önüne geçmiyor; söz de ezgiyi kendine hizmet ettirmiyor. Her şey, olması gereken yerde ve gerektiği kadar duruyor.

Bu ölçü yalnızca müzikle açıklanabilir mi?

Belki biraz.

Ama insanın yaptığı işe kendi karakterinden bir şeyler bıraktığı da unutulmamalı. Sabırsız bir insanın müziğinde aceleyi, gösterişi seven birinin sesinde kendini gösterme arzusunu duyabilirsiniz. Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nun ürettiklerine ise başka bir hâl siniyor: beklemek, dinlemek ve gerektiğinde karşısındakine alan açmak…

Bu nedenle onları dinlediğimizde yalnızca iyi icra edilmiş bir eserle karşılaşmıyoruz. Bir tavırla, bir hayat bilgisiyle de karşılaşıyoruz.

“Bir türkü bitiyor, ama sessizliği bitmiyor.”

 

Türkünün önünde durmamak

Türkü, söyleyenin kendisini göstereceği bir alan da olabilir; kendisini geriye çekerek söze ve hafızaya yer açacağı bir alan da…

Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu, türkünün önünde durmuyor. Onu sesleriyle büyütürken kendilerini büyütme telaşına kapılmıyorlar. Söyledikleri eseri yalnızca bugüne ait bir şarkıya dönüştürmek yerine, geldiği yolun izini koruyorlar.

Çünkü her türkü, kendisinden önce yaşamış insanların nefesini taşır. Bir evin içinden, bir yolculuktan, bir ayrılıktan ya da uzun yıllar unutulmamış bir acıdan gelir. Söyleyene düşen, o sesi kendine mal etmek değil; ona kendi sesinde yeniden hayat vermektir.

Belki de bu yüzden onların söylediği türküler, ilk kez duyulduğunda bile insana tanıdık gelir. Sözünü bilmeseniz de duygusunu hatırlarsınız. Nereden geldiğini çıkaramasanız da bir yerinize dokunduğunu bilirsiniz.

Çünkü bazı ezgiler insanın hafızasına sonradan girmez.

Orada zaten vardır.

Bir çocukluk akşamında, kalabalık bir sofrada, uzak bir köy yolunda, artık hayatta olmayan birinin sesinde…

Müzik o kapıyı aralar.

Hatıra içeri girer.

Ustalığın sessiz tarafı

Ustalık çoğu zaman yanlış anlaşılır. Daha çok bilmek, daha güçlü görünmek, sözü sonuna kadar sahiplenmek sanılır.

Oysa gerçek ustalık, neyi yapabildiğini göstermek kadar neyi yapmaman gerektiğini de bilmektir. Her boşluğu doldurmamak, her cümleyi uzatmamak, sözü gerektiği yerde bırakabilmek…

Erkan Oğur’un sakinliğinde bunun izleri var. Konuşurken de dinlerken de kendisini ispatlama ihtiyacı duymuyor. Cümlelerini aceleyle kurmuyor. Bazen uzağa bakıyor; sanki sorunun karşılığını yalnızca belleğinde değil, içinde de arıyor.

İsmail Hakkı Demircioğlu ise söze daha hareketli bir yerden yaklaşıyor. Düşüncesini anlatırken elleri de cümleye katılıyor. Fakat onun tavrında da kendisini öne çıkarma çabası değil, meseleyi anlama ve anlaşılır kılma isteği hissediliyor.

Biri bekliyor.

Diğeri sözü çoğaltıyor.

Bu iki ayrı karakter, yan yana geldiklerinde birbirini eksiltmiyor. Tersine, aralarındaki fark ortaklığı daha görünür kılıyor. Çünkü gerçek yol arkadaşlığı, birbirine benzemekten değil; birbirinin varlığına alışmış olmaktan doğuyor.

Gürültünün karşısında

Yaşadığımız zaman, insanı sürekli görünmeye ve konuşmaya zorluyor. Daha yüksek sesle söylenenin daha doğru, daha çok görünenin daha değerli olduğuna inandırıyor.

Oysa çağımız bunun tam tersini öğütlüyor.

Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nun yıllardır koruduğu tavır, bu gürültünün karşısında sessiz ama güçlü bir yerde duruyor. Dinleyenin ilgisini yakalamak için müziği süslemiyor, duyguyu büyütmek için sesi zorlamıyorlar.

Çünkü hakiki olanın bağırmaya ihtiyacı yoktur.

Bir türkü, doğru yerden söylendiğinde kendi yolunu bulur. Dinleyenin içinde nereye varacağını, hangi hatıraya dokunacağını söyleyen belirleyemez. Türkü, seslendirenin elinden çıktıktan sonra artık dinleyenin hayatına karışır.

Belki bir yolculukta yeniden duyulur.

Belki yalnız kalınan bir gecede.

Belki de insanın hiç beklemediği bir anda, uzun zamandır kapalı duran bir kapıyı açar.

Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nun müziğini kalıcı kılan şey de burada aranmalı. Onlar dinleyene ne hissetmesi gerektiğini söylemiyor. Yalnızca duygunun kapısını aralıyorlar.

Geriye türkü kalıyor.

Bir de insanın kendisi…

Masadan geriye kalan

Sohbet ilerledikçe ilk dakikaların görüntüsü yeniden beliriyor zihnimde.

Erkan Oğur’un çayı…

Uzaklara bıraktığı bakışları…

İsmail Hakkı Demircioğlu’nun bulunduğu yeri anlamaya çalışan hâli…

Sonra sorular, cevaplar, gülümsemeler ve iki insanın yıllar içinde oluşmuş ortak dili…

Bir portreyi yalnızca anlatılan sözler oluşturmaz. Bazen insanın bardağı tutuşu, bir sorudan sonra bekleyişi ya da arkadaşını dinlerken yüzünde beliren küçük bir ifade, uzun cümlelerden daha çok şey söyler.

Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’ndan geriye de yalnızca söyledikleri kalmıyor.

Nasıl söyledikleri…

Nasıl dinledikleri…

Ve bütün bunların arasında korudukları insan hâli kalıyor.

Bazı sesler duyulmak için yükselmez.

İnsan, onları ancak sustuğunda işitir.

Bir türkü biter.

Onlardan kalan ses, insanın içinde yürümeye devam eder.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İmralı’da tek kişilik satranç: Öcalan’ın taraflara eleştirisi

Sonraki Haber

Bu hayatta seçtiği yegâne şey: Deniz Fırat

Sonraki Haber

Bu hayatta seçtiği yegâne şey: Deniz Fırat

SON HABERLER

AKP’li Emine Gözgeç: Süreci provoke etmeye çalışanlar var

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Türkiye’nin demokratikleşmesinden sadece Kürtler mi sorumlu?

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Bu hayatta seçtiği yegâne şey: Deniz Fırat

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Sessizliğin iki sesi: Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

İmralı’da tek kişilik satranç: Öcalan’ın taraflara eleştirisi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Siyasetin ince çizgisinde yaşamı özgürleştirmek

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Olacak olanı oldurmak ve yeni dünyaların diyalektiği

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır