İki yılını geride bırakan süreçte Abdullah Öcalan hem barış hem de demokratik çözüm iradesini ortaya koymada geri adım atmadı, Kürt tarafının adımlarına karşılık devletin somut adımı ve MGK raporu hala bekleniyor
1 Ekim 2024 tarihinde Meclis’te oluşan siyasi zeminle başlayan ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, 27 Şubat 2025’te kamuoyuna duyurulan, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile başlayan süreç ikinci yılını tamamlıyor. Çerçeve yasanın Meclis’te kabul edilmesinin ardından devletin atacağı resmi adımlar güncelliğini korurken, Abdullah Öcalan; silahlı mücadelenin sona erdirilmesinden PKK’nin feshine, demokratik siyasete geçişten demokratik toplumun inşasına kadar süreçte belirleyici bir irade ortaya koydu. Ancak Kürt tarafının attığı adımlara karşın devlet cephesinde MGK kararının beklenmesi sürecin temel gündemini oluşturuyor. Bu aşamaya gelene kadar yaşanan süreçler derlendi.
2024 yasama yılı: Devlet Bahçeli, DEM Parti sıralarında
1 Ekim 2024’te Meclis yeni yasama yılı açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti sıralarına giderek Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan ve milletvekilleriyle tokalaştı. Bu adım, sürecin siyasi zemininin oluşması için önemli bir adım olarak kabul edildi. Ardından Bahçeli, 22 Ekim 2024 tarihinde gerçekleştirdiği grup toplantısında Abdullah Öcalan’ın Meclis’te Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) grubunda konuşması halinde “umut hakkı”ndan yararlanabileceğini söyledi.
43 aylık mutlak tecridin ardından ilk görüşme: Tecrit devam
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Öcalan gelsin Meclis’te DEM Parti grubunda konuşsun” açıklamalarının ardından İmralı’da 43 aylık mutlak tecridin ardından ilk görüşme gerçekleşti. 23 Ekim 2024’te Riha Milletvekili ve yeğeni Ömer Öcalan ile görüşen Abdullah Öcalan, “Tecrit devam ediyor. Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” mesajı verdi.
‘Devir demokrasi ve kardeşlik devridir’
28 Aralık 2024’te Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’dan oluşan DEM Parti İmralı Heyeti ile görüşen Abdullah Öcalan, bu görüşmede ise; “Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır. Devir, Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devridir” vurgusunu yaptı.
Besê Hozat: Buyurun İmralı oradadır
Kürt Özgürlük Hareketi ise sürece dair ilk açıklamasını 7 Ekim 2024 tarihinde gerçekleştirdi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Meclis’te yaşanan tokalaşmaya işaret ederek, “Devlet Bahçeli’nin, AKP’nin, Erdoğan’ın böyle bir niyeti, yaklaşımı varsa buyurun İmralı oradadır” dedi.
İmralı’dan tarihi çağrı
Heyet 22 Ocak 2025’te yeniden adaya gitti. Abdullah Öcalan, “Daha kat edilecek çok yol var. Bu sefer başarmamız lazım” dedi. 27 Şubat’ta Ahmet Türk, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan, Cengiz Çiçek ve Faik Özgür Erol’un yanı sıra tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın katıldığı görüşmede tarihi Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı açıklandı. Abdullah Öcalan, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” mesajı verirken, Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan’ın “Pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” sözünü aktardı.
1 Mart’ta resmi ateşkes
Kürt Özgürlük Hareketi, Abdullah Öcalan’ın tarihi 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından bir gün sonra çatışmasızlık kararı aldı. 1 Mart’ta ise resmi ateşkes ilan edildi. Besê Hozat, 25 Mart 2025’te hukuki ve siyasi zemin sağlanmadan silah bırakmanın ve feshinin mümkün olmayacağını söyledi. Besê Hozat, “Bu olmadan silah bırakmamız mümkün değildir. Meclis’in aktif olarak bu konuda çalışması gerekiyor” dedi.
Kadınlara, Êzidîlere ve Newroz’a mesaj
Abdullah Öcalan, sürecin başlamasının ardından yaşanan ilk 8 Mart’ta alanlara çıkan kadınlara mesaj gönderdi. Gönderdiği mesajda “Sosyalizme kadın özgürlüğünden gidilir. Kadın özgürlüğü olmadan sosyalist olunmaz” dedi. Yine aynı dönem Êzidîlere mesaj gönderen Abdullah Öcalan, “Bu süreç en çok da Êzidîlerin Rönesans’ı olacaktır” çağrısı yaptı. 31 Mart 2025 tarihinde gerçekleşen aile görüşmesinde ise Newroz’da çağrının coşkuyla sahiplenilmesini selamladı.
Önder yaşamını yitirdi: Bu umut asla yarım bırakılamaz
Sırrı Süreyya Önder’in kalp krizi geçirmesi üzerine 21 Nisan’da İmralı Heyeti Üyeleri Pervin Buldan ve Faik Özgür Erol adaya gitti. Önder’in hastalandığını öğrenen Abdullah Öcalan, “Bağlılığın gereği, onun barış çabasını pratikleştirmekten geçer” dedi. Ardından Önder 3 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Önder’in yaşamını yitirmesinin ardından mesaj gönderen Abdullah Öcalan, “Bu umut asla yarım bırakılamaz” diyerek Önder’in barış mücadelesinin başarıya ulaşması gerektiği vurgusunu yaptı.
Tarihi 12’nci kongre
PKK’nin 12 Mayıs 2025 tarihinde açıkladığı 12’nci Kongre kararlarının ardından PKK Kurucuları Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun’un yaşamını yitirdikleri açıklandı. Yapılan açıklamanın ardından Abdullah Öcalan 13 Mayıs’ta “Ulusal varlık ve demokratik komünalite mücadelemizdeki yerleri daimidir” mesajını gönderdi. Kongreye sunduğu perspektifte PKK’nin feshedilmesini dört gerekçeyle savundu: ömrünü tamamlaması, silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçiş, devletle diyaloğun PKK resmiyeti altında yürüyememesi ve Barış ve Demokratik Toplum aşamasına geçiş.
26 yıl sonra ilk görüntülü mesaj: Demokratik Toplum Manifestosu
30 Mayıs 2025’te Jineolojî Akademesi’ne mektup göndererek kadınların sürece öncülük edeceğini belirtti. Abdullah Öcalan, 27 Haziran’da Şeyh Said konferansına “Bu geleneği özgür Kürtlüğün devrimci dönüşümünde bir zemin olarak ele aldım” mesajı yolladı. 9 Temmuz’da 26 yıl sonra ilk kez görüntülü mesaj yayımlayarak Demokratik Toplum Manifestosu’nu duyurdu ve “Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum” dedi.
Şikefta Casenê’de tarihi tören
Ardından takvimler 11 Temmuz tarihini gösterdiğinde ise Kürt Özgürlük Hareketi tarihi bir adım attı. Silêmanî kırsalında bulunan Şikefta Casenê’de Besê Hozat öncülüğündeki 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu silahlarını yaktı. Açıklamada “Bundan sonra mücadelemizi demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz” denildi. Besê Hozat, “Bu tarihi girişimin başarıya ulaşması için ciddi hukuksal reformlara, yasal ve anayasal düzenlemelere ihtiyaç var” diye ekledi.
Hareketten tarihi bir karar daha: Bazı alanlardan çekilme
Sonrasında hareket tarihi bir karar daha alarak bazı alanlardan çekilme kararı aldı. 26 Ekim tarihinde KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, Türkiye’deki tüm güçlerin Medya Savunma Alanları’na çekildiğini açıklarken “PKK’ye özgü Geçiş Hukuku esas alınmalı, demokratik siyasete katılabilmek için gerekli özgürlük ve demokratik entegrasyon yasaları gecikmeden çıkarılmalıdır” açıklamasında bulundu.
3 Kasım 2025’te Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol İmralı’ya gitti. Yapılan görüşmenin ardından Abdullah Öcalan’ın “Tarihi bir mesele için sınırlı koşullarda ciddi çaba gösteriliyor” mesajı kamuoyu ile paylaşıldı. 8 Kasım’da Köln yürüyüşüne mesaj gönderen Abdullah Öcalan, Avrupa’dan yükselen sesin İmralı’da duyulduğunu söyledi. “Kürtler hem Suriye’de hem de Ortadoğu’nun her yerinde varlıklarından taviz vermeden yaşamın öncüleri olmalıdır” dedi.
Grup Başkanvekilleri İmralı’da
24 Kasım’da Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adına AKP’li Hüseyin Yayman, MHP’li Feti Yıldız ve DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na giderken CHP heyet göndermedi. Bu görüşmenin tutanakları 23 Ocak 2026’da Meclis sitesinden yayımlandı.
‘Bu yıl barış yılı olsun’
25 Kasım’da kadınlara “İnsanlığın sırtına saplanmış erkek egemenliği hançerini çıkartıp eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı inşa etmenin öncülüğünü yapmalıdır” mesajını ileten Abdullah Öcalan, 2 Aralık’taki 10’uncu heyet görüşmesinde “Bu süreç, Kürtlerin cumhuriyete hukuk yoluyla katılımını sağlama sürecidir” dedi. Aralık’ta Maxmûr’daki İştar Meclisi Konferansı’na “Demokratik ve komünal bir sistem kadınların öncülüğünde gelişecek” mesajı gönderen Abdullah Öcalan, 30 Aralık’taki yeni yıl mesajında “Bu yıl barışın yılı olsun” çağrısı yaptı.
Görüşmelere kesinti
16 Ocak 2026’da heyet yeniden adaya gitti. Şubat ve 27 Mart’ta görüşmeler sürdü. Abdullah Öcalan, 27 Mart’ta “Silahlı mücadele dönemi sona erdi, geri dönüş yok” dedi. Ancak 27 Mart’tan 24 Mayıs’a kadar 58 gün İmralı Heyeti İmralı Adası’na gidemedi. 58 gün sonra 24 Mayıs’ta yapılan görüşmede Abdullah Öcalan, “Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir. Beklentide kalmak sadece risk üretir” dedi.
KCK’den rapor tepkisi
Ardından siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan Meclis Komisyonu’nun raporu yayımlanırken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 22 Şubat tarhinde Meclis Komisyonu raporuna ilişkin açıklama yaptı. KCK açıklamasında, “Raporda Kürt sorununun adı konulmuyor. Bir sorunun adı konulmadan çözülmesi mümkün değildir. Kürt sorunu dememek için ısrarla ‘terör sorunu’ kavramı kullanılıyor” denildi. Açıklamada Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma koşullarının sağlanması, herkesle görüşme ve konuşma imkanının tanınması istenirken “Bu yapılmadığı takdirde devletin çözüm politikası inandırıcı olmaz” ifadelerine yer verildi.
Takvimler 17 Nisan tarihini gösterdiğinde ise KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Türkiye’nin yasal ve siyasi karşılık vermemesi halinde sürecin ikinci aşamaya geçemeyeceğini söyledi. Karasu, “Umut hakkı ve Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, Meclis’te yasa çıkmadan da çözülebilecek bir konudur. Önder Apo 27 yıldır esaret altındadır” dedi.
Görüşme kesintileri devam etti
Mayıs ayından 20 Temmuz’a kadar yaklaşık iki aylık yeni bir kesinti yaşandı. Bu dönemde Kürt Özgürlük Hareketi, görüşmelerin aralıklı yapılmasının tecridin kalktığı anlamına gelmediğini, Abdullah Öcalan’ın toplumla doğrudan konuşamadığını ve sürecin tek taraflı ilerletilemeyeceğini vurguladı. KCK yetkilileri, fiziki özgürlük ve çalışma koşulları sağlanmadan sürecin sağlıklı yürümeyeceğini vurguladı.
Çerçeve yasa: Bin kilometrelik yol bir adımla başlar
20 Temmuz 2026’da beş saat süren görüşmenin ardından Abdullah Öcalan, “Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir” dedi. Abdullah Öcalan, “Kürt’ten Türkü ayırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürdü ayırsan Türk kalmaz” hakikatine işaret etti. 2 Ağustos’taki görüşmede ise “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” mesajını veren Abdullah Öcalan, çerçeve yasayı “en az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcı” olarak niteledi. Abdullah Öcalan, “Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir” diyerek yasanın önemine işaret etti.
Tutanak iddiaları: Bana karşı bir komplo
Çerçeve yasanın kabulünün ardından, 20 Temmuz ve 2 Ağustos görüşmelerine ait olduğu iddia edilen metinler 17 Ağustos’ta dolaşıma sokuldu. 23 Ağustos’ta DEM Parti İmralı Heyeti, Öcalan’a atfedilen notları “süreci doğrudan sabote etmeye dönük tehlikeli bir faaliyet” olarak niteledi. Kürt Özgürlük Hareketi de sızdırılan metinlerin gerçek olmadığını, sürecin provokasyonla yıpratılmak istendiğini açıkladı. Takvimler 25 Ağustos’u gösterdiğinde ise Abdullah Öcalan, DEM Parti İmralı Heyeti aracılığıyla “Kamuoyuna Duyuru” başlığıyla gönderdiği mesajı yayımladı. Abdullah Öcalan, “Basına, sosyal medyaya yansıyan ve bana atfedilen ifade, görüşme, isim, belge, tutanaklar, atıflar gerçek dışıdır. Bu paylaşımlar süreç karşıtları tarafından geliştirilen provokatif hareketlerdir. Bana karşı bir komplodur” diyerek tutanakların gerçeği yansıtmadığını vurguladı.
‘Kürt yasa içine alınmalı’
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun açıklaması ile Kürt Özgürlük Hareketi de çerçeve yasaya dair değerlendirmelerde bulundu. 26 Temmuz tarihinde konuşan Karasu, taslağı gördükten sonra tutum koyacaklarını söyledi. 8 Temmuz tarihinde de açıklamalarda bulunan Karasu, “Fiilen Kürt deniliyor ama yasalarda Kürt yok. Kürt yasa içine alınmalı, varlığı tanınmalı” ifadelerini kullanırken, silah yakma töreninden bir yıl geçmesine rağmen yasanın gecikmesini eleştirdi.
2 Eylül tarihinde de açıklamalarda bulunan Karasu, “Artık doğrudan Önder Apo’yla yüz yüze görüşmelerin olmasını bekliyoruz. İmralı’nın kapıları açılmalıdır” dedi. Tutanak tartışmalarının provokasyona alan açtığını, bunun aşılmasının Abdullah Öcalan’ın toplumla doğrudan iletişim kurmasından geçtiğini vurguladı.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık ise 4 Eylül tarihinde açıklamalarda bulundu. Bayık, sürecin sadece silahsızlanma olmadığı vurgusunu yaparak, “Demokratik siyasal alana adım atmak için silah bırakılacaktır. Yönetici kadronun ve önemli sayıda kadronun çerçeve yasa dışında kalması ciddi bir sorundur. Rêber Apo ve yönetici kadronun durumu netleşmeden Kürt Özgürlük Hareketi ile devlet arasındaki sorun nasıl çözülmüş olacaktır” diye belirtti.
‘Silahsızlanma olacaksa, Önderlik tarafından yürütülmeli’
14 Eylül tarihinde tekrar açıklamalarda bulunan Karasu ise, “Silahsızlanma olacaksa da onun Önderlik tarafından yürütülmesi gerekiyor. ‘Hadi silahları bırakın, gelin’ diye bir şey olamaz. Türkiye’ye gidip demokratik siyasetin, demokrasi mücadelesinin parçası olmak istiyoruz” dedi. Karasu yaptığı açıklamada; Kandil ile İmralı arasında ve devlet yetkilileriyle iletişim kanalı bulunduğunu da açıkladı.
Son İmralı ziyareti
Son görüşme ise 2 Ağustos tarihinden 13 Eylül tarihine kadar bekletildi. Çerçeve Yasa kanununun yasalaşmasının ardından 13 Eylül’de Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol İmralı’ya gitti. Yasalaşma sürecinin arından Abdullah Öcalan, “Karşılıklı pratik adımların atılması ve kurulların aktif olarak çalışmaya başlaması büyük önem taşıyor. Barışın karşılığı silah bırakmaya, siyasallaşmanın karşılığı demokratik siyaset ve demokratik topluma tekabül eder. Barış iradesinin boşlukta kalmaması, somut hukuki ve siyasi düzenlemelerle güvence altına alınması ertelenemez bir görevdir” mesajını vererek çalışmaların hızlanması gerektiği mesajını verdi.
16 Eylül: Alevi rönesansı mesajı
Aynı görüşmenin ardından, İdris-i Bitlisî üzerinden yürüyen tartışmaya ilişkin mesajı 16 Eylül tarihinde DEM Parti’nin Mezopotamya Ajansı’na verdiği mesaj yoluyla kamuoyuna duyuruldu. Söz konusu tartışmalara cevap veren Abdullah Öcalan: “İdris-i Bitlisi’nin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmak, onu eksiklikleri ile beraber olduğu gibi yeniden canlandırmak değildir. Tam tersine, geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarına kurulan ittifak anlayışını, bugün halkların ve inançların çıkarı doğrultusunda güncellemektir” mesajını verdi.
Alevilerin sürecin öznesi haline gelmesi gerektiğini belirten Abdullah Öcalan mesajında, “Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını elbette ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri ve Alevileri kendi kimlikleri ve özgünlükleriyle bu yeni demokratik ittifakın kurucu öznesi haline getirmektir. Söz konusu olan mirlerin değil halkların ittifakıdır. Amaç egemenliğin değil eşitliğin ve özgürlüğün ittifakıdır. Alevi rönesansı da bu ortak demokratik geleceğin en önemli sütunlarından biridir” ifadelerine yer verdi.
Rojava mesajı
Yine aynı haberde Abdullah Öcalan’ın Rojava’daki gelişmelere dair de mesajı da kamuoyuna duyurulurken, Abdullah Öcalan’ın yaşananları “açık bir provokasyon” olarak nitelendirdiğine dikkat çekildi. Mesajın devamında Abdullah Öcalan, “Bir genci vahşice katledip sonra da kente girmeye bahane edeceksin. Bu açık bir provokasyon. Diyalog zeminine yönelik bu sabotaj hemen durmalıdır” diye belirtti.
İran mesajı
Aynı haberin devamında ise Abdullah Öcalan, Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê’nin (PJAK) izlediği politikanın doğru olduğunu, başka etki alanlarına girmeden halkı savunma stratejisinin yerinde olduğunu ifade etti. Abdullah Öcalan’ın İran’a yönelik önceliğinin idam çılgınlığının durdurulması ve İran’ın Kürt bölgesine saldırmaktan vazgeçmesi olduğu belirtilen haberde “Eğer bu yapılmazsa Kürtlerin meşru savunma hakkı olur. Türkiye bu konuda pozitif rol oynamalıdır” mesajı kamuoyu ile paylaşıldı.
Bayık: Bizim de Önder Apo’nun yanına gitmemiz gerekiyor
17 Eylül’de Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda Abdullah Öcalan’ın da görev alacağını açıkladı. Ardından KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, 18 Eylül gerçekleştirdiği bir röportajda Kürt Özgürlük Hareketi heyetinin de İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi gerektiğini, aksi halde sürecin sağlıklı ilerlemeyeceğini söyledi. “Kürt ve Türk toplumunda çok fazla kuşku var” diyen Bayık, şu ifadeleri kullandı, “Önder Apo’nun hitabı bu kuşkuları ortadan kaldırır. Türkiye’nin yaklaşımı bizde de kuşkular oluşturuyor. KCK’nin de İmralı’yı ziyaret etmesi gerekiyor. Bizim de Önder Apo’nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez.”
Gazetecilerin, danışmanların, siyasetçilerin ve akademisyenlerin de Abdullah Öcalan ile görüşmesi gerektiğini belirten Bayık, silah bırakmanın demokratik siyaset hakkına ve yasa değişikliğine bağlı olduğunu belirtti. Bayık, “Türk hukukunda Kürtler yok. Değişiklik yapılmazsa Kürtlerin baskı altına alınması devam eder. Kayyımlar devam ediyor. Siyasi tutuklular serbest bırakılmadı. Terör listesinden kimse çıkarılmadı. Her şeyi silah bırakmaya sıkıştıran bir anlayış var” dedi.
Aynı röportajın devamında Bayık, “Önder Apo özgür olmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye’ye gitmeyiz” ifadelerine yer verirken Kürt Özgürlük Hareketi’nin süreç boyunca yinelediği çerçeve değişmedi. Ateşkes, fesih ve silahların imhası adımlarını atan Kürt Özgürlük Hareketi, karşılık olarak tecridin kalkması, Abdullah Öcalan’ın çalışma koşullarının değişmesi, demokratik siyaset hakkının tanınması ve yasal-anayasal düzenlemelere dönük adımların atılması gerektiğini ve bu gerekliliğin sürecin ruhuna uygun olacağını yineledi.
Yeni gelişmeler bekleniyor
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise 22 Eylül’de silahsızlanmaya dair yakın dönemde gelişme beklendiğini, Abdullah Öcalan’ın ilgili kurulda Silahsızlanma ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak çalışmalara resmen başlamasının önemli olacağını belirtti.
Öcalan’ın mesaj hattı değişmedi
İki yıla yaklaşan süreçte Öcalan’ın mesaj hattı değişmedi: silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçiş, yasal güvence, kadın özgürlüğü, Aleviler dahil inançlarla eşit ittifak ve pratik adım. Buna karşılık heyet gidişlerindeki kesintiler, tecridin fiilen sürmesi ve MGK kararının belirsizliği, mesajların doğrudan toplumla buluşması talebini gündemde tutuyor.
Haber: Ömer Güngör \ MA









